Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Burgazada'nın sevdiğim meyhaneleri

Burgazada'da bir dizi sevimli meyhane var. Ama içlerinden dördü mezeleri ve balık yemekleriyle dikkat çekiyor

vmilorster@gmail.com

Burgazada'da öyle çok iddialı bir lokanta yok. Daha çok bildik soğuk ve sıcak mezeleri hazırlayan bir dizi sevimli meyhane var.
İnsanın aslında sık sık ziyaret ettiği yerler hakkında analitik bir yaklaşımla değerlendirme yapması zor. Geçmişte güzel anıların saklı olduğu bir mekana duyulan özlem ve her gün yüz yüze geldiğiniz kimselerle aranızda oluşan sıcak duygular nesnel olmaya çalışmanın sınırlarını zorluyor.
Yine de bazı gerçekleri yadsımak olanaksız. Çocukluğumun Burgazada'sı gazeteci / yazar Engin Aktel'in "Kestane Karası" adlı sürükleyici ve tipleme açısından zengin romanında anlattığı türden hem kozmopolit bir adaydı hem de gerek gözüpek balıkçıları gerek balık türleri açısından son derece zengin bir yerdi.

Sözlerine güvenilir
Artık ne o eski usta balıkçılar var ne de o zengin deniz. Burada yakalanan balıkların çoğu, özellikle para getirenleri de önce buzhanenin yolunu tutuyor ve sonra bazen İstanbul'dan dondurulmuş olarak tekrar buraya getiriliyor. Tabii yavan, yetiştirme balıklar her yer gibi burayı da istila etmiş durumda.
Öte yandan çok karamsar olmak da gereksiz. Bu ada nispeten küçük olduğu ve herkes birbirini tanıdığı için insan ilişkilerindeki sıcaklık, samimilik ve buna paralel olarak hava atma ve gösteriş gibi tavırların prim yapmaması lokantaların davranışına da yansıyor.
Burgazada ahalisinden yüz bulmayan lokanta burada tutunamaz. Bunun sonucu olarak fiyatlar makul ve lokantacıların sözü güvenilir nitelikte. Yutturmaca pek yok. Ayrıca adada kalan tek tük iki-üç balıkçı her gün, sabahın erken saatlerinde tuttukları balıkları önce lokantalara veriyor, sonra da ada ahalisine satıyorlar. Mevsimine göre taze mezgit, istavrit, iskorpit, kırlangıç falan bulmak mümkün.

Fincan Cafe ve usta aşçısı
Adanın en iyi lokantası şudur desem yalan söylemiş olurum. Değişik yerler değişik mezeleri iyi yapıyor. Ama benim misafirlerimi ilk götürmeyi düşündüğüm yer meşhur Barba Yani meyhanesi yanındaki minnacık Fincan Cafe. Sahibi Rasim'den dolayı Rasim'in yeri diye de anılır.
Kendisi de adalı olan Rasim'in eşi Canan çok zevkli ve usta bir aşçı. Yaptığı her şey lezzetli çünkü zeytinyağı ve sarmısaktan kısmıyor ve malzemeyi az miktarda, taze alıyor. Ayrıntılarla bildik şeyleri daha lezzetli hale getiriyor.
Örneğin paçanga böreği yaparsa içine domates ve biber doğruyor, börek kuru olmuyor. Her türlü tavayı çok iyi yapıyor ama özellikle kabak tava dünya çapında. Kaşar kroket yaparsa ağzınıza sadece nişasta gelmiyor, gerçek kaşar lezzeti de geliyor.
Ayrıca Canan hanım değişik günlerde değişik yemekler yapıyor. Salı mantı günü. Bazen İtalyan, Meksika vs. yemekleri yapıyor. Tiramisusunu İtalyan dostlarıma utanmadan tavsiye ederim. Fiyatlara gelince; iyi yerseniz adam başı 25, tıka basa yerseniz 30-35 YTL.

Mehmet Usta'nın tekiri
Eğer deniz manzarası şart değil derseniz ve yine bu fiyat düzeyinde yemek yemek isterseniz, tavsiye edebileceğim iki yer daha var: Mehmet Usta ve Yeni İdeal.
Her iki lokanta da aslında İstanbul'daki başka lokantaların yazlık yeri. Mehmet Usta'nın aynı adı taşıyan lokantası Kuruçeşme'de. Yeni İdeal'in Tarlabaşı'ndaki yerinin adı ise Asır.
Mehmet Usta'ya giderseniz bir bakın kendi orada mı diye. Oradaysa, çok iyi yersiniz. Yoksa, iyi yersiniz. Her iki halde de hesap aşırı makul olur. Ama bazı yemekler var ki, bildik şeyler olmasına rağmen burada tadarken "Mehmet Usta sen çok yaşa" diye tezahürat yapmak gelir içinizden.
Örneğin kalamar tava ve yaprak ciğer. Ya da dışı çıtır içi sulu mis gibi ve kurutmadan kızartılan tekir tava.

Yeni İdeal'in taratoru nefis
İlerlemiş yaşında bile müşteriyi memnun etmek için çırpınan ve gözlerinin içi gülen Mehmet Usta'dan az ötede, adadaki tek bilardo salonu ve internet kafe bitişiğinde, eski bir Rum meyhanesi var: Yeni İdeal. Adı Niko'nun yeri diye de bilinirdi.
Niko artık yaşamıyor ama eski lezzetler pek değişmiş değil. Örneğin burada midye yanında, uzun zamandır unutmuş olduğum bir tadı yeniden keşfettim ve gerçek bir tarator yedim. Ceviz, sirke ve ekmek içiyle yapılan taratoru yoğurt ya da mayonezle yapmayı ilk kim akıl ettiyse bence gerçek halk düşmanıdır ve ibreti alem için Taksim Meydanı'nda darağacında sallandırılmalıdır!
Tarator dışında Yeni İdeal lokantasının Mehmet Usta kadar ustaca yaprak ciğer yaptığını da belirteyim. Gerçeğine uygun, çiğ değil, kavrulmuş soğanla geliyor ve rakıyla nefis gidiyor.
Bu arada unutmadan söyleyeyim. Yeni İdeal gayet güzel buğulama ada balığı yapıyor. Biraz kaşarla. İskorpit, lipsos, kırlangıç gibi balıklardan da buğulama çok güzel oluyor.

Kalpazankaya Lokantası
Söz buğulamadan açılmışken, adada tavsiye edeceğim son lokanta, Kalpazankaya'daki Kalpazankaya Kır Lokantası.
Bu lokantada da iyi buğulama yersiniz. Manzarası mükemmel ve az sayıda mezesi de taze. Ayrıca çarşamba günleri ve hafta sonunda oldukça iyi kuyu kebabı da yapıyorlar.
İskeleden yürüyerek yarım saatte ya da faytonla 10 dakikada ve 15 YTL'ye buraya ulaşabilirsiniz. Ancak burada fiyatlar, belki müşterisinin yarısından çoğunun ada dışından gelmesinden olsa gerek, diğer yerlerden yüzde 40 falan pahalı. Diğerlerinde 30 YTL'ye çıkacağınız yemek burada adam başı 50 YTL'yi bulur.

DEĞERLENDİRME: * * * (Her biri)


PAZAR
10 yıl sonra 10 'Susurlukçu'
"Altın Portakal almama Almanlar daha çok sevindi"
"Tutumlu, sade, çocuğunun elbisesini kendi diken kadınlar"
"Fenerbahçe bu maçı alır"
TV habercilerinin zirvesi İstanbul'da
Şafağın kapısındaki kavalcı
Beyrut'u anımsamak
İlk 60 saniye!
Merkür geri dönüyor
Burgazada'nın sevdiğim meyhaneleri
Selanik ve Aynaroz
Sana "piyasa" diyebilir miyim yavrum?
Şimdi Sakız'da olmak vardı...
Uçurumda açan çiçek!





Ahmet Turhan Altıner
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet