|
 |
|
|
müzik
Kasım ayında caz cenneti
İstanbul Jazz Center çatısı altındaki Kerem Görsev, Dr. Aytek Sermet ve Süha Kurultay üçlüsü, kasım ayını caz festivaline, mekanlarını da caz cennetine dönüştürecek bir programı sahneye koyuyor
MURAT BEŞER - muratbeser@muratbeser.com
Kaliteli bir caz konseri izlemek kolay iş değil. Öncelikle zevklerinize uygun düşecek bir etkinlik bulmanız gerekiyor. Her gün yaşam boyu hatırlanacak konser olmuyor. Hadi diyelim buldunuz. O zaman bilet ve zaman bulma gayretinden tutun, cebinizi ve varsa sevdiğinizi ikna etmeye kadar bir dizi ince meseleyle uğraşıyorsunuz.
Kaliteli bir caz konseri izletmek ise, hiç kolay bir iş değil. İşin size bu mükellef akşamı sunanların mutfağında acı gerçekler var. Dünya çapında bir sanatçıyı uygun tarihte bulmak ve ikna etmek ilk adım. Bilet ve içki satışları ile karşılanamayacak olan maliyeti kaldırabilmek için sponsoru razı etmek en çetrefilli fasıl. Tanıtım, mekanı doldurma ve üçgenin (sanatçı, sponsor ve izleyici) memnuniyeti için mesai ise tam bir maraton.
Fear Factory tansiyonu hiç kalır. Şampiyonu bu işe soyunanlardan seçelim. Bu işe kalkışmak için ya fabrikatör ya da delilik derecesinde tutkulu ve Don Kişot kadar maceracı olmak lazım.
Bu program baki kalmalı
Neyse ki, memlekette hülyalı insan var. Bunlardan üçü İstanbul Jazz Center çatısı altında. Kerem Görsev, Aytek Sermet ve Süha Kurultay, şimdi kasım ayını caz festivaline, mekanlarını da cennete dönüştürecek bir programı sahneliyor.
Kasım boyunca zirvedeki (ekipleri de birinci sınıf) dört müzisyene ev sahipliği yapacak İJC.
Ortaköy Radison SAS otelinin yanındaki mekan, hemen bayram sonrasında ilk olarak saksofoncu Kenny Garrett'ı ağırlayacak. sırasıyla Polonyalı şarkıcı Anna Maria Jopek, kusursuz piyanist Mulgrew Miller, süper basçı Christian McBride ile devam edecek.
Bunla sınırlı kalmayacak fırtına. Müteakip aylarda kalbimiz için birer tehdit oluşturan isimler konuk olacak. 7 - 8 ve 9 Aralıkta Türk motiflerini seven Fransız ekibi Spiral Quartet'in, ocakta yarının büyük isimlerinden Hiromi Trio, pop-cazın değerli markası Spyro Gyra ve yeni kuşak sofistike saksofoncu Chris Potter'ın, şubatta vokal caz kraliçesi Diane Schuur, Brezilyalı efsane ikili Flora Purim ve Airto Moreira'nın, nihayet nisanda da caz basının parlak efsanesi Stanley Clarke'ın müjdesini şimdiden verelim.
Mekanlarını böylesi takdire şayan programla ayakta tutan üç gözüpek insana teşekkürler. Bu program mutlak baki kalmalı. Tek yolu caz müziğinin konserlerde karşılaştığımız tanıdık simaların ötesindeki kalabalıklara taşınması. Unutulmamalı, barışa, kardeşliğe ve eşitliğe dayalı bu müziğin yaygınlaşması, yarına umutla bakabilmek adına toplumsal bir gösterge. n
(0212) 327 50 50, www.istanbuljazz.com
Birinci sınıf dört müzisyen geliyor
Erotik caz perisi
Polonya'dan uluslararası caz sahnesine sıçrayan yıldızlar çıkar zaman zaman. Bunların sonuncusu ünlü piyanist ve şarkıcı Anna Maria Jopek.
Geçen yıl şiddetli bir yağmur akşamında ziyaret etmişti ülkemizi Jopek. Otuzlu yaşlara henüz ayak basmış olmasına karşın, 10 albümü geride bırakan güzel yıldız, etkileyici karizmatik sahnesi, büyülü, masalsı erotik sesi ve zekice hikayeler anlatan şarkıları ile bir parmak bal çalmıştı ağzımıza.
Gitarcı Pat Metheny ve trompetçi Tomasz Stanko'nun da aralarında bulunduğu birçok önemli sanatçıyla konser ve stüdyo çalışmaları gerçekleştiren Jopek, sahnesini dolduran sıkı beşlisiyle birlikte hasret giderecek. (9-10-11 Kasım)
Kinetik altocu Kenny Garrett
Daha önce defalarca tavaf etti buraları alto saksofoncu Kenny Garrett. Her defasında gönülleri fethetti. Yine öyle yapıyor; arkasına aldığı sağlam üçlüyle karşımıza çıkıyor: Piyanoda Banito Gonzalez, basta Kris Funn ve davulda Jamir Williams.
Klasik cazın dışında, fusion ve hip-hop da yaparak caz müziğinin sınırlarını genişleten, caza modern kavramları sokan biri Garrett. Caz dünyasının en kinetik altocusu. Melodik sıçramalı, şimşek gibi patlayan ve dansa uygun çalışmalarıyla her trende uyum sağlaması, geleceğe ilişkin öngörülerden oluşuyor.
Henüz 46 yaşında. Yaşıyla ters orantılı bir kariyeri var. Önceleri Art Blakey, Woody Shaw ve Freddie Hubbard gibi isimlerle, sonra Miles Davis, Pat Metheny ve McCoy Tyner gibi devlerle birlikte dinlemiştik. (2-3-4 Kasım)
Kusursuz ve istikrarlı
Hatırlayacaksınız; geçen sezon dev piyanist Kenny Barron gelmişti İJC'a. Burada üçlü formatta çalmışlardı, ama aslında Barron son döneminde sıklıkla piyanist Mulgrew Miller ile ikili olarak sahne alıyor.
Mekan sahipleri Barron'un tavsiyesi ve ön ayak olmasıyla getiriyor Miller'ı. McCoy Tyner etkili, 51 yaşındaki bu mükemmel müzisyen, kuşağının en istikrarlı, kariyeri en parlak piyanistlerinden biri olarak kabul ediliyor. Basçı Ivan Taylor ve davulcu Rodney Green, ustanın yanındaki ustalar.
Melodi, armoni ve ritim duygusunu özgün bir tarza buluşturan Miller, ülkemizde ilk kez kendi adına sahne almış olacak. Mekanın tavrına, yapısal özelliklerine en yakışan konserlerden biri olacağına şüphe yok. (15-16-17-18 Kasım)
Herkesin gözdesi
Ayın son rüyası genç kuşağın büyük bas virtüözü Christian McBride. Yarının sanat formunu üreten az sayıdaki "genç aslan"dan biri.
Otuzlu yaşlara henüz ayak basmış ama bir asrı geride bırakmış kadar tecrübeli. Her kesimden caz dinleyicisinin favori basçısı o; ister akustik çalsın, isterse de elektrik bas. Elektrikte hacimli ve katmanlı ses anlayışı, akustikte Ray Brown'ı çağrıştıran cesur soloları ile son 10 yıla damga vuran sanatçı, pop, funk, R&B ve modern caz tarzlarını alabildiğine büyük bir rahatlık içinde kaynaştırmakta. Ayrıca mükemmel bir besteci, virtüöz ve lider.
McBride'a davulda Terreon Gully, saksofonda Ron Blake, tuşlu çalgılarda Geoffrey Keezer eşlik edecek. Yılın konseri olmaya aday. (21-22 Kasım)
|
|
|

|