|
Sel, Yimpaş ve kazlar...
İNSANIN yüreği parçalanıyor, siz sıcak evinizde koltuğunuza kurulmuşsunuz, açmışsınız televizyonu, insanlar sel içinde yüzüyor, canını kurtarsa, malını kurtaramıyor, mal canın yongası, ne yatak kalmış, ne halı kalmış, ne kanepe...
Kadıncağız feryat ediyor:
"Gitti, gitti, hepsi gitti!"
Gidenler, bir ömür boyu borç harç ederek alınanlar...
Bir başkası bağırıyor:
"Altyapı yok, nerede altyapı?"
İnsanın yüreği yanıyor ama, yine de itiraz edesi geliyor:
"İyi de kardeşim, sen dere yatağına gecekondu kurarken, altyapıyı düşündün mü?"
Vicdan bu sorunun cevabını veriyor:
"O gecekonduyu hangi şartlarla kurdu biliyor musun?"
***
BİLMEZ miyiz, bilmez miyiz, gecekonduyu nasıl kurdu, kaçak elektriği nasıl çekti, suyu nasıl aldı, hiç bilmez miyiz?
İnsanın taştan yüreği olmalı ki, "Dere yatağına gecekondu yaparsan, halin bu olur, altyapı altyapı diye bağırırsın" desin...
Peki, diyelim, dere yatağına gecekonduyu kurdu, Hazine arazisini işgal etti, devlet buna niye izin verdi?
Ne yapsaydı?
Yıksaydı!
Kolay mı?
Siz hiç yapılırken durdurulan gecekondu inşaatı hatırlıyor musunuz?
Hayır, adam çoluğuyla çocuğuyla çatıyı kapar, girer içeri, sonra gelirler:
"Ya çık, ya yıkacağız."
Akşam televizyonlara seyir olsun!
***
KİM suçlu?
Bütün toplum...
Ve tabii bunların üst kuruluşu devlet...
Anayasa'nın 57. maddesi, devleti, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almakla yükümlü kılmıştır.
Kâğıt üzerinde bu böyledir ama, hayatın içinde böyle değildir.
***
YİMPAŞ'a para kaptıranlara Başbakan Erdoğan'ın bakışı gibi bakmak mümkündür:
"Paralarını kaptırırken bana mı sordun?" diye...
Niçin o paraları kaptırmışlardır?
Çünkü adamlar hem Müslümandır, hem daha çok kazandıracaklardır.
Herkes yüzde 5 faiz verirken, onlar faiz günah deyince, yüzde 15 kâr payına koşan kimdi?
O zaman, yani yüzde 15 kâr payından, devlete bir kuruş verdiler mi?
Niye versinler?
O halde devlet senin paranın peşinde niye koşsun!
***
DEVLET bu mantıkla yönetilemez, madem vatandaşın dolandırıldık diyor, ilgileneceksin.
Devletin sebebi hikmeti budur.
***
ŞU "Botaş" rezaletine bakın, "Botaş" dışarıdan doğalgaz getiriyor, başta Ankara Belediyesi'ne satıyor, alanlar borçlarını ödemiyorlar. "Botaş" dışarıdan gaz alamayınca ne yapsın, para yok, vur vatandaşın sırtına zammı...
"Botaş da sağlam müşteriye doğalgaz satsaydı!" diyebilir misiniz?
Gazı alan parasını vermeyecek, sen zam yaparak açığı kapatacaksın...
Bunun adı devlet yönetmek mi?
***
SAYIN Demirel'in pek sevimli bir lafı vardır:
"Gardaşım, bunlara beş kaz ver, akşama dördünü gaybedip gelirler!" derdi.
Süleyman Bey'in hedefi CHP idi...
Hiç olmazsa onlar, beş kazdan dördünü kaybedip birini geri getiriyorlardı.
Ya bunlar?
Kazların beşini de kaybediyorlar, oradan buradan borçla beş kaz alıp "İşte o kazlar!" diye bize yutturuyorlar, kazların parasını da bize ödetiyorlar.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|