|
 |
|
|
Çorbada tuzumuz olsun
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bugünkü köşem Rezzan Sabuncu'nun...
Benim yorumum en sonunda...
* * *
"Bir Güney Amerikalı yazar, 'Gerçek insan olabilmek, bir başkasının şakağında patlayan tokadın acısını kendi yüzünde duyabilmektir" der.
Ruhumuzu olgunlaştırmak için, kendimizden başkalarını da düşünmeye teşvik edildiğimiz şu bir kaç günde, başkalarına sıcak el uzatabilmenin pek çok yolu, yöntemi var elbette. Düşünmemiz gereken o kendimizden başkaları her yaşta, her yerdeler. Her kalıpta, her düşüncedeler. Siz de biliyorsunuz... Ben size alışılmamış olanının, başa gelmedikçe pek hatıra hayale gelemeyecek olanın sözünü etmek istiyorum. Onlar, Tanrı'nın bize başka gezegenlerden yolladığı armağanlardır. Otistik çocuklarımız... Bizim alışmadığımız, bilemeyeceğimiz olağanüstü yeteneklere sahip, fakat bize en kolay, çok sıradan gelen, günlük yaşamımızı sürdürten işleri, kurnazlıkları beceremeyen çocuklarımızdan bahsediyorum.
Bir Çin atasözü, 'Yetenek, farklılığınızı, üstünlüğe dönüştürebilmektir' der. Otistik çocuklarımızın anne babaları, onların olağanüstü yeteneklerini bulup çıkarmak, toplum yararına geliştirmek, ulaşılabilir kılmak için, inanılmaz bir özveriyle çabalamaktadırlar. Bunu okullarını ziyaretimde gördüm, yaşadım. Her türlü insani zevklerinden, öteki tüm heveslerinden vazgeçmiş bir halde hem de. Zamanlarının bütününü, çocuklarını geleceğe edilgin, anlaşılmaz birer insan olarak değil, yeteneği keşfedilmiş birer üretken olarak yetiştirebilmek için, o anne babalar da bizler gibi, ama zor bir labirentte, ömürlerini veriyorlar. Otistik çocukların anne babalarının işleri çok zor! Çünkü otistik çocuklar, Tanrı'nın, başka gezegenden yolladığı, diline henüz vakıf olamadığımız, ulaşılması zor armağanlarıdır bize. Bu potansiyeli, insanlığın yararına yönlendirmeyi başarabilmeleri için, anne babalarına destek vermek insani görevimizdir.
* * *
Otistik çocuklarımızın sosyalleşmesi ve iş bölümünde yer almaları için uğraşan okul, çok yakınımızda. Yurdumuzun her köşesinden öğrencisi var. Okul, pek çok atölye kurmakta, çocuklara balığı sunmak yerine, balık tutmayı öğretmeyi amaçlamaktadır. Okul müdürünün, bu zor uğraşıda, samimi, şefkatli, özverili gayretlerini gözlemledim. Bu yolda bir tutam tuzumuzu esirgemeden, kendilerine biz de omuz verebiliriz. Yaşadığımız her günü biraz daha insan olmak için harcamak gerekir. Bunun için de, ötekini, öbürlerini düşünmenin bir yolu da bu armağanlara ulaşmanın şifresini çözmeye çaba göstermektir.
Kendi çocuklarımız, çoğunluk gibi, alışılmış yeteneklere sahip, kolay çocuklar olabilir. Ya onların çocukları? Bir sonraki kuşağımız ya da yakınlarımız, bizim gibi şanslı anne babalar olmayabilir. Torunlarımız belki otistik olarak doğacak. Torunlarımıza ulaşmanın şifresini çözmeye hazır mıyız?
Sayın Sadettin Akçi (Okul Müdürü, Tel: 0232-843 92 65; http://www.autism-tr.org), bizlerin neyi, nasıl yapabileceğimizi, çorbaya tuzumuzu nasıl katabileceğimizi gösterecektir."
* * *
Bugün birçok vatandaşımızı eve hapsediyoruz. Ve onları yaşamlarıyla yalnız bırakıyoruz.
Oysa hepsini kazanmalı ve günlük hayatımızın birer parçası haline getirmeliyiz.
Bu konuda karşılıksız ve özveriyle çalışan insanlarımıza destek olmak bizlerin borcu olduğunu düşünüyorum. Sizler de gücünüz yettiğince bu mücadelenin yanında olun.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|