|
Siyaset yargıya bir bulaşırsa...
SİYASET yargıyı etkiler mi?
Eğer bir ülke kanun devleti değil de hukuk devletiyse böyle bir şey düşünülemez bile...
Siyasetin haddine mi düşmüş, yargının yanından geçsin...
Lakin bir memlekette Yargıtay Başkanı, "Cüzdan ile vicdan arasında kaldık!" diyorsa, daha doğrusu diyebiliyorsa ya da bir Cumhurbaşkanı, Turgut Özal, "Anayasa'yı bir kere de biz delsek ne çıkar?" diye fetva veriyorsa, siyasetin yargının başına musallat olduğunu söylemekte sakınca yoktur.
***
ŞU Yimpaş olayı...
Diyelim adamlar doğru ve güvenli yargılandılar ve beraat ettiler, ne olacak o zaman?
Interpol tarafından aranan adamın bakanlarla, valiyle birlikte çektirdiği fotoğraf belleklerden silinecek mi?
Siz istediğiniz kadar doğru, güvenli yargılamadan söz edin, kimi inandıracak, hangi vicdanı rahatlatacaksınız?
Düşünün, adamı uluslararası polis, Interpol arıyor, adam hem İçişleri, hem Adalet Bakanı'yla yan yana, üstelik devletin o vilayetteki en büyük temsilcisi valiyle bile tokalaşıyor.
Şimdi siz gelin de diyeceklerinizi toplum vicdanının külahına anlatın.
Yemezler!
***
ÇİRKİN siyaset yargıya bulaşırsa ne olur?
Bir örnek, 1989'da İstanbul Barosu Başkanı olan Turgut Kazan'ın bir anısı:
"Bir sabah Sultanahmet Adliyesi'ne gidiyordum. Baktım yargıç ve savcılar kapıda bekliyor. Korktum birdenbire, bir şey mi oldu, birisi kalp krizi falan mı geçirdi diye. Ne var diye sorduğumda, bakan ile müsteşar gelecek, dediler. Duruşmalarını bırakıp bakan ile müsteşarı karşılamaya gelenler bile vardı. Tüm meslek hayatımda böyle bir şey görmedim. Yargının hangi duruma düştüğünü gördüğüm için isyan ettim."
***
ÇİRKİN siyaset yargıya bulaşırsa ne olur?
İşte bunlar olur.
Çirkin politikacıya direnen yargıç, savcı yok mu?
Olmaz mı?
Ya direnemeyenler?
Cüzdanları ile vicdanları arasında sıkışanlar...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|