Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Kasım 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

AB, Kıbrıs konusunda utanmalıdır


Ben, Annan Planı'nın tartışması sırasında, Kıbrıs Türkleri'nin eline tarihi bir fırsatın geçtiğine inanmış ve tüm gücüyle bu planın başarıya kavuşması için çabalamıştım. Annan Planı sayesinde, KKTC'nin ayakları üstüne dikileceğine inanmıştım. KKTC de, Rumlar'la birlikte Avrupa Birliği'ne katılacak ve bu şekilde hem Güney Kıbrıs, Türkiye'ye sürekli engel durumundan çıkacak, hem de KKTC kısıtlamalardan kurtulacaktı.
(Hala da aynı görüşteyim.)

Buna inanmamın nedeni de, Avrupa Birliği'ni bu konuda ciddiye almamdı. Avrupa Birliği kurumları ve üye ülkelerinin büyük bölümü, Türk tarafına kesin sözler vermişlerdi. Annan Planı'nın kabul edilmesi durumunda önümüzde yepyeni bir dünya açılacaktı.

İşte Kuzey Kıbrıs halkı, bu inançla Annan planına EVET dedi.
(Hala da KKTC'nın EVET oyu vermesinin son derece yerinde bir karar olduğuna, bu sayede Türkiye'nin AB ile masaya oturabildiğine ve Kıbrıs Türkleri'nin de bugün başları dik şekilde haklılıklarını haykırabildiklerine inanıyorum.)

Rumlar ise, tam anlamıyla şark kurnazlığı içinde, Annan planına HAYIR dediler. AB'nin suratına kapıyı kapattılar.

Bugün Rumlar, tam anlamıyla yavuz hırsız rolündeler.

Hem AB'yi kandırdılar, buna karşılık tam üyeliği ceplerine yerleştirdiler, hem de AB'ye inanmış olan Türk tarafının cezalandırılmasını istiyorlar.

Hayır, bu kadarı fazla…

Evet, Türkiye hukuken ve imzasına sadık kalmak zorundadır ve eninde sonunda da limanlarını açacaktır. Ancak bugün değil. Boğazına basılarak, mantık ve vicdan dışı koşullarda değil.

Hayır, Avrupa Birliği bu kadar çocukça bir politika uygulayamaz.

Eğer tek amaç, Türkiye ile müzakereleri askıya almak ve tam üyelik sürecini dondurmak ise, bu kadar amatörce yaklaşımlara hiç gerek yoktur. Kolaylıkla başka gerekçeler bulabilirler ve aynı sonucu elde edebilirler.

Avrupa Birliği, tüm güvenirliğini yitirmektedir.

Belki farkına varmadan, Türkiye'yi yavaş yavaş kendiliğinden Avrupa dışına itmekte, Türk halkını kaybetmektedir.

Rum lideri Papadopulos'un bugün uyguladığı politika açıkça ortadadır. Türk lider Talat ise, izolasyonların yumuşatılmasından başka bir istekte bulunmamaktadır.

Türkiye, bu aptalca oyunun karşısında esneklik gösteremez ve göstermemelidir.

Avrupa'nın da, bir parça vizyonu, azıcık bir saygınlığı varsa, yaşanmakta olan bu rezaletten vazgeçer. Türkiye'nin boğazına basıp, limanlarının açılması için şantaj yapmaz. Bu sorunu, çözüm bulununcaya kadar erteler. Ertelemediği taktirde, gerçek niyetinin üzüm yemek değil, bağcıyı (yani Türkiye'yi) dövmek olduğunu anlayacağız.

* * *

PAPADOPULOS, KKTC'Yİ TESLİM ALMAK İSTİYOR…

Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos şanslı bir insan.

Öyle bir dönemde, öyle koşullar altında Başkan oldu ki, keyfine diyecek yok. Tümüyle kendi dışındaki gelişmeler sayesinde, şimdi de ikinci dönem Cumhurbaşkanlığını elde etmeyi planlıyor.

Papadopulos kadar, Avrupa Birliği'ni burnundan yakalayıp sürükleyen ve şantajla istediklerini elde edebilen bir diğer lider de, Malta'nın 1980'lerdeki Don Mintoff'u aklıma geliyor.

Papadopulos'un, özellikle Avrupa Birliği'ne tam üye olduktan sonraki politikası, tek cümleyle " KKTC'yi teslim almak" diye özetlenebilir.

Bugüne kadar yaptığı açıklamaları alt alta yazalım. Türk tarafıyla ilişkilerini inceliyelim, aynı sonuçla karşı karşıya kalırız: Türk tarafının Rum yönetimine teslim olması.

Papadopulos bunu istemekte haklı olabilir. Genel konjonktürü kendi lehine kullanmakta da haklıdır.

Ancak bu duruma göz yummayacak olan taraf da Türkiye'dir.

Bugün, bıcak kemiğe dayanmıştır.

KKTC üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmadan, hiç değilse yumuşatılmadan, Rum gemilerine Türk limanlarının açılması, Papadopulos'un Kuzey Kıbrıs'ı teslim alması anlamına gelecektir.

M. Ali Talat haklıdır.

Türkiye direnmelidir.

Avrupa ile ilişkilerini germe pahasına direnmeli ve bu ufak oyunlara pabuç bırakmamalıdır.

Papadopulos, ikinci Cumhurbaşkanlığını bu kadar ucuz şekilde elde edememelidir.

Türkiye, Kıbrıs'ın tümünü Papadopulos'a bırakmamalıdır.


(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
'Soykırım' ve Orhan Pamuk
TANER Akçam soykırım iddiasını savunan kitabı...
Çetin ALTAN
Genel bir dağdağanın dışından birkaç hayat enstantanesi
Dışarıda dinmeyen bir yağmur, içeride ise tüm...
Melih AŞIK
Doğal kazıklar!
Başbakan'ın "Ulusa Sesleniş" konuşmasını tele...
Fikret BİLA
Hükümet Yimpaş'ta ne yapabilir, ne yapamaz?
Yimpaş olayı TBMM'ye taşındı.
Hasan CEMAL
Yimpaş vakası!
Tatil dönüşü ben de masamda bir Yimpaş dosyas...
Güneri CIVAOĞLU
Şehvet-i kelam
Papa 16. Benedictus'un Türkiye'de geçireceği ...
Can Dündar
Türk-Müslüman yaylası
Artvin Valisi Cengiz Aydoğdu "Müslüman-Türk ...
Hurşit GÜNEŞ
MB yeniden döviz almaya başlamalı
Uzun bir süredir iki tezi dile getiriyorum. B...
Doğan HEPER
Cumhuriyet laiklikle taçlanır
CUMHURİYET, demokrasi ve laiklik birbirini ta...
Semih İDİZ
Türkler Bulgaristan'ı faşizme karşı koruyor
Geçen pazar günü Bulgaristan'da cumhurbaşkanl...
Sami KOHEN
Pazarlık için pazarlık...
AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın Kıbrıs'la ilg...
Hasan PULUR
Avrupa temsilcisi uğurlanırken...
DÖRT yıldan beri Türkiye'de bulunan Avrupa Bi...
Derya SAZAK
İklim felaketi
Küresel ısınmanın sonuçlarından biri de dünya...
Meral TAMER
Sanayicinin değişen söylemi
İstanbul Sanayi Odası tarafından bu yıl beşin...
Yaman TÖRÜNER
Son birkaç yılda bankacılıkta neler yaptık?
Son birkaç yılda bankacılık sektöründe neler ...
Güngör URAS
Diyarbakır'da "gariban dostlarımı" sel aldı
Dün sabah telefon çaldı. Uyandım. Her yer ka...
Serpil YILMAZ
Turizmde Avrupa-Türk kadın işbirliği
Antalya İş Kadınları Derneği (Antikad), Avrup...
M. Ali BİRAND
AB, Kıbrıs konusunda utanmalıdır
Ben, Annan Planı'nın tartışması sırasında, Kı...

© 2006 Milliyet