|
 |
|
|
'Darbe ihtimali yok'
Ankara'daki görev süresini dolduran AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer, "Darbe olasılığı görüyor musunuz?" sorusuna, "Bunun Türkiye'nin AB süreci açısından çok dramatik sonuçları olur" yanıtını verdi
Utku Çakırözer - Ankara
Ankara'daki görev süresini doldurarak Aganistan'a giden AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer, Türkiye'nin lehte çaba harcamasına rağmen AB karşıtı güçlerden tepki gördüğünü belirterek, "Bazıları gidişime sevinecek ama ben Türkiye'yi özleyeceğim" dedi.
Sivil - asker ilişkilerinin Avrupa ile uyumlu hale getirilmemesi halinde Türkiye'nin AB'ye üye olamayacağını vurgulayan Kretschmer, son röportajında Milliyet'e şu değerlendirmeleri yaptı:
Türkiye'den hangi hislerle ayrılıyorsunuz?
Bazıları gidişime sevinecek ama ben Türkiye'yi çok özleyeceğim. Benim için tatmin edici, fazlasıyla olumlu 4 yıl oldu. Türkiye'nin AB sürecine olumlu katkı yapabilmek için konuştum. Ama Türkiye'nin AB yönelimini istemeyen, sayıları küçük aşırı milliyetçi gruplardan hakaret dolu, istenmeyen adam ilan edilmemi, ülkeyi terk etmemi isteyen sayısız mail ve faks aldım.
Destek neden azalıyor?
AB'ye destek yüzde 30'lara düştü. Neden azalıyor?
Bu rakamlar beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yüzde 70 destek varken 'Süreçten habersiz destek o kadar değerli değil. Çünkü kolayca değişebilir' demiştim. Şimdi olan budur. Kamuoyu, halka yapılan iletişimin bir yansımasıdır. Halkın bilgi eksikliği var. Hükümet, Türkiye'nin siyasi kriterleri tam yerine getirdiği ve artık üyeliğe hazır olduğunu söyleyerek yanlış yönlendiriyor. İnsanlar 'Madem hazırız, bizi niye almıyorlar?' diyor.
Hükümet iletişim stratejisi geliştirip AB sürecinde nelerin henüz yerine gelmediğini halka açıkça anlatmalı. Örneğin; Kıbrıs konusunda Türk hükümeti 'AB sözünü tutmuyor' dedikçe, halkın AB sürecini desteklemesini nasıl bekleyebiliriz?
Sizin sözleriniz de desteği düşüren bir faktör değil mi?
Hayır. Sözlerim değil, bunlara yönelik tepkiler sorumludur. Benim tüm söylediklerim Türkiye'nin üyelik sürecinin gerekleridir. Türkiye'nin, kadının statüsü, Güneydoğu, hak ve özgürlükler, asker - sivil ilişkilerinde atması gereken adımlar var. Bunlara gözümüzü kapayamayız.
Ben bunları söyleyince 'İçişlerimize karışıyor, gizli gündemi var' diye tepki göstermek yerine, 'Evet, Kretschmer haklı. Yolumuz uzun, bunları da yapmamız lazım' deselerdi kamuoyu farklı oluşurdu.
Darbe olasılığı görüyor musunuz?
Hayır, Türk ordusunun böyle hareket edeceğine ihtimal vermiyorum. Bunun Türkiye'nin AB süreci açısından çok dramatik sonuçları olur.
Türkiye ne zaman AB üyesi olabilir?
2014'ten önce olması teknik olarak mümkün değil. Türkiye'nin performansına da bağlı olarak pratik olarak en erken 2015 olabilir.
Türban tehdit değil
Türkiye'de irtica tehlikesi var mı?
Hayır, yoktur. Olsa zaten biz Türkiye'yi üyelik için uygun bulmazdık. Siz de bu tür eleştirileri AB'nin her yerinden duyardınız. Ama ne ben, ne kısa süre önce söylediği gibi ABD Büyükelçisi Ross Wilson, ne de Ankara'daki diplomatik topluluğun diğer üyeleri irtica riski görmüyoruz. Bazıları için türban irtica tehdidi olabilir. Ben böyle görmüyorum. Dini konularda daha fazla özgürlük talebi irtica anlamına gelmez.
AKP'li belediyelerin kadınlara ayrı park istekleri?
Bazı lokantalardan içkiyi kaldırma uygulaması gibi bunun da Avrupa'daki yerleşik uygulamalarla uyumlu olduğunu söyleyemem. Ama 'irtica' da diyemem. Bu kararla, ya siyaset yoluyla yani kararlarını beğenmediğimiz belediye-hükümeti seçimde değiştirerek ya da hukuk yoluyla, yani parka girmesine izin verilmeyen bekâr erkeklerden birinin mahkemeye gidip bunun Anayasa'ya, temel özgürlüklere aykırı olduğunu ortaya koymasıyla mücadele edilebilir. Üçüncü bir yol askeri darbe olabilir mi? Tabii ki hayır.
İçeriğini reddediyorlar
Sizce Türk ordusu AB'ye girmeyi istemiyor mu?
Komutanlar AB sürecinin ileri gitmesini istiyor olabilir ama içeriğini kabul etmiyor. Yani Türkiye'de bazı önemli konular değiştikçe sürecin ilerleyebileceğini, değişmediği zaman ilerleyemeyeceği gerçeğini. Söyledikleri açıkça AB sürecinin hedeflerine karşı.
Eleştirilerinizle orduyu laiklik karşıtları karşısında yıpratmıyor musunuz?
Hayır. Benim söylediğim, demokrasinin temel işleyişidir. Halk parlamentoyu, o da hükümeti seçer. Eğer halk hükümetten mennun değilse, başka bir meclis ve hükümet seçer. Demokraside başka hiç kimsenin gücünün bulunmaması gerekir. AB üyeliği için Türkiye'nin böyle gerçek demokrasi olması lazım. Ama öyle değil. Çünkü devlet aygıtının bazı parçaları demokratik meşruiyetleri olmamasına rağmen, ayrıcalıkları olduğunu savunuyor. Asker - sivil ilişkileri üyelik sürecinin temel konularından. Eğer Türkiye 'bu bizim için fazla, biz işleri yürütme şeklimizi değiştiremeyiz' derse, sorun çözülmediği sürece AB üyesi de olamayacaktır.
|
|
|

|