Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yine Kıbrıs, 301, AB!


İki gün üst üste Kıbrıs dinledim. Birinde, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmacıydı, ötekinde Dışişleri Bakanlığı yetkilileri.
Kendilerini dinlerken Kıbrıs'la ilgili bir fıkra aklıma geldi.
Bir Amerikalı, bir Kıbrıslı, bir İngiliz idama mahkûm edilmişler. Ölüme gitmeden önce son arzuları sorulmuş.
Amerikalı, bol buzlu bir kola ile hamburger istemiş. Kıbrıslı, "Hapistekileri toplayın, son defa Kıbrıs sorununu anlatmak istiyorum" deyince, İngiliz kendini bir anda ortaya atmış:
"Aman aman" diye bağırmış, "Beni derhal idam edin, son arzum budur."
Kıbrıs sorunu böyle!
Yılan hikâyesi...
Ama yanlış anlaşılmasın. Önemini görmezlikten gelmek olanaksız. Kıbrıs yalnız Kıbrıs olmadığı için öyle. Kıbrıs Türklerinin olduğu kadar Türkiye için de hayatın bir gerçeği.
Çünkü, AB yolu üstünde duruyor. Öyle olduğu için de, Kıbrıs sorununu kullanarak Kuzey Kıbrıs'a da, Türkiye'ye de hayatı zorlaştırıyorlar.
Kuzey Kıbrıs'a dönük ambargoların kaldırılması koşullara bağlanıyor. Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakereleri köstekleniyor. Başı Güney Kıbrıs çekiyor ama perde arkasında başkaları da var.
Bir noktayı öncelikle belirtelim:
AB, Kıbrıs konusunda verdiği sözleri tutmadı. Dürüst davranmadı. İnandırıcılığını yitirdi. Yavuz hırsız rolündeki Rumlara seyirci kaldı. Hatta onların düdüğünü çalmaya başladı. Rumların Kuzey'e dönük egemenlik yayma oyunlarına bile kayıtsız kalıcı sinyaller verdi.
Yalın gerçek bu.
Oysa AB, 2004 yılı nisan ayında Annan Planı'nın Kuzey Kıbrıs'ta kabul, Güney'de reddedilmesinden sonra Rumlar tarafından aldatıldığını açıklamıştı.
Hatta Fransa, Güney Kıbrıs'tan dolayı AB'de yaşanan hayal kırıklığını yazılı olarak kamuoyuna da duyurmuştu.
AB'nin en yüksek karar organı Konsey, Kıbrıs'taki Nisan 2004 referandumundan sonra, Kuzey'in ödüllendirilmesi ve izolasyonların kaldırılması için AB Komisyonu'nu mali ve ticari iki protokol hazırlamakla görevli kılmıştı.
Değişen bir şey olmadı.
Sonra unutuldu bunlar.
Ayrıntıya girmek gereksiz. Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonların kaldırılması konusunda iki yıldır dişe dokunur bir gelişme yaşanmadı.
Evet, limanların Güney Kıbrıs'a açılması gibi Türkiye'nin atması gereken adımlar da var. Ama bunun için önce AB'nin Kuzey Kıbrıs'a ilişkin sözlerini tutması gerekmez mi?
Elbette tutması lazım.
Evet, bir yılan hikâyesi! Sorunun özü şu soruda yatıyor: Kıbrıs Rum liderliği, Kıbrıs Türkleriyle siyasal eşitliği kabul edecek mi?
Mesele budur.
Rumlar, Türkleri Kıbrıs devletinin eşit ortağı olarak görmek istemiyorlar. Bin yıldır bu böyle. Türklerin azınlık statüsü ile yetinmesini istedikleri için de Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerini yokuşa sürüyorlar.
İşin püf noktası bu.
Peki, ne mi olur?
Ya Rumlar Türklerle siyasal eşitliği içlerine sindirirler ya da günün birinde uygar bir boşanma ile iki devletli çözüm resmileşir.
O zamana kadar Kıbrıs'ı ikide bir Türkiye'nin AB yolu üstüne koymak dürüst bir tavır, ahlaki bir tavır değildir.
Güncel konuya gelince:
Kıbrıs'tan dolayı Türkiye'nin AB yolunda şimdilik bir tren kazasına uğrayacağını ihtimal vermiyorum.
Ancak, dünkü yazımda belirttiğim gibi Türkiye'nin karşısındaki '301 cephesi'ni yıkması gerektiğine inanıyorum.
Bu şart.
Sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle hükümetin bir an önce 301'i değiştirmek için gerekli siyasal irade ve cesareti göstermesi gerekir.
Böyle bir son dakika gelişmesi, AB yolunda hem Türkiye'nin hem de Avrupa'da Türkiye'yi destekleyenlerin elini güçlendirecektir.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kıbrıs'ı satmak
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül bir süredir "Kı...
Çetin ALTAN
"Zevahir"i, "görünüş"ü, "imaj"ı kurtarmak da ayvayı yiyince...
Sel baskınlarının yarattığı perişanlığın medy...
Melih AŞIK
Doktorunu seç!
Keçiören Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi...
Fikret BİLA
Yimpaş'ın para toplama yöntemi
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan C...
Hasan CEMAL
Yine Kıbrıs, 301, AB!
İki gün üst üste Kıbrıs dinledim. Birinde, KK...
Güneri CIVAOĞLU
Kraliyet Lisesi'nde örtünmek
Türban krizi Avrupa'ya yayılacak gibi görünüy...
Can Dündar
Utanç
Son 3 gündür, ben de her baba gibi, her ana ...
Abbas GÜÇLÜ
Gençler, sorunlar ve hükümet
Dün, tarihi bir gündü. DSP, ANAP, DYP, MHP gi...
Semih İDİZ
Finlandiya Kıbrıs'ı yüzüne gözüne bulaştırdı
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs sorununa girme çaba...
Sami KOHEN
Fin-iş...
Bu iş bitti mi?.. Yani AB Dönem Başkanı Finla...
Metin MÜNİR
Büyüklük kader değil, terdir (1)
Kimse annesinin karnından, büyük bir futbolcu...
Hasan PULUR
Sel, Yimpaş ve kazlar...
İNSANIN yüreği parçalanıyor, siz sıcak eviniz...
Derya SAZAK
Batman acısı
Sel felaketi Batman'da 8'i çocuk 11 can aldı....
Meral TAMER
Dünya Kültür Haritası'nda neredeyiz?
Yaman TÖRÜNER
Vergisiz, algısız % 21 net faiz nasıl kazanırsınız?
Hükümet sayesinde, vergiyi sadece fakir halk ...
Güngör URAS
Enflasyonun geleceği döviz fiyatına bağlı (ve de ucuz ithalata)
Ekim ayında tüketici ve üretici fiyatları end...
M. Ali BİRAND
PP çok şanslı, ancak kartlarını abartıyor
Kıbrıs Rum lideri Papadopulos ismi çok uzun ...

© 2006 Milliyet