Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kazakistan'ın akıl hocası Yalçıntaş


Kazakistan'ın Atırau vilayeti Tengiz petrol yatakları bölgesinde Tengiz Chevroil JV şirketine ait müteahhitlik inşaat alanlarında çalışan Türk işçilerine saldırılmasıyla patlak veren olayların öncesinde, "Türk-Kazak" gerginliğinin ayak sesleri yükselmeye başlamıştı.
Kazakistan'da otel, tekstil, gıda ve banka yatırımları bulunan Bekir Okan'ın temmuz ayı başında Astana'da 500 milyon dolar yatırımla kurduğu Kempinski Judeyik Eğlence ve Alışveriş Merkezi'nin açılış ve IBSA Bank'ın 10. yılı törenleri nedeniyle 60 kadar işadamıyla Kazakistan'a gittiğimizde "olayı" gördüğümü ve yazdığımı belirtmeden geçmeyeceğim.
Çünkü gezi boyunca karşıma çıkan, Kazakistan'daki iş çevreleri dahil Türk çalışanlar ve Büyükelçilik bürokratları dahil herkese, patlamaya hazır bir bomba halini alan "Türk-Kazak" gerginliğini sormuştum.
Aldığım yanıtların tatmin edici olduğunu düşünmesem de, edindiğim bilgileri sizinle paylaşmadan da edememiştim.

Sokak çatışmaları
Astana sokaklarında karşılaştığım şoför, inşaat işçisi, bankacı gibi farklı alanlarda çalışan TC vatandaşlarıyla yaptığım "sokak sohbetlerinde"; parklarda, barlarda ağırlıkla işçi vatandaşlarımızın bıçaklı saldırılara uğradığı, pasaport kontrolleri sırasında güçlükle karşılaştığı gibi sorunlar aktarılıyordu.
Arada ölümle sonuçlanan saldırılar olduğu da kaydediliyordu.
Kazakistan Türk Büyükelçiliği'nin "olaylara" odaklanmadığını gördüm. İşadamlarının ise Türk-Kazak halkı arasında yaşanan adeta "soğuk savaş" tekniklerini içeren gerginliği "kısmi" olarak algıladığı bir süreçti.
Kazakistan'a ayak bastığımızda bu ülkede "Türk dostluğunun" bir devlet politikası olduğu anlatılıyordu. Türk basınında ilk kez bu "gerginliği" dile getirdiğimde, Kazakistan'daki okuyuculardan çok sayıda e-posta aldım, "Sorunlarımızı dile getirdiğiniz için teşekkür ederim" diyorlardı. Olayların çıkış noktası hakkında ortak söylem iki noktada kesişiyordu.
Birincisi, Türk erkeklerinin Kazakistan'daki kız arkadaşlarıyla kurdukları ilişkilerin "kıskançlık" sorunları yarattığı, ikincisi de aldıkları ücretlerin fazlalığıydı.
Astana'nın başkent olmasından sonra yer ayrılmasına rağmen Türkiye'nin büyükelçilik binasını yapmaması nasıl açıklanabilir, açıkçası anlayabilmiş değilim.

Başkenti değiştirdi
1991 Türk cumhuriyetlerindeki bağımsızlık sürecine doğru gidiyorum. Kazakistan'ın bağımsızlığını ilan etmesiyle nüfus yapısı da dikkat çekiyordu. Kazakistan'ın yüzde 70 Rus ağırlıklı olması bu ülkedeki demografik yapıyı olduğu kadar siyasi "merkez" tartışmalarını da etkiliyordu.
Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'e, o yıllarda DPT'de Turgut Özal ile çalışan ekonomist ve AKP Milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş bir çalışma hazırladı. AKP'nin "kurucu beyinlerinden" Yalçıntaş, OTİM Grubu (Ortadoğu Ticaret Merkezi) olarak anılan ekibin başındaydı ve Özal'ın siyasi olarak da yakınındaydı. AKP'li bakanlar Ali Coşkun, Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu gibi...
Yalçıntaş, Kazakistan'ın başkentinin Almatı'dan Astana'ya alınarak nüfus yoğunluğunda "Kazak" üstünlüğü sağlamayı önerdi. Kazakistan'da yaşayan Türk kökenli Tatar, Uygur vatandaşlarının da Kazak "ortak tanımı" içine sokulmasını istedi. Nazarbayev'in Yalçıntaş ile birlikte çalışmasını önerdiği akrabası, o günlerde devletin tepelerinde değildi. Bu çalışma Ankara'da noktalandı ve "akraba" Kazakistan Dışişleri Bakanı oldu.
Bu sürece yakından tanıklık eden haber kaynağım, "Türk cumhuriyetleri ile ilişkiler AKP döneminde bu işten anlamayan kişilerin elinde kaldı" eleştirisi getiriyor ki, çok da haksız sayılmaz. 1993 yılında Türkiye, Kazakistan'da Ahmet Yesevi Üniversitesi'ni kurdu ve bütçesinden her yıl 40 milyon dolar kaynak aktarıyor.
Türkiye'nin Kazakistan'da, 4.5 milyar doları müteahhitlik, 1.5 milyar doları ise doğrudan yabancı sermaye olmak üzere önemli yatırımları bulunuyor. Bunlara Astana'nın başkent olmasıyla Nazarbayev'in "acil" talebi üzerine Okan'ın inşa ettiği Intercontinantal Oteli ve Alarko'nun müteahhitliğini üstlendiği Astana Havalimanı da dahil. Kazakistan "yeni tarihini" Türk "dostlarıyla" yazarken, sokaklarındaki çatışmayı anlamak için Türk-Rus ilişkilerine de bakmak gerekecek.
Doğalgaz ve petrol kaynakları ile ne Rusya'nın ne de ABD'nin "gözden çıkarabileceği" bir ülke konumunda olan Kazakistan, aynı zamanda Türk-Rus ilişkilerinin de sınandığı önemli bir merkez.

syilmaz@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Eski ama, eskimemiş matrak bir hikâye
Beyefendinin canı, saftirik biri olan uşağı K...
Fikret BİLA
CHP'nin cumhuriyeti koruma refleksi
Cumhuriyetin 83. yılını bugün kutluyoruz.
Güneri CIVAOĞLU
Atatürkçüye de Nobel
Bu yıl Nobel'e aday bir başka Türk daha vardı...
Abbas GÜÇLÜ
Bayramınız kutlu olsun
Birkaç gün arayla iki önemli bayramı bir arad...
Metin MÜNİR
Ağaçlar yoldaşım olsun
Orman sabitmiş gibi görünür. Ağaçlar, ayaklar...
Hasan PULUR
Cumhuriyetin çeşidi var!
BİRKAÇ gündür, sabahları ana caddeye çıkarken...
Derya SAZAK
Cumhuriyet
Millet egemenliğine dayanan, tam bağımsız yen...
Meral TAMER
Hanefi Avcı, YİMPAŞ'ı kurcalayınca...
Bir yanda yeşil sermaye mağduru gurbetçilerim...
Osman ULAGAY
Cumhuriyet'in 83. yılında neredeyiz?
Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'nü almasına göster...
Güngör URAS
Cumhuriyet Bayramı ile "var olmayı" kutluyoruz
Cumhuriyet Bayramı, Türklerin yok olmaktan ku...
Serpil YILMAZ
Kazakistan'ın akıl hocası Yalçıntaş
Kazakistan'ın Atırau vilayeti Tengiz petrol y...

© 2006 Milliyet