Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yüz dili


Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması sorunu, klasik kamuoyu araştırmalarıyla çözülemez. Deneklere sorulan sorular, alınacak "EVET" ya da "HAYIR" cevaplarıyla...
Ve bunların oranıyla sağlıklı bir "nabız tutuşu" olmaz. Matematik verilerin ötesinde, deneklerin "yüz dili" de yorumlanmalıdır.
Örneğin...
Özellikle "HAYIR" diyenlerin, bunu söylerken yüz ifadeleri, ses tonları izlenmeli, videoya alınmalıdır.
Ne demek istediğimi açayım...
..........................
Turgut Özal, yerel seçimleri 3 ay önceye almak için bir referandum düzenlemişti.
O süreçte CHP'nin kampanyasını üstlenen Yorum Ajans, ilginç gazete ilanları yayımlıyordu.
İlanların başlığı, "ÖZAL'A DERS VERİN" idi.
Dikkat...
"ÖZAL'A HAYIR DEYİN" yerine, "ÖZAL'A DERS VERİN..."
Onlara bu nüansın nedenini sorduğumda şöyle bir açıklama yapmışlardı:
"Bu kampanyayı hazırlamadan önce, toplumun nabzını tuttuk. Referanduma HAYIR oyu vermek eğiliminde olanların, bunu söylerken yüz ifadelerini de videoya aldık. Psikologlarla yorumladık. Seslerinde bir kaygı vardı. Şu kanıya vardık ki... HAYIR oyu kullanacak olanlar, HAYIR'lar çoğunlukta olursa, Özal hükümetinin düşebileceği kaygısındaydılar.
Yani...
3 ay için referanduma gidilmesini içlerine sindirememişlerdi.
Bu yüzden Özal'a kızgındılar.
Kızgınlıklarını HAYIR oyu kullanarak ortaya koymak istiyorlardı ama Anavatan'ın tek parti iktidarıyla yaşanan siyasi istikrarın da sürmesi yanlısıydılar.
İşte bu saptama sonucu, ÖZAL'A DERS VERİN sloganını uyguladık.
Yani...
Özal hükümeti sürecek fakat bir ders almasına da gerek var..."
Bu açıklamayı, Başbakanlık özel uçağında Özal ile konuşmuştuk. O da "Eğer öyleyse ben de çıkar, beklediğim kadar EVET oyu olmazsa, Başbakanlıktan istifa edeceğimi söylerim, oyunu bozarım" demişti.
Oylamadan iki gün önce Başbakanlık konutuna gazetecileri davet etmiş ve bunu yapmıştı da...
........................
İzlenimim o ki... Benzer bir psikoloji yaşanıyor.
Erdoğan'ın karşıtları zaten onun Çankaya'ya çıkmasını kesinlikle istemiyorlar.
Ama...
Onların da ciddi bir bölümü, o birbirini yiyen ortaklarla koalisyon hükümetlerini dehşetle anımsıyor.
Derme çatma ortak hükümetler dönemine dönüş olasılığı, tüyleri diken diken ediyor.
"Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa, onun başında olmayacağı bir AKP'nin artık tek başına iktidara gelemeyeceği" kanısındalar.
Erdoğan'ı ve AKP'yi içlerine sindiremeseler de istikrarın devamını yeğliyorlar.
Ayrıca...
İkinci dönem AKP iktidarının, Atatürk çizgisinde bir cumhurbaşkanı tarafından denetlenmesini ve laik çizgide sapmaların böylece önlenmesini bir "sigorta" olarak görüyorlar.
"Çankaya'da laik sigorta" bölümü hariç, AKP'liler de iktidarı sürdürmenin, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmaması koşuluna bağlı olduğu inancındalar.
"Bizim genel başkanımız neden Cumhurbaşkanı olmasın?" söylemleri, daha çok, duygusal...
"Erdoğan cumhurbaşkanı" ama "AKP iktidar değil" ikileminde tercihleri "iktidarda kalmak."
.......................
Öte yandan...
Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı, Türkiye'yi giderek iki kampa ayrıştırıyor.
Özellikle "inananlar" ve "diğerleri" kutuplaşması, çok tehlikelidir. Negatif enerji birikimi, bir "fay kırılması" yapabilir.
"Diğerleri" için sanki "inanmayanlar" göndermesi algılanıyor.
Laiklik, "inanmayanlar" etiketi altına alınınca, aslında Tanrı'yla arasına böyle ruhban sınıf özentilerini sokmak istemeyen laikler için de cumhurbaşkanlığı seçimi, "final" çizgisine dönüşüyor. Hatta rejim içindeki "son hesaplaşma" havasına...
Kolektif akla ihtiyacımız var.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Şehir ve tarih
DÜN ilk defa Ankara'nın yeni havaalanından ge...
Melih AŞIK
Son resepsiyon...
Cumhurbaşkanı Sezer'in 29 Ekim davetindeyiz.....
Fikret BİLA
Çankaya'dan siyaset dışı notlar
Cumhurbaşkanı'nın 29 Ekim, TBMM Başkanı'nın 2...
Hasan CEMAL
Aşk, ekmek, demokrasi!
Böyle bir başlık ilgi çekebilir. Ama yazıyı i...
Güneri CIVAOĞLU
Yüz dili
Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması sorunu, klasik ...
Can Dündar
Sakıncalı bir destan
Bayramda şeytana uydum; sakıncalı bir destan ...
Abbas GÜÇLÜ
Mülakat olsun mu, olmasın mı?
Mülakat, giriş sınavları için de olabilir, me...
Hurşit GÜNEŞ
2007 bütçesi talebi frenler mi?
2007 bütçesine ilişkin en önemli konu talebin...
Sami KOHEN
Kala kala Kosova kaldı...
Sırbistan'daki referandum, Balkanlar'da yeni ...
Metin MÜNİR
Neden satıyorlar da almıyorlar?
Neden yabancılar Türk şirketlerini satın alıy...
Derya SAZAK
Deprem analizi
Bayramda İstanbul'dan da hissedilen 5.2 büyük...
Meral TAMER
Çiçek, Yozgat'ı avucunun içi gibi bilir
Hafta sonu evde kitaplarımı yerleştirirken Nu...
Güngör URAS
Sezer'in davetinde kadınlar ekonomi konuştu
Cumhuriyetin 83'üncü yılını kutlamak için Çan...
Serpil YILMAZ
Türkiye'nin en pahalı köyü
Antalya'da, Kekova'dan geçerken varılan Üçağı...
M. Ali BİRAND
Son iki haftanın perde arkası...
Bayram dahil, son iki hafta Türkiye'nin Avru...

© 2006 Milliyet