Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Selanik ve Aynaroz

Selanik ve Aynaroz'da dolaşırken Osmanlı asırlarının derinliğini hissetmemek mümkün değil. Bu dünyayı birbirine bağlayan öyle çok unsur var ki...

Fax: (0312) 427 20 64

Selanik, Trakya-Makedonya bölgesinin merkezi ve burada bir Trakya-Makedonya bakanlığı var. Osmanlı asırlarındaki büyük Selanik vilayeti valisinin oturduğu hükümet konağında bugün Trakya-Makedonya bakanlığı çalışıyor.
Birçok kişi Yunanistan'da yaşamak için Selanik'i Atina'ya tercih eder. Selanik ahalisinin çoğu Küçük Asya göçmenidir. Bu yüzden mutfağı daha iyidir; yabancıya ve birbirine karşı davranışları daha sıcak bir halktır denir. Geçen hafta Patrik Bartholomeos cenaplarının gezisine katıldım; hemen görülüyor ki Yunanistan'ın en dindar halkı da burada yaşıyor.
Küçük Asya muhacirlerinin yaşadığı bazı semtlere gidildi. Neapolis yani bildiğimiz Nevşehir'den gelenler ve Stravropulos yani Ege bölgesindeki eski Hamidiye, yani bugünkü ismiyle Muradiye'den gelen göçmenler... Ortodoks dünyasında Rusya, Yunanistan, Kıbrıs müstakil kiliseler; fakat ekümenik unvanını sadece Fener Partiği taşıyor.
Patrik Bartholomeos cenaplarını 1000-2 bin kişilik kalabalıklar karşılıyor. Duygulandırıcı manzaralar da var. Stavropulos'taki kilisenin bahçesine Muradiye'den getirilen toprak ve zeytin fidesi dikilmiş. Yanındaki mermer levhada Nâzım Hikmet'in Ege kıyıları üzerine bildiğimiz dizeleri Ritsos'un çevirisiyle yer alıyor.

Manastırlar cumhuriyeti
Metropolit Barnabas da bir göçmen çocuğu; "Muhacirlik güç" diye konuşuyor. Zaman geçer, ilk andaki burukluk yerini yakın dostluğa da bırakabilir, mühim olan zamanın hekimliğindeki hazakat ve iyi niyettir. Türklerin solcu şairinin dizeleri etrafında Yunanlı metropolit de birleşebiliyor.
Selanik'ten Aynaroz'a yol alıyoruz. Halkidiki Yarımadası Ege'ye uzanan bir el gibi. Bu yer dünyanın en güzel köşelerinden biri.
Aynaroz manastırları, Halkidiki Yarımadası'nın ucundaki üç burundan birine dağılmış. Bir tür özerkliği olan bu bölgeye manastırlar cumhuriyeti deniyor ama dokunulmazlık ve kültürel özellik bir Vatikan statüsü ile karşılaştırılmasın. Daha çok Yunanistan'da kiliseye gösterilen bir saygının yarattığı bir statü var. Yunan devleti asayişi sağlıyor, vergi muafiyetleri var.
Osmanlı'nın "Aynaroz" diye telaffuz ettiği aslında "Agion Oros"; bölgedeki kadılar ve ulema ile birlikte Ortodoks din adamlarını da yerden yere çarpan ünlü tiyatro yazarımız Musahipzade Celal Bey'in "Aynaroz Kadısı" adlı komedisinden tanıdığımız bölge; fazla da tanıdığımızı zannetmiyorum.
Bir kere Aynaroz gerçekten mistik bir bölge. Halkidiki Yarımadası'nın bu ucunda 20'yi aşkın manastırda, 2 bine yakın keşiş ve din adamı yaşıyor. Tabii bölgede hiçbir rahibe manastırı yok ve kadınlar da giremiyor.
Yarımadanın en ucundaki 2 bin 400 metre yükseklikteki Agion Oros yani Mukaddes Dağ'da yıldırımlara karşı dayanması için metalden inşa edilen zirvedeki kiliseye yılda sadece bir kere 6 Ağustos'ta tırmanılarak ayin yapılıyor. Mistik ve zor bir hayat var.
Dünyadan çekilen keşişlerin yanında, sabahtan akşama çalışan tarım yapan, hayvan besleyen, ormancılıkla manastırların yaşamını sağlamaya çalışan rahipler var. Turizm ve bağışlar söylendiğine göre bu varlığın içinde çok da yer tutmuyor. Yalnız Avrupa Birliği asırlık manastırların hemen her birini restore etmeye başlamış.

Patrik huşuyla karşılandı
Fakat asıl ilginç nokta; bütün bu manastırlar bölgesinin Atina'daki patrikhaneye değil doğrudan Fener'deki ana patrikhaneye bağlı olması. Keza Girit ve Akdeniz adalarındaki Ortodoks kiliseler de öyle. Patrik Bartholomeos huşuyla karşılandı.
Hiç kuşkusuz Hıristiyanlık tarihindeki bir deyimle "Zelotlar" diye adlandırılan ve Patrik Bartholomeos'un Roma-Katolik kilisesi ile ilişkilerine karşı çıkanlar manastırlar da var. Ortodoks inanç bazı halde Katolik ve Protestanlığa o kadar karşı ki bizim gibi Müslümanlar bazen Ortodoks manastırlarda daha sıcak bir kabul görebilir. Ama genelde misafirperver, derin ibadet eden ve çalışan bir zümre gördük.
Geçirdiğimiz cumartesi gecesinden sonra pazar sabahının erken saatlerinde izlediğim ayinde kilisenin korosu hüzzam makamında ilahiler okudu, muhteşemdi. Bir önceki hafta saba makamı tercih edilmiş.
Manastırların önemli kısmında Osmanlı padişahlarının bahşettiği imtiyaz ve muafiyet beratları saklanıyor. Balkanlar'ın ucundaki bu noktada Akdeniz'in mavi enginliği, gök kubbenin mavi sonsuzluğu içinde Osmanlı asırlarının derinliğini hissetmemek mümkün değil. Bu dünyayı birbirine bağlayan öyle çok unsur ve kurum var ki...
Aynaroz'da Patrik Bartholomeos cenaplarının bu makamdaki 15'inci yılı kutsandı. Kendisine uzun yıllar diliyoruz.


PAZAR
10 yıl sonra 10 'Susurlukçu'
"Altın Portakal almama Almanlar daha çok sevindi"
"Tutumlu, sade, çocuğunun elbisesini kendi diken kadınlar"
"Fenerbahçe bu maçı alır"
TV habercilerinin zirvesi İstanbul'da
Şafağın kapısındaki kavalcı
Beyrut'u anımsamak
İlk 60 saniye!
Merkür geri dönüyor
Burgazada'nın sevdiğim meyhaneleri
Selanik ve Aynaroz
Sana "piyasa" diyebilir miyim yavrum?
Şimdi Sakız'da olmak vardı...
Uçurumda açan çiçek!





Ahmet Turhan Altıner
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet