Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Anket bize de işaret veriyor


TÜRK kamuoyunun AB üyeliği konusunda eski istek ve heyecanını kaybetmesinde, kabahat sadece AB'de mi? Türk tarafının da bunda bir payı var mı?
Dünkü yazımızda, A&G firmasının yaptığı son kamuoyu araştırmasının ışığında Türk halkının AB'ye giderek soğuk bakmasının nedenlerini incelemiştik.
Şimdi de madalyonun öbür yüzüne bakıp bu yeni eğilimin ortaya çıkmasında "bizden" kaynaklanan faktörleri ele alalım.

"Bizi alırlar mı?"
Kamuoyu, genelde empülsif ve duygusal davranır, tepkileri hızlı ve güçlü gösterir. AB'nin bazı davranışları kadar Avrupalı politikacıların demeçleri, hatta Avrupa gazetelerinin yorumları böyle bir tepki görüyor... Halkta AB'nin işleyişi hakkında bilgi eksikliği var. AB'ye duygusallık içinde, kolaylıkla Türkiye'ye karşı "kötü emeller" atfediliyor, komplo senaryoları üretiliyor.
Türk toplumunda yükselen milliyetçilik duygularının da bunda rolü var. AB'nin temel kriter ve ilkeleri, bazı hallerde (özellikle egemenlikle ilgili konularda) Türkiye'nin ulusal çıkarlarına karşı sayılıyor. AB'nin davranışları "müdahale" olarak görülüyor, bu tür konuların müzakeresi "teslimiyetçilik" olarak nitelendiriliyor...
AB üyeliği yolunda kabul edilmesi gereken yasal değişiklikler ve siyasi, ekonomik reformlar, "statüko"nun korunmasından yana olanlarda derhal bir refleks yaratıyor.
AB liderlerinden zaman zaman gelen çatlak sesler, temelde ideolojik ve siyasal nedenlerden AB'ye karşı olan çevrelerin argümanlarını daha etkin biçimde duyurmaları fırsatını veriyor. "Nasıl olsa bizi almazlar" gibi sözler, halk arasında kolayca yaygınlaşıyor...
Bu arada, uluslararası konjonktürdeki değişiklikler, Batı'nın karşılaştığı sıkıntılar, Çin, Hindistan gibi ülkelerin yükselişi, İran gibi ülkelerin bölgesel güç olarak ortaya çıkması, kamuoyunda Türkiye'nin dış politikasını yeniden ayarlaması yönünde bir eğilim yaratıyor...

Rota değişikliği mi?
Kamuoyunun AB'ye ve Batı'ya daha soğuk bakmasına karşılık, bu saydığımız ülkelere daha büyük bir yakınlık duyulması, dış politikada bir rota değişikliği konusunu da gündeme getiriyor.
Nitekim, bazı çevreler, Türkiye'nin "başka seçeneklere" sahip olduğunu, dolayısıyla ille AB'ye yapışık kalmasına gerek kalmadığını öne sürüyorlar. Bu bağlamda İran'ı, İslam dünyasını, Çin'i, Rusya'yı sayanlar var.
Kuşkusuz AB ile ipler koparsa, Türkiye'nin başvuracağı başka kaynaklar vardır. Bu saydığımız ülkelerle sıkı bağların kurulması, AB ile üyelik olsun veya olmasın, mümkündür, yararlıdır. Ancak bu yeni bağlar, AB üyeliğinin yerini tutabilir mi? Bu yoldan aynı ekonomik ve siyasal kazançlar sağlanabilir mi?
AB'nin Türkiye için büyük bir çağdaşlaşma projesi ve gelecekle ilgili bir vizyon olduğu unutulmamalı. Kabul etmeli ki, Türkiye AB sürecinde önemli reformlar gerçekleştirmekte, yani AB bu yönde bir "itici güç" işlevini görmektedir.
Nihayet, bu konu Türkiye'nin dünyada nerede yer almak, kiminle özdeşleşmek ve nasıl bir rol almak istediği sorusuna bağlı.
Kamuoyunun bu konuda iyi aydınlatılması gerekir...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye'nin 'merkez sol' ihtiyacı
CHP lideri Deniz Baykal, arkadaşımız Fikret B...
Çetin ALTAN
'Kimlik' kanıtlamanın kanlı ve karanlık cinnetlerinden uzakta...
Şehirlerarası bir otoyolda, düzenli gitmeye ç...
Fikret BİLA
Kök hücrede bir başarı öyküsü
Tıptaki gelişmelere ilişkin haberlerin çok di...
Güneri CIVAOĞLU
Yeşil tecrit
Bağcılar'da yapılan yeni parka, sadece "kadın...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitime yön verenler (2)
Eğitime yön verenleri sıralarken cumhurbaşkan...
Hurşit GÜNEŞ
Eşitlik adil değildir!
Sosyal adaletin en önemli unsuru fırsat eşitl...
Sami KOHEN
Anket bize de işaret veriyor
TÜRK kamuoyunun AB üyeliği konusunda eski ist...
Metin MÜNİR
Ecele faydası yok ama
Birkaç ay önce Türkiye'nin önde gelen müteahh...
Faik ÖZTRAK
'Atılacak adımlar' şok fiyat ayarlamaları mı?
Bayram öncesinde 2007 bütçesi TBMM'ye verildi...
Derya SAZAK
CHP, merkez sağ
Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Rodos...
Meral TAMER
Ekmekte "Lezzet kraldır" dönemi
Dün gazetede ziyaretime gelen Doygun Gıda'nın...
Güngör URAS
Yüz yıl önce de bütçenin yüzde 30'u faize gidiyordu
Osmanlı Devleti Maliye Nezareti'nin istatisti...

© 2006 Milliyet