|
Avrupa temsilcisi uğurlanırken...
DÖRT yıldan beri Türkiye'de bulunan Avrupa Birliği Komisyonu Temsilcisi, bu kadarını beklemiyordu.
Giderayak selefi Karen Fogg'u aratmayan Kretschmer'in hedefi yine orduydu, "Hükümet reformlarını yapmak istiyor ama, ordu direniyor" diyordu.
Doğruydu; ordunun "Ulus devlet, üniter devlet ve laiklik" ilkelerine yönelik, adı "reform" olan Avrupa'nın dayatmalarına direndiği doğrudur. Adam hiçbir şey öğrenmediyse bile, dört yılın sonunda bunu iyice kafasına koymuş öyle gidiyordu. Adamın dört yıllık macerasında bir de ordudan talep ettiği görüşme için randevu alamamak vardı; hem, görüşme istekleri reddedilmemiş, cevap bile verilmemişti.
***
İŞTE bunları söyleyen Avrupa'nın Türkiye temsilcisinin, ertesi gün gazeteleri açınca okudukları onu herhalde iyice şaşırttı, kendisine sıcağı sıcağına öyle bir cevap verilmişti ki!
"Kıbrıs konusunda izolasyonlar kaldırılmadıkça kimse bizden şu ad altında bu ad altında bir şey beklemesin. Kıbrıs aşağı, Kıbrıs yukarı... Avrupa müktesebatı içinde bizim Kıbrıs diye bir sorunumuz yok. Atılması gereken bir adım varsa biz hepsini attık. KKTC'deki kardeşlerimiz AB üyesi ülkeler ne arzu ettilerse onu yerine getirdiler, ama Güney taltif edildi, Kuzey Kıbrıs dışlandı."
*
"Biz kendimize inanıyoruz... Bizim satılık herhangi bir şeyimiz yoktur; itibarımızdan, şahsiyetimizden, onurumuzdan asla yoktur."
***
"YUNANİSTAN Başbakanı resmi ziyaret için Türkiye'ye niçin gelmiyor? Özel ziyaret yapabiliyor. Niye? İç politika. Bizim böyle bir derdimiz yok. Kim ne derse desin, bir şeye inanıyorsak yaparız. Söz verdiysek yerine getiririz; çünkü biz Türküz!"
*
"Biz görevimizi yerine getirdik, muhataplarınızın da aynı şekilde yerine getirmelerini isteriz. Onlar kendi üzerlerine düşeni yerine getirmedikleri sürece, bizden artı bir şey isteyemezler. Şu anda onu verebilecek bir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti asla yoktur."
***
YAZININ başında dedik ki Avrupa temsilcisi bunları okuyunca şaşırmadı da, cevabın bu kadar çabuk gelmesine şaşırdı...
Kim söylemişti bunları, Genelkurmay Başkanı mı, kuvvet komutanlarından biri mi?
Aaa, bir de ne görsün, "Bu ne şiddet bu celal!" dedirtecek sözleri, meğer, Başbakan Erdoğan Dış Ticaret Haftası toplantısında söylemiş...
Adamcağız bir yaşına daha girdi herhalde, ne ummuş ne bulmuştu!
Tevekkeli, eski diplomatlar zamanında onun kulağını büküp ona, "Bu Türkler bir gariptir, ne zaman ne yapacakları, ne diyecekleri belli olmaz, sağ gösterip sol vururlar!" dememişlerdi.
Zaten haberi okuduğu gazete de Tayyip Erdoğan'ın bu konuşmasını "Milliyetçi bir söylem kullandı" diye yorumlamıştı. (Radikal, 31 Ekim 2006)
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|