Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AİHM'nin Türk yargıcı Türmen Milliyet'e konuştu:
Fransa'ya karşı iki seçenek var

Türmen, Fransa'daki "soykırım" tasarısının yasalaşması halinde ne yapılabileceğini yorumladı. İlk seçenek, Türkiye, Fransa devletine dava açabilir. İkincisi ise mahkûm olan birisinin dava açması

ÖVGÜ PINAR Strasbourg

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türk yargıcı Rıza Türmen, Fransa'da Ulusal Meclis'in kabul ettiği "Ermeni soykırımı" iddialarının inkârını suç haline getiren tasarının yasalaşması halinde Türkiye açısından iki hareket tarzının izlenebileceğini belirtti.
Strasbourg'daki AİHM'de bir grup Türk gazeteciyle görüşen Türmen, Türkiye'nin "inkâr yasasını" AİHM'ye taşımak için iki seçeneği bulunduğunu söyledi. Türmen, bu seçeneklerden ilkinin Türk hükümeti tarafından Fransa aleyhine devlet seviyesinde dava açılması olduğunu, ancak devlet davası açılması halinde, "iki ülke ilişkilerinin olumsuz etkilenmesi riski" bulunduğunu belirtti.

'Dava açması gerekli'
İkinci senaryonun ise bireysel başvuru olduğunu kaydeden Türmen, ancak bunun için bir kişinin önce Fransa'da bu yasa çerçevesinde mahkûm olup daha sonra AİHM'de dava açmasının gerekeceğini söyledi.
Davanın AİHM'ye taşınması durumunda mahkemenin nasıl bir karar vereceğini tahmin etmenin güç olduğunu belirten Türmen, AİHM'nin, yasanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal etmediğine karar vermesi halinde, karar gerekçesinde "Ermeni soykırımı" iddialarını kabul etmesi gerekeceğini de kaydetti.

'Yaşama hakkı' yok
Türmen'e göre, AİHM inkâr yasasının sözleşmeyi ihlal ettiğine karar vermesi halinde ise gerekçede soykırım iddialarıyla ilgili bir hükme yer vermesi gerekmeyebilir. Türmen, bu durumda mahkemenin, "Bu şahsın mahkûmiyet kararı sözleşmeyi ihlal etmektedir" ifadesini kullanabileceğini kaydetti.
Türmen, son yıllarda yapılan reformların Türkiye aleyhine açılan davaların niteliğini de değiştirdiğini söyledi.
"1990'larda Güneydoğu Anadolu'dan gelen davalar yüzünden Türkiye'nin insan hakları profili bakımından olumsuz bir resim doğdu. Hâlâ o düzeltilmeye çalışılıyor" diyen Türmen, 1990'ların ikinci yarısından itibaren ise yapılan reformlar sayesinde Türk davalarının değişmeye başladığını ve "diğer ülkelerinkine benzemeye başladığını" dile getirdi.
Türmen, artık Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşama hakkıyla ilgili 2'nci maddesinden dava açılmadığını, işkenceyle ilgili 3'üncü maddeden açılan dava sayısının da azaldığını, ancak adil yargılama ve ifade özgürlüğüyle ilgili davaların AİHM'ye gelmeye devam ettiğini söyledi.

Davalar azalıyor

1 Ocak 2006 itibariyle AİHM'de bekleyen 81 bin dava bulunduğunu söyleyen Rıza Türmen, bunlardan 13 bin 950'sinin Rusya, 10 bin 500'ünün Türkiye, 9 bin 550'sinin Romanya, 7 bin 750'sinin Polonya aleyhine açılan davalar olduğunu belirtti. Türmen, Türkiye aleyhine açılan davaların azaldığını, 2006'da açılan davalar bakımından ise Türkiye'nin 2 bin 403 davayla, Rusya (10 bin 583 dava), Polonya (5 bin 33), Romanya (4 bin 37), Fransa (2 bin 959) ve Ukrayna'nın (2 bin 765) ardından 6'ncı sırada olduğunu kaydetti.





GÜNCEL
Camilerde topladık
ABD'de 29 Ekim coşkusu
Fransa'ya karşı iki seçenek var
Skandal ifadeler
Belçika'dan Fehriye Erdal için iade sözü
'Müfettişe 7 sayfa ifade verdim'






Melih AŞIK
Son resepsiyon...
Cumhurbaşkanı Sezer'in 29 Ekim davetindeyiz.....
Can Dündar
Sakıncalı bir destan
Bayramda şeytana uydum; sakıncalı bir destan ...

© 2006 Milliyet