
|
|
|
 |
|
|
Spor ve televizyon
MEDIAMETRIE TV araştırma şirketi, özellikle uluslararası spor karşılaşmaları ve yarışmaların kendi ülkelerinde izlenme oranlarının tavan yaptığını saptamış. Yani bir ülke ne kadar çok spor dalında temsil ediliyorsa o ülke televizyon kanallarının reklam geliri o oranla artıyor demektir. Türkiye örneğin 2010 Dünya Kupası'na katılırsa bu izlenme oranlarına ve reklam gelirine yansıyacak. Sadece futbol değil tabii ki... Basketbol da öyle. NTV'ye yapışmadık mı mesela Milli Takım maçlarında. Atletizm de öyle. Bizim atletlerimiz finale kaldıkça bu yayınlar tavan yapmadı mı? Avrupa'da son Dünya Kupası'na katılan Avrupa ülkeleri izleycisinin yüzde 75'i bu maçlardan en az birini izlemiş. Futbol başta olmak üzere ne kadar çok karşılaşma yaparsak o kadar çok izlenme payı ve reklam geliri gelecek demektir. Şampiyonlar Ligi, UEFA karşılaşmaları, Milli Takımın hem Avrupa hem de Dünya Kupası'nda finale kalması... Televizyon ile spor arasında böyle büyük bir ticari ilişki vardır.
* * *
BU yıl dünya televizyonlarında pembe diziler yeniden salgın haline gelmiş. Alman pembe dizileri çok tutmuş, Amerikalılar da Güney Amerika menşeili dizileri yeniden çekmişler, bu da çok tutmuş. Mesela "Çirkin Bety"nin Kolombiya'da çekilmiş pembe dizisi olan "Yo Soy Betty, La Fea"yi ABC TV'si yayınlamış. Tam 16 milyon izleyiciyi ekran başına çekmiş. Evet ya bir zamanlar neydi pembe diziler? Gerçi şimdi de var bizim televizyonlarda ama o eski durum söz konusu değil. Avrupa kanallarında çok izlenen zaman dilimlerindeki dizilerin arasına Amerikan dizileri giriyor. Bizde sadece CNBC-E bir nevi "Amerikan dizi kanalı". Çok izlenen kanallarımızda sınırlar konmuş. Türk izleyicisi kadar kendi dizisini izleyen başka bir ülke var mı? Aslında bu bir gerçeği de ortaya koyuyor. Kendi içimize kapanmayı seviyoruz. Kendi hikâyelerimiz, kendi kahramanlarımız bize yetiyor.
* * *
BİR okur mektubunda dizilerimize ait güzel ayrıntılar var. Volkan Can şunları yazmış: "Hastane sahneleri acemice çekiliyor. Sağlık personeli ezberlenmiş şeyleri kitaptan okur gibi söylüyor. Haliyle biz sağlık çalışanları da pek bir gülüyoruz" dedikten sonra bir örnek veriyor; "Geçenlerde bir dizide trake tüpü dediğimiz nefes borusuna kadar giden tüp adamın ağzında ve yanındaki kişiye bir şeyler söylüyor.Bu imkansız çünkü bu tüp ses tellerinin kasılmasını engelleyerek ses çıkarmasını önler".
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|