|
Gemlik depremi, Köyceğiz bebekleri ve Amazon Ormanları
Manyas'tan sonra Gemlik'te de 5.2 şiddetinde bir deprem olduğunu duyunca...
Kulağıma ünlü Prof. bir uzmanın; Gemlik'te de yaşanmış olandan, 10 kat daha şiddetli olacağı bilinen büyük İstanbul depreminin, yaklaşmakta olan ayak seslerinden söz ettiği çalınınca...
Aklıma ne geldi biliyor musunuz; İstanbul manzarasına hâkim teraslı katlarda oturan dostlardan kaç tanesinin salonunda; İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Elif Naci, Bedri Rahmi gibi İstanbullu ressamlardan hangilerinin kaç tablosunun da, bulunduğu...
***
İstanbul manzarasına hâkim yerlerde oturmaya tutkulu olanların salonlarında, İstanbul ressamlarından da birkaç tablo yoksa; beklenmekte olan bir İstanbul depremi, yıkıntılar, çöküntüler, yerle bir olmalarla pesperişan edebilir koca bir kenti...
Nedeni de, İstanbullu paletlerden süzülmüş resim ve ressam bütünleşmesinden yoksunluğun; mimar ve mimarlık sanatıyla da bütünleşmişlikten uzaklığın, bir kanıtı olması...
***
Sanat zevkinin yüksekliği, sürekli ayıklar kurnazlık cüceliğine sığınmış çürüklüğü...
Nasıl ki, 3800'ü aşkın belediyedeki itfaiye örgütünün donanımını, personelini, bütçesini merak etmek de; şan, şeref, onur, gurur salçasıyla tatlandırılmış demeçlerin fasaryalı boşluğunu ayıklarsa...
***
Hamasete dayalı, şeffaflıktan yoksun oligarşik bir yönetim yapısının nelere mal olduğu, bir İstanbul depremiyle çıkacaktır ortaya...
Ve hain-i vatan bir depremi, ipe çekmek de mümkün olmayacaktır.
***
3 kez evlenip ayrılmış, 30 yaşlarında Köyceğizli genç bir kadın; 2 küçük kızı ve kucağındaki 6 aylık bebeğiyle bayram ziyaretine geldi. 6 aylık bebek de kızdı.
Anasının kucağındaki 6 aylık kız bebek...
Minicik yüzünün gözleri hafif kapalı, baş parmağı ağzında; bir şeyler aranıyormuş gibi sokulup durmada anasının göğsüne...
Biri 7, öteki 9 yaşlarındaki 2 küçük kız çocuğu ise; epey kıskanıyorlar gibi kucaktaki kardeşlerini...
Onlarla da ahbaplık edip, dilediğim gibi öpemedim bebeğin o ufacık ayaklarını...
***
Köyceğiz'in 2 yaşında, 3 yaşında saçları örgülü, kurdeleli kız çocukları...
- Dedeye öpücük gönder, denildiğinde...
Dudaklara giden ve öpücük gönderen o küçücük eller...
Sonra beynimin içinde derinliğine açılan perdeler... O küçücük kız çocuklarının, büyüyüp birer genç kız olduktan sonra, içinden geçecekleri perdeler...
***
Bir şeyler çimdiriyor gibi oluyor insanın yüreğini; düş kırıklıkları, çaresizlikler, ölmeler öldürmeler, nutuklar, Kürt sorunu, İstanbul depremi gibi bir şeyler...
***
TRT-1 kanalında, Amazon Irmağı'yla Amazon Ormanları hakkında bir belgesel vardı...
3 milyon 200 bin kilometrekarelik Amazon Ormanları...
Kars'tan Edirne'ye tüm Türkiye'nin, 4 katı büyüklüğünde yayılıp gitmiş olan Amazon Ormanları...
Henüz daha içlerine tam olarak girilememiş olan ormanlar...
Ve oralarda dünyadan habersiz, sessiz sakin yaşayan meçhul yerli kabileler...
***
Belgeselde, Amazon Ormanları'nda yaşayan bir kabileden görüntüler de vardı. Masamsı bir yerin çevresinde sırtı dönük 3 küçük çıplak çocuk... Çocuklardan 2'si, dönük sırtlarıyla ufacık ayaklarından birini kaldırmışlar, ötekini kaşıyorlar hafifçe...
***
Köyceğiz'deki bebeklerle, 3-4 yaş çocukları; Amazon Ormanları'ndaki bebek ve çocuklarla eşdeğerde bir doğallığın yavrularıydılar. Hiçbiri bilmiyordu hangi koşulların ortamlarında nasıl bir dünyaya adım attıklarını...
***
Hint Okyanusu kıyılarında, Tanzanya'da, Zanzibar'da da öylesine sevmiştim ki, o siyah Afrika çocuklarını ve onların melül mahzun, kocaman gözlerinin akı içinden şefkat arayan siyahlı bakışlarını...
***
Seçimler yaklaştıkça, nutuklar da hızlanacak gibi... Nutuk mutuk dinlemeyen Gemlik depremi de, gerçekten ayak sesi mi acaba daha büyüklerinin?
Ve kucaktaki bebeklerin minicik ayakları, öpülesi...
c.altan@prizma.net.tr
|
|