|
 |
|
|
Yıldırım'ın son eseri
Stat, tesisler, taraftar yapısı, kombine satışı, bütçe, transfer bütçesi, ürün çeşitliliği, ürün satışı vs.
Fenerbahçe'nin son 10 yılda geldiği nokta bugün alışıldık ve tartışmalı bir gerçekse de aslında ülke standartlarının çok üzerinde, mucizevi bir gelişmedir.
Aziz Yıldırım'ı sevin ya da sevmeyin, kendinize yakın bulun ya da bulmayın, yöntemlerini doğru bulun ya da bulmayın bu tarihi bir gerçek. Bugün yaşadıklarımız, yarın tarih olduğunda bunu daha net anlayacağız.
Bugün Santiago Bernabeu'nun adını büyük bir başkan olarak hatırlıyor herkes. Real evinde her oynadığında onu anıyor tüm dünya. Ama misal siyah oyunculardan hiç hoşlanmadığı çok az akla geliyor.
Futbol aklı eksik
Yarın Fenerbahçe'nin tarihine baktığımızda da Aziz Yıldırım'ı bolca ve övgülerle göreceğiz. Şimdilik bir tek istisnayla... Hâlâ, tek ve baki olan eksiklik Kadıköylülerin belini kırıyor ve böyle giderse de zihinleri meşgul etmeye devam edecek.
Bugün için Aziz Yıldırım'ın yeni Fenerbahçe'sinde eksik olan bir futbol aklıdır. Bu takımın nasıl oynaması gerektiğine karar verecek, bunun için bir yapı inşa edecek bir iktidar. Dünya çapında oyuncu takip edecek, alt yapıyı kullanılabilir bir kaynak haline dönüştürecek bir yapı. Çalışacak teknik adam ve oyuncuları kurulan bu yapıya göre seçecek bir mimar. Fenerbahçe'nin sahadaki kurumunu idare edecek ve kolay yıpratılamayacak bir mimar.
Bunu yöneticiler ya da başkan yapamaz. Bunu teknik direktör de yapamaz. Bunun için Fenerbahçe'nin, Cruyff'unu bulması gerekiyor.
Peki bu kim olabilir? Eski bir Fenerbahçeli futbolcu olması kolaylık sağlar. Peki bu yeter mi? Yabancı sınırlamasını kalkmasını isteyen bir kulüp dünya piyasasında adı geçen, ilişkileri sağlam birine bu işi vermeli. Ne yazık ki ve belki de sorun da tam da bu ki Fenerbahçe 100 yıllık tarihi boyunca böyle bir Türk oyuncu yetiştirmiş ya da istihdam etmiş değil. Olabilir. Önemli de değil.
Konumuza dönmek üzere ve konuyu açmak için biraz sapalım.
Adayım; Hooijdonk
Bu köşede sık sık okudunuz. Fikrim şudur: Fenerbahçe eğer Lippi, Scolari standardında bir teknik lider bulamıyorsa, yapması gereken Fenerbahçe'yle yükselecek bir teknik adam bulmaktır. Ve Fenerbahçe'nin, Lippi ayarında (zaten onlardan hepi topu 5 kişi) bir adam bulması da olanak dışı. Öyleyse 2. şıkka yöneleceğiz. Yani Fenerbahçe'yle yükselecek bir teknik adama ihtiyaç var.
Bu teknik adamı başı boş kendi keyfine bırakmak bu yapıda ve bu bütçede bir kulüp için makul bir yaklaşım olamaz. Bunun için kurumsal bir futbol aklına ihtiyaç var.
Otomatikman konumuza geri dönüyoruz.
Aziz Yıldırım unutulmaz bir başkan olmak istiyorsa (kim istemez) son ve en temel eseri bu olmalı. Bu yapıyı kuracak adamı tespit etmek ve görevi vermek. Hemen tüm işleri, işinin ehline vermiş bir başkan var karşımızda. Tüm kurumlar profesyonel yöneticilerin elinde. İstisnası Fenerbahçe'nin asıl işi olan futbol. Yıldırım eğer tüm başkanlar arasında en büyüğü olarak adını tarihe yazdırmak istiyorsa şimdi yapacağı iş de bu. İlk 7 yılında 9 teknik adam değiştirmiş, ama son 3 yılda istikrara sarılmış Yıldırım şimdi bunu da yapabilir.
Esas inşaat, asıl yapı böyle kurulur çünkü.
Bu yolu çizmişken aday belirtmemek olmaz. Bu görev İngiltere'deki menajerlik sistemine yakın görev için benim naçizane adayım Pierre van Hooijdonk'dur.
Sizin de bayramınız kutlu olsun
Bazen mesleği bıraktırma noktasına getiren saçmalıklarla, garip zihinlerle uğraşmak zorunda kalıyor insan. 'Ben neden bu işi yapıyorum' dedirten insanlar. Meramımı kime anlatmaya çalışıyorum dedirten zekalar.
TRT'de Stadyum'da Pazar akşamı Hakan'ı konuşuyoruz. Diyorum ki "Cumhuriyet, cumhurbaşkanı eleştiriliyor, ama Hakan Şükür eleştirilince olmaz diyorlar". Telefonlar kilitleniyor. "Cumhuriyet nasıl eleştirilir. Bu adam ne diyor?".
Yahu kardeşim! Ben eleştirilebileceğini söylemiyorum bu bir! Söylediğim eleştirildiği. Eleştirilmiyor hatta hakarete uğramıyorsa bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı neden şikayet ediyor? Eleştiri, hatta hakaret var mı? Var. Ama var deyince ben eleştirmiş kadar tepki geliyor. Gel de çıldırma. Gel de geçen yüzyılın en büyük devrimcisi, ilericisi ve akılcısının rejimini korumaya çalışanların zeka seviyelerine şaşıp üzülme.
Peki eleştirmek ne demek? Sözlük anlamı şu : Bir düşüncenin, bir eserin, bir yargının doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek için onu incelemek, tenkit etmek.
Eleştirmek, Ata'nın bir numaralı ilkesi olan devrimciliğin en esaslı yöntemidir. Ne olursa, kim olursa olsun hiçbir şey kutsallaştırılmaz. Akılla, bilimle, her türlü disiplini kullanarak önce doğrulamak esastır. Ama hayır Ata'nın rejimini, onu en esaslı yöntemine olmaz diyenler korumaya çalışıyor.
Ah benim üstün zekalılarım. Ne diyeyim! Sizin de bayramınız kutlu olsun.
Marcelinho'ya sarılın
Ne atsaydı? Marcelinho hırsla, daha çok şey yapabileceğine inandığı sahadan alınıyor. Tepkisinden belli ki "Bu maçın seyrini değiştireceğim" dediği anda "çık" denmiş. Hırslı sinirli? Hiç öyle olmadınız mı? O durumdayken ne atsaydı? Kulübeye kafa mı?
Sokak arasında top teptiysen bile anlarsın ruh halini. Bunu kim yapıyor peki? Almanya'dan disiplinsizliği yüzünden ayrılmak zorunda kalmış, Bundesliga'nın her sene en iyileri arasında sayılan Brezilyalısı. Yaşı genç olsa Bundesliga'da kalsa, son Dunga dalgasında Seleçao'ya çağrılacağı kesin olan adam. Sezon başından bu yana performansı istenen seviyeye çıkmamış olsa da isteğiyle ve en azından bu olayla belli ki kendini Trabzon'a vermiş bir adam. Bu adam çıktığı için bu kadar sinirleniyorsa ona sarılmak gerekir. O bu formayı yere atarak size bu mesajı vermek istiyor. Ona sarılın.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|