|
Şehvet-i kelam
Papa 16. Benedictus'un Türkiye'de geçireceği 3 gün önemli. "Türkiye'nin AB üyeliğine karşı odaklar", bu 3 güne yoğunlaştılar. Papa'ya karşı gösteriler, gazete ve televizyon yayınları, siyasetçilerin tavır koyuşları onların umutları... Hele bir de "eylem" kalkışımı olursa, bu odaklar için çift kaymaklı ekmek kadayıfı...
Avrupa'daki büyükelçilikler, Dışişleri Bakanlığı'na bu duyarlı ziyaret için uyarı yaptılar.
Ankara'da ciddi çalışmalar yapılmakta.
Önleyici istihbarat ve güvenlik tedbirleri planlanmakta.
......................
Ancak... Devletin aldığı ve alacağı tedbirler madalyonun bir yüzüdür.
Diğer yüzünde ise, medyanın, sivil toplum örgütlerinin, siyasetçilerin sorumluluğu var.
Papa 16. Benedictus, İslam peygamberi Hz. Muhammed için çirkin ve talihsiz söylemlerde bulunmuştu. Gerçi, bu söylem kendisine ait değildi ama yüzyıllar öncesine ait bir konuşmayı tarihin tozlu arşivlerinden çıkarıp referans olarak bugünlere taşıması gereksizdi.
Papa 16. Benedictus, sonraları bu sözlerini "tevil" etmeye, yani neden olduğu yıkıntıları onarmaya çalıştı.
Fakat... Gene de 3 günlük Türkiye ziyareti öncesinin toplum psikolojisinde olumsuz izleri var.
Papa'nın ziyaretini hâlâ bu eksen etrafında görmek ve tartışmalara açmak, hiç istenmese de "tahrik" etkisi yapabilir.
Bazı radikal gruplar, AB'de Türkiye karşıtlarına ellerini keyifle ovuşturacakları ve kampanyalarında kullanacakları fırsatı verebilirler.
Örneğin... Papa maketlerini yakmak gibi...
Dahası... Densizin biri, dolduruşa gelerek, hiç olmadık eylemde bulunabilir.
"İşte Türkiye'deki zihniyet, işte AB'yle örtüşmeyecek kültür farkı" dedirtecek malzemeyi, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı odaklara altın tepside sunmuş olurlar.
Siyasetçiler de dikkatli olmalılar.
AB dayatmalarına toplumda duyulan öfkeyi, önümüzdeki genel seçimlerde oya tahvil için, Papa'nın ziyaretini kullanmak fırsatçılıktır. Ucuz, sığ ve Türkiye'ye zararlı siyasettir.
.......................
Bir kuşku daha var...
Papa 16. Benedictus, Türkiye'nin AB üyeliğine karşıdır. Onun AB ülkelerinde Türkiye'ye karşı sert rüzgârlar estirmek için, tepkilere çanak tutacak laflar etmesi olasılığı da düşündürüyor.
Yani... Serinkanlı olmak ve 16. Benedictus, -eğer çanak tutarsa- o çanağı doldurmamak lazım.
Kısacası...
Bu ziyaret süresince "şehvet-i kelam"dan, Türkçesiyle "söz şehveti" çekiminden uzak durmak gerekiyor.
.......................
Bu deyimi, sabah Artvin Valisi Sayın Cengiz Aydoğdu'dan da dinledim.
Telefon etti. Nazik bir dille Milliyet'in manşeti ve benim yazımla ilgili açıklamada bulundu.
Özetle...
Konuşmasının "yaylalardaki İslam Türk kültürünün korunması" ve "turizm" konusundaki sözlerinin, tüm satırlar arasında sadece küçük bir bölüm olduğunu, amacını aştığını, belki de doğru sözcükleri seçemediğini, asıl anlatmak istediği şeyin "yörenin kalkınması ve dokunun betonla bozulmaması olduğunu" anlattı.
Kendisinin "e-devlet projesinde öncülük yaptığını, turist ahlak götürür kafasında gibi görülmemesi gerektiğini" söyledi.
Gerçi yazımı, haberi iyice okuyarak ve doğruluğunu araştırarak yazmıştım ama, amacını ortaya koymaya dönük bu açıklamasını -gazeteciliğin cevap hakkına saygı ilkesi gereği- yansıtıyorum.
Peki, kendisi için satırlarımız neden yazılmıştı?
O konuda da durumunu "şehvet-i kelam derler ya... öyle oldu" diye açık yürekle kabul etti.
Gerçi... Daha sonra yayımlanan yazılı açıklamada da kendini savunmak bağlamında gene "şehvet-i kelam" satırları var ama amacı, "kıyıların betonlaştığı gibi yaylaların da betonlaşmaması, geleneksel Türk ve İslam mimari dokunun ve doğanın korunması" ise, amacını aşan ifadelerin hafıza izleri üzerinden atlar geçeriz.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|