|
 |
|
|
Ev sahibi, yöneticiler ve Gerets
Pazartesi Florya'daydım...
Eric Gerets'le bir kahveliğine.
Onla Almanca, İtalyanca veya İngilizce konuşabilirdim, ama Türkçe konuştum, Mustafa Turgun tercüme etti.
Nolur noolmaz...
Kimin kime ne dediğini, Galatasaray Sportif Direktörü'nün de bilmesini istedim.
Hıncal Abi'nin o meşhur asansöründeydik, ikimizden biri gaz kaçırabilirdi (aman, aman, aman, aman).
Bir üçüncü kişi olsun istedim, asansörde.
Evet nolur noolmaz.
* * *
Zaten, sadece lafladık.
Sadece, birbirimizle tanışmak istedik, ikimiz de istedik, onun için oradaydım.
Bu kadarını bile yazmayacaktım da Adnan Sezgin'i yazınca, niye orada olduğumu bilmenizi istedim.
Ve...
"Futbolcular Gerets'i sevmiyor" diyor bazı yöneticiler sık sık.
Yine Roma'dan olsun...
Ev sahibim bir gün aniden "komşuların sana ısınamamış" dedi.
Sanki ısınmaları gerekiyordu.
Sonra her gün vıdı vıdı yapmaya başladı.
Bahane arıyordu.
Florya'ya dönelim.
Futbolcular da belki sevmiyorlardır Belçikalı'yı, sevmeleri de gerekmiyor zaten.
Ama...
Takıldım bir kere.
Bir bakalım; kim sevmeyebilir?
Arda marda, Aydın maydın gibilerin, sevmeseler bile söyleme şansı var mı?
Yok.
Türkiye Ligi'nin çoğu 11'inde oynayamayacak haldeyken, Galatasaray 11'inde oynayanların sevmeme şansı var mı?
Yok.
Onlar, belki aşık bile olmuşlardır Gerets'e.
İlk 11'de banko oynayan yıldızlar niye sevmesin?
"Sevseler ne yazar, sevmeseler ne yazarlar"ı da çıkartın.
Geriye kim kalıyor, bakın.
Ya üç, ya iki, ya da daha da az.
Ve...
Yıllardır 11'de oynayan, şimdi çoğu zaman sonradan giren, seyircinin çok sevdiği sembol Raul, sanki çok mu seviyor Fabio Capello'yu bu aralar?
Kimin umurunda?
Ve...
Böyledir bu işler.
Galatasaray Yönetimi, Florya'dakilere toplayıp, açık açık hatta açık saçık "Eric demek biz demek, onu sevmeseniz de sayacaksınız, ona yapılanı bize yapılmış gibi değerlendiririz, yine de istemeyen varsa güle güle" demediği müddetçe, Florya'da huzur olmayacak bu gidişle.
Ve...
Tabi bence.
Kimin 11'i?
Fenerbahçe'nin Newcastle'daki 11'ine, Başkan Aziz Yıldırım'ın karıştığı söyleniyormuş.
Her gazetede bu var.
Söyleniyormuş...
Söylendiği anlatılıyormuş...
Söylendiğinin anlatıldığı konuşuluyormuş...
Söylendiğinin anlatıldığının konuşulduğu ifade ediliyormuş...
Vesaireymiş vesaireymiş.
Ve...
Diyelim ki Aziz Yıldırım karışmak istedi 11'e.
O mu direkt karışır Zico'ya?
Bir yöneticisini karıştırır, işler daha fazla karışmasın diye.
"Bana ne, o karışmış" der ve sıyrılır gider.
Hem...
"Aziz Yıldırım'ın ilk 11'e karıştığı söyleniyormuş" diyorlar ya.
Nerede?
Sanki bir oda var, o odada da bu tip söylentiler var. O odaya girip, kendine uygun bir söylenti alıp çıkıyorsun oradan.
Tigana o odada gönderiliyor, futbolcular Gerets'i o odada sevmiyor, ilk 11'e Aziz Yıldırım o odada karışıyor.
* * *
Newcastle'da oynanan futboldan, ilk defa herkes tatmin oldu, hatta bazı yorumcular bile.
Ama bazıları olmadı.
Kafayı Zico'yla bozanlar.
Onlar, haftalardır sövdükleri Brezilyalı'yı, takımın iyi oynadığı o tek haftada bile övmediler.
"11'i o yapmadı" dediler.
Ve...
Ben de şimdi "Fenerbahçe Başkanı ve yönetimi, haftalardır 11'e karışıyordu, ilk defa karışmadı, Newcastle'daki 11'i Zico yaptı" desem...
"Fener Yönetimi aldığı oyuncuların oynatılmasını istiyordu, bilhassa Deivid'in, haftalardır Zico'nun işine karıştılar" da derim.
Kim ne diyebilir?
"Zico'nun, Newcastle'daki 11'e bu defa başkanını karıştırmadığı söyleniyormuş..."
Söyleniyormuş...
Söylendiği anlatılıyormuş...
Söylendiğinin anlatıldığı konuşuluyormuş...
Söylendiğinin anlatıldığının konuşulduğu ifade ediliyormuş...
Vesaireymiş vesaireymiş.
Evet kim ne diyebilir?
Ve...
En tuhafı...
Christoph Daum'u, oynattığı sistemden ötürü "gitsin" diyenlerin, bu defa Zico'ya, ilk defa Daum gibi oynattığında "böyle oynatacaksa kalsın" demeleriydi.
Ve...
Tabi yine bence.
Romalı kız ve ben
O dünlerde, Roma'da bir sevgilim vardı.
Zırt pırt "seni seviyorum, sendeyim"derdi.
Ve...
Eklerdi:
"Bu gün, bu saat, bu dakika itibarıyla"
Bir gün, bir saat, bir dakika sonra, ne olacağını bilememek, dayanılacak bir azap değildi.
Bir sabah...
Sıktığını fark ettim, sıkıldığımı da, aradım:
-Ben gidiyorum, bunaldım.
-Dün her şey çok iyiydi, nereden çıktı bu niyetin yoktu?
-Dün öyleydi bugün böyle, sen anlarsın.
Ve...
Uzun bir "ohhhhh" çektim.
* * *
Pazartesi, Florya'da Adnan Sezgin'i gördüm, o da "Gerets'den memnunuz" dedi, "onlayız, onu seviyoruz ve göndermiyoruz"...
Roma'daki o kız da böyle diyordu.
Bu gün, bu saat, bu dakika itibarıyla.
Galatasaray Yönetimi, zırt pırt "memnunuz, onlayız, onu seviyoruz" diyor.
Ve...
Roma'daki kızla, ilk yıl her şey dört dörtlüktü.
Sonra, "bu gün, bu saat, bu dakika itibarıyla"lar başladı.
Ve...
Bitti.
Ve...
Eric'i en iyi ben anlarım.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|