Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eğitime yön verenler (2)


Eğitime yön verenleri sıralarken cumhurbaşkanından öğrencilere kadar hemen herkesi bir bir ele almıştık. Öğretmen ve öğretim üyelerini ise listeye dahil etmemiştik. Bu konuda uzun uzadıya akademik eleştiriler geldi. Şaka yollu, sende mi Brütüs dercesine, sende mi bizi unuttun diyenler oldu. Ama genel kanı, öğretmenlerin de bir yönlendiren olduğu yönünde.
Bu eleştirileri saygıyla karşılıyoruz. Başkalarını bilmem ama ben hâlâ öğretmenlerin yönlendirenden çok yönlendirilen olduğu kanısındayım.
İlk ve orta dereceli okulları göz önüne getirin. Öğretmenlerin eline tutuşturulan bir müfredat ve ders kitapları listesi var. Her şey en ince ayrıntısına kadar dikte ettirilmiş. Bunun dışına çıkmaları mümkün değil. Derslere biraz olsun renk katmak istediklerinde, hemen müfettişi karşısında bulurlar. Bu yüzden söyleneni yapmak, en rahat olanı. Onlar da onu yapıyor.
Üniversitelerde de durum farklı değil. Kendileri için ne öngörülmüşse onu yerine getiriyorlar. YÖK, başarının üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallandığı sürece de farklı bir tutum içerisinde olmaları mümkün değil.
Rektörlerin bile YÖK'ten izin almadan Cumhurbaşkanı ile dahi görüşmelerine sınır konulduğu bir ortamda, öğretim üyeleri ne kadar özgür, özerk ve yönlendiren olabilirler ki?..
Öğretim kadrolarımız keşke yönlendiren konumunda ve o donanımda olsalar...

Nerede o eski öğretmenler...
Nerede o eski öğretmenler diyenlerden değilim. Ama eski öğretmenlerin bugünkülerden çok daha farklı olduğuna inananlardanım. En azından daha idealistlerdi. Eskilerin de yenilerin de artıları eksileri var. Birbirleriyle kıyaslanmaları ise hiç doğru değil. Çünkü o günün koşulları ile bugünün koşulları çok farklı.
O zaman en iyi öğrenciler öğretmenliği tercih ediyordu. Ya şimdi? O zaman öğretmenler protokolün ön sıralarındaydı. Bugün ise neredeyse son sıradalar. O zamanlar, yani cumhuriyetin ilk yıllarında onlar için memleketin her yeri kutsal bir görev mekânıydı. Şimdi ise en iyi yer, aileye en yakın olanı...
Sıralamalar uzayıp gidebilir. Örneğin şimdiki öğretmenlerin hoşgörüsü o zaman yoktu. Dayak cennetten çıkmaydı. Ama şimdi öyle mi? Dayak atan öğretmeni ilk eleştiren yine öğretmen arkadaşları oluyor.
Notun baskı aracı olmaktan çıkması çok oldu. Bugünün öğretmeni artık sorunları dostlukla çözüyor.
Eskiden öğretmenler olumlu ya da olumsuz iz bırakırlardı. Askerlik anıları gibi her dersin öğretmeniyle çok önemli anılar vardı. Şimdiki öğretmenlerin ise isimleri öğrenilmeden yıllar akıp gidiyor.

O kadar çok sorunları var ki
Öğretmen atama sistemi öylesine çarpık ki, öğretmen olmak için yanıp tutuşan gençlerin bile bütün tutkuları yok olup gidiyor. KPSS'de en yüksek puanları almalarına rağmen kısıtlı kadrolar nedeniyle 3-4 yıl beklemek zorunda kalan öğretmenlerin, sınıfa girdiklerinde artık ne meslek aşkı kalıyor ne de öğretme ve örnek olma kararlılığı.
Bu yüzden atama sisteminin süratle değiştirilmesi gerekiyor. Ayrıca sözleşmeli, ücretli, usta, stajyer gibi, öğretmenleri sınıflandırıcı ayrımların da bu kutsal mesleğe bir şey kattığını söylemek abartılı olur.
Peki ya maaşlar? İşte, öğretmenleri mesleklerinden soğutan etkenlerin başında o geliyor. "Eski öğretmenler de çok daha zor koşullarda çalışıyorlardı" diyecek olduğunuzda ise, "O zaman herkes aynı zor koşullarda yaşıyordu. Ama bugün öyle mi, en fazla istismar edilen öğretmenler" deyip çıkıyorlar. Haklılar da.
Üniversitelerde profesörlere zam yapıp diğerlerini unutan da Ankara değil mi?
Özetin özeti: Öğretmen ve öğretim üyelerimiz keşke güncel sorunlarından kurtulabilip tüm zamanlarını, tüm heyecanlarını, tüm birikimlerini öğrencileri için harcayabilseler. 80 kişilik sınıflarda da olsa!..

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye'nin 'merkez sol' ihtiyacı
CHP lideri Deniz Baykal, arkadaşımız Fikret B...
Çetin ALTAN
'Kimlik' kanıtlamanın kanlı ve karanlık cinnetlerinden uzakta...
Şehirlerarası bir otoyolda, düzenli gitmeye ç...
Fikret BİLA
Kök hücrede bir başarı öyküsü
Tıptaki gelişmelere ilişkin haberlerin çok di...
Güneri CIVAOĞLU
Yeşil tecrit
Bağcılar'da yapılan yeni parka, sadece "kadın...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitime yön verenler (2)
Eğitime yön verenleri sıralarken cumhurbaşkan...
Hurşit GÜNEŞ
Eşitlik adil değildir!
Sosyal adaletin en önemli unsuru fırsat eşitl...
Sami KOHEN
Anket bize de işaret veriyor
TÜRK kamuoyunun AB üyeliği konusunda eski ist...
Metin MÜNİR
Ecele faydası yok ama
Birkaç ay önce Türkiye'nin önde gelen müteahh...
Faik ÖZTRAK
'Atılacak adımlar' şok fiyat ayarlamaları mı?
Bayram öncesinde 2007 bütçesi TBMM'ye verildi...
Derya SAZAK
CHP, merkez sağ
Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Rodos...
Meral TAMER
Ekmekte "Lezzet kraldır" dönemi
Dün gazetede ziyaretime gelen Doygun Gıda'nın...
Güngör URAS
Yüz yıl önce de bütçenin yüzde 30'u faize gidiyordu
Osmanlı Devleti Maliye Nezareti'nin istatisti...

© 2006 Milliyet