Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Autoshow, Paris sokağına park etti

Dice Kayek'in yaratıcıları Ayşe ve Ece Ege, Autoshow 2006'da Mini otomobillerinin yer aldığı standı bir Paris sokağı gibi tasarladı

MELİS ALPHAN


CNR'da dün açılan ve 12 Kasım'a kadar sürecek otomobil fuarı Autoshow 2006'da Borusan Otomotiv bünyesindeki Mini standını Dice Kayek'in yaratıcıları Ece ve Ayşe Ege tasarladı. İlk bakışta bile ufacık tefecik kızlar olan Ege kardeşlerin Mini'yle olan beraberliği yerinde gözüküyor. "Yaratıcı insanların otomobili" diye nitelendirdikleri Mini için hazırladıkları stand, kafe ve butiklerin sıralandığı Paris sokaklarını yansıtıyor.
Bu standda fuarın geri kalanında ağırlıkta olan metalin soğukluğundan eser yok. Dice Kayek tasarımlarıyla süslü bir Dice Kayek butiğinin yanında satış bürosu olarak kullanılan ve tüm gün kahve ve pasta servisi yapılan bir kafe yer alıyor. Kafenin önündeki parke yolda ise park etmiş rengarenk Mini'ler...

Mini'nin standını neden sizin tasarlamanız istendi?
Ayşe Ege: Mini deyince akıllarına Dice Kayek gelmiş çünkü Mini tüm dünyada "moda otomobil" olarak algılanıyor. Paris'te bizim sektördeki herkesin altında Mini var.
Ece Ege: Paris'te her gördüğüm Mini'nin içinde ya modacı ya mimar ya da güzel sanatların bir dalıyla ilgili olduğunu düşündüğüm insanlar oluyor. Tasarımı çok güzel olduğu için Mini bence bu yüzyılın otomobili. Küçük olduğu için park etmesi kolay, kullanımı çok agresif, motoru çok güçlü. Ve de çok modern ve sempatik bir otomobil. Bu ikisini bir arada yakalamak çok zordur.

Bu standın konsepti nedir?
Ece E.: Paris'in bir sokağını canlandırdık. Paris deyince akla hep kafeler ve butikler gelir. Biz de bu havayı yaratmak istedik. Kafenin önünde park etmiş antrasit, kırmızı, fildişi ve siyah Miniler var. Bunlar aynı zamanda bu yılın moda renkleri. Altın renkli Mini de olacaktı ama yapılamadı. Kafenin yanındaki Dice Kayek butiğinin vitrininde de yine bu renklerde Dice Kayek marka elbiseler var. Standdaki hostes kızların kıyafetleri ise Machka olacak.

Otomobille moda arasında bir ilişki var mı?
Ayşe E.: Var tabii. Mesela Paris Moda Haftası'nda her yıl bir otomobil markası sponsor olur veya kimi konuklar bu otomobillerle gezdirilir. Otomobil tasarımı yapan modacılar da çok.


Kimler mesela?
Ayşe E.: Jean Paul Gaultier, Kenzo, Versace, Lacroix.
Ece E.: Teklif gelse biz de tasarlamak isteriz.

"Machka'da daha dikkatliyim"
Dice Kayek ile Machka markasının tasarımlarının birbirinden farklı olması için fazladan bir çaba gösteriyor musunuz?
Ece E.: Hiç uğraşmıyorum. Bu insanın çizerken çok disiplinli olmasını gerektirir. Bir kere Machka çok daha büyük bir koleksiyon ve satması gerek. Ben Dice Kayek için çok çılgın bir üst tasarlarsam, altına ne giyileceği umrumda olmaz, "Bana ne, jean giysin" derim mesela. Ama Machka'da öyle değil. Daha dikkatliyim. Üste uygun etek ve pantolon yapmak zorundayım.

Türkiye'de bir Dice Kayek mağazası açmayı düşünüyor musunuz?
Ayşe E.: Yapmışlar işte! (Standı göstererek gülüyor.) İlk mağazamızı hep Paris'te açmak istedik çünkü işimizi Paris'te kurduk. Mağazamızı da ancak ocak ayında açtık. Bir yılımız dolsun, ondan sonra başka yerlerde de açmak istiyoruz. Planlarımız arasında tabii İstanbul da var.


"İlla eğitim almak gerekmiyor ama..."
Türkiye'de son dönemde parası olan kadınlar sırayla bir atölye açıp defileler düzenleyerek kendilerini tasarımcı ilan etmeye başladı. Buna nasıl bakıyorsunuz?
Ayşe E.: Moda tasarımcısının illa moda eğitimi alması gerekmiyor. Ama bugün dünyada gerçek anlamda 150-200 moda tasarımcısı var. İsteyen herkes moda tasarımcısı olabilir, kimse bunu engelleyemez ama mühim olan eleştirmenlerin görüşü. Bakmayın, bu çok zor bir iş. Dışarıdan göründüğü gibi "Üç defile yaptık, tasarımcı olduk" falan değil. Kabul görmek gerekiyor.

Siz sadece Dice Kayek mi giyiyorsunuz?
Ece E.: Tabii ki, başka ne giyeceğiz ki?
Ayşe E.: Ben bazen Martin Margiela giyiyorum.

Türkiye'de kadınlar tek tip giyiniyor. Herkes birbirinin üzerindeki kıyafetlerin markasını söyleyebiliyor.
Ece E.: İyi giyinmek çok zevkli olmayı gerektiriyor. Ancak öyle doğuluyor. Bu dergilere bakarak olmuyor.
Ayşe E.: Gaultier "İnsanların yüzde 80'i giyinmeyi bilmiyor" demişti. Bu yüzde 80'i birileri giydirecek. Mağazalarda stylist'ler var; sizi baştan aşağı giydiriyorlar. n

"İyi giyinmek iyi tasarımcı olmaya yetmez"

Son yıllarda dünya çapında ünlü tasarımcıların pek çoğu, ürünleri çok ucuza satılan zincir markalara tasarım yapıyor. Sizin böyle bir işbirliğiniz var mı?
Ayşe E.: Fransa'daki mağaza zinciri Monoprix'ye 2007 yaz sezonu için bir koleksiyon hazırladık. Geçen yıl dünyanın en büyük katalog firması olan La Redoute için aynı şeyi yapmıştık. Laetitia Casta tanıtmıştı bir elbisemizi.

Bir süre önce Kate Moss, Jane Shepherdson'un bir nevi ayağını kaydırarak Top Shop'ın tasarımcısı oldu. Moss tüm dünyada stil ikonu olarak görülüyor. Fakat iyi giyinmek iyi tasarımcı olmaya yeter mi?
Ayşe E.: Yetmez tabii, öyle kolay değil bu işler ama bu işin halkla ilişkiler kısmıdır. Kate Moss'un arkasında 50 kişilik ekip olacak, tasarımı onlar yapacak, Moss da vitrine çıkacak.

Fransa'da yaşayan Türkler olarak parlamentodan çıkan Ermeni soykırımını reddetme cezasına nasıl bakıyorsunuz?
Ayşe E.: Paris'te birçok ustamız Ermeni. Hepimiz bu işe politikacıların gövde gösterisi olarak bakıyoruz.


"Sofia Coppola'nın stilini beğeniyorum, onu giydirmek isterdim"

Bir dönem Tarkan'ı giydirmiştiniz. Türkiye'de bu sayede daha büyük bir kitle sizi tanıdı. Şimdi böyle bir işbirliğiniz yok. Oysa bu tür birliktelikler markaların bilinirliği açısından önemli, değil mi?
Ece E.: Tarkan'ın kostümlerini yaparsak daha çok tanınacağımızı düşünmemiştik. Tarkan çok sevdiğim ve mesleğinden dolayı çok takdir ettiğim bir insan olduğu için birlikte bir şey yaptık. Benim tasarımımla onun performansını birleştirmenin keyifli olacağını düşündük. Ama Türkiye'yi geçiyorum, modanın dev bir sanayi olduğu, milyar dolarların döndüğü Milano, New York gibi yerlerde bu reklam kampanyası olarak yapılıyor. İdolleri büyük paralar verip giydiriyorlar. Örneğin Chanel, Nicole Kidman'la anlaşıyor. Nicole Cannes'da ya da açılışlarda Chanel giyiyor ve resminin çıktığı yayınlarda resimaltında "Nicole Kidman, Chanel elbisesiyle" yazıyor.
Ayşe E.: Bizim markamızı giyen ünlüler de var ama onlar mağazamızdan alışveriş eden müşteriler.

Kimler bunlar?
Ayşe E.: Cameron Diaz. Uma Thurman "Prime" filminde de Dice Kayek giydi.

Bu işe ayıracak milyon dolarlarınız olsa hangi yıldızı giydirmek isterdiniz?
Ece E.: Sofia Coppola. Zaten stilini çok beğeniyorum.
Ayşe E.: Vitrindeki kırmızı elbiseyi ona göndermiştik. Tam Mini gibi bir kız o da, ufacık tefecik.
Ece E.: Kirsten Dunst'ı da giydirmek isterdim.



CUMARTESİ
Autoshow, Paris sokağına park etti
2006'nın en iyi oyunları
"Lezzet durakları için ana yoldan sapın"
Kendine uygun grubu seç ve koşmaya başla
ne var, ne yok
En moda En yeni
Yüzerken karnım aşağıya çekiyor!
Erkeksi kadınlar





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet