|
 |
|
|
Hükümet TCMB'den ürker mi?
Merkez Bankası bu hafta içinde yaptığı açıklamalarla, kamu maliyesinde 2006 yılında yaşanan gelişmelerden ve 2007 yılı hedeflerinden hoşnut olmadığını ortaya koydu. Banka hem kamu harcamalarının yüksekliğinden hem de gelirler politikasının enflasyon hedefiyle uyumsuzluğundan şikâyetçi. Banka, açıkça, bu maliye politikası yüzde 4 enflasyon hedefine ulaşmakta bana yardımcı olmaz diyor.
Bankanın bu raporlarda artan enflasyonun nedenleri arasında önemle durduğu bir başka konu da TL'nin değer kaybı. Peki, programda kullanılan ortalama kur tahmini yüzde 4 enflasyonu destekliyor mu? Bu yıl 1.442 YTL/$ olacağı tahmin edilen ortalama kurun gelecek yıl 1.54 YTL/$ olacağı tahmin edilmiş. 2003-05 döneminde nominal olarak gerileyen kur enflasyondaki düşüşe önemli bir destek olmuştu. 2006'da durum değişince enflasyon da yükseldi. 2007'de de YTL'nin nominal olarak değer yitireceği tahmin edilmiş. Bu durumda kur öngörüleri de enflasyonun yüzde 9'lardan yüzde 4'e indirilmesini desteklemiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bu durumda ben bu faizleri düşüremem, hatta artırırım veya likiditeyi sınırlarım diyor. Bu tedbir özellikle seçime giden hükümetleri iki nedenle korkutur. Artan faizler ekonomiyi yavaşlatır veya yerli para aşırı değerlenerek dış açığı artırır ve finansman sorunu ortaya çıkar.
Ancak, özellikle yükselen piyasa ekonomilerinde uluslararası likidite bolluğuna bağlı olarak hükümetler son dört yıldır bunun tam tersini yaşıyorlar. Enflasyon hedefleyen merkez bankaları hükümetlerin giderek gevşeyen maliye politikalarına tepki olarak parayı sıktıkça risk iştahıyla gözü dönen küresel sermaye, ekonomilerin likidite ihtiyacını hızla karşılıyor ve bunların yüksek büyüme hızları devam ediyor. Yani, sıkı para politikası hükümetlerin hovardalığını cezalandırmıyor, aksine, destekliyor. Tabii dış açıklar artıyor ama küresel likidite bolluğunda finansman sorunu yaşanmıyor.
Türkiye'de de hükümet bu tecrübelerin ışığında paradigmaların değiştiğine ve dış açığın sorun olmadığına inanıyor. Küresel likiditede kalıcı bir daralma beklemiyor.
Dolayısıyla hükümet, TCMB parayı sıkarsa dışarıdan finansman geleceğini ve büyümenin düşmeyeceğini bekliyor. Dışarıdan finansmanı geldikçe dış açığın artması hükümeti hiç endişelendirmiyor. Finanse edilen dış açık sorun değil diyen bu hükümet değil mi?
Dışarıdan aşırı döviz girişinin YTL'ye değer kazandırmasına ve bunun sanayiyi ve istihdamı boğmasına ise hükümet zaten seyirci kalıyor. Kısa vadede değerli YTL'nin, kısa vadede tüketicinin alım gücünde yarattığı sahte artışı tercih ediyor. Bu tavrını seçim sonuna kadar sürdürebilir. Hem sanayici, ucuz bulup bol bol kullandığı dış borcu şu anda geri ödemekle meşgul. TL değerlenirse kısa vadede rahatlar.
Diğer taraftan, bütçede dövizli harcamaları 1.54 YTL/$ kuruyla hazırlayan hükümet, kur bunun altına inerse, daha fazla fiziki harcama yapma imkânına da kavuşur.
Sonuçta TCMB'nin faiz ve likidite silahlarını kullanacağını söylemesi seçime giden hükümeti ürkütmez, aksine, rahatlatır.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|