Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Kasım 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gökten sağanak inince, boynumuz kıldan ince


Cin Ali Bey'le Ruhi Baba, bir kıraathanede oturmuşlar hem demli çaylarını içiyor, hem de gazeteleri okuyorlardı.
Bir ara Cin Ali Bey, okuduğu gazeteden başını kaldırdı ve Ruhi Baba'ya:
- Şu rezilliğe, şu vahşete bak, dedi ve önündeki gazeteden bir haber okumaya başladı:
"Kurumaya yüz tuttuğu için, yarısı bataklığa dönüşmüş bir göl yakınlarındaki küçük bir evde oturan bir karı-kocanın; sivrisineklerle tatarcıklardan kurtulmak için, kadının yaşlı annesini tepeden tırnağa bala bulayıp, üstüne sineklerin yapışacağı canlı bir sinek kâğıdına dönüştürmüş oldukları saptandı. Yaşlı anne felçli ve yatalak olduğu için kıpırdayamıyordu.
Komşuların şikâyeti üstüne, yatalak felçli anne; bala bulanmış olarak, sineklerle örtülmüş bir durumda bulundu."
* * *
Ruhi Baba:
- Beterin beteri var dedi ve o da önündeki gazeteden şu haberi okudu:
"Sel baskınları yüzünden yağmurlara teslim olan Türkiye, yeni bir soğuk dalgasıyla da donmaya başlıyor."
* * *
Arkasından başını kaldırıp Cin Ali Bey'e bakan Ruhi Baba:
- Senin okuduğun haber, hayırsız bir kız evlatla kocasının mundarlığı, dedi; benim okuduğum haber ise, hayırsız yönetimlerin vatandaş yığınlarını neye çevirdiğinin ucu, TCK'nın 301'inci maddesinden dışarı taşan kazıklı göstergesi.
* * *
Adamın biri, cep telefonundan "polis-imdat"ı aramış:
- Hemen yetişin çok zor durumda kaldım, ne yapacağımı bilemiyorum, diyordu.
Emniyet amiri soruyordu:
- Neredesiniz, ne geldi başınıza?
- Arabamın içindeyim... Ama her şeyimi alıp götürmüşler; ne direksiyon var önümde, ne kadranlar, ne kontak anahtarı, ne ayağımın altında pedallar. Hiçbir yere gidemiyorum.
- Sakin olun, hemen geliyoruz; söyleyin, neredesiniz şu anda?
- Nerde miyim, durun bir dakika, söyleyeceğim, şey... Arabamın içindeyim... Oturuyorum... Tuh, hay Allah... Yok yok, hiç gelmeyin... Buldum hepsini... Dalgınlıkla arka koltuğu oturmuşum...
* * *
Ankara'nın, AB üyeliği için başlamış olan müzakerelerdeki durumunu, her türlü değerlendirmeden daha berrak açıklayan bir fıkra işte...
Alınganlık barometresini bilmediğimiz için, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün kulakları çınlasın diyemiyoruz.
* * *
Bu da absürd bir fıkra:
Yüzü çiçek bozuğu, tıraşı uzamış bir kekeme, Almanca bir mektup almış. Almanca bilmediği için, uzun yıllar Almanya'da bulunmuş olan köşedeki bakkala gitmiş:
- Ba... ba... bana... o... okur...okur... musun, şu... şu mek... mektubu, demiş.
Bakkal:
- Ver mektubu, demiş.
Mektuba şöyle bir göz atar atmaz da, kekemeyi omuzlarından tuttuğu gibi, kıçına da bir tekmeyle kapının önüne fırlatmış.
Arkasından da bağırmış:
- Bir daha buraya adımını atarsan, senin kemiklerini kırarım...
* * *
Çiçek bozuğu kekeme, Almanca dersler verdiğini de bildiği emekli bir öğretmenin evine gitmiş. Ondan rica etmiş aldığı mektubu okumasını.
Emekli öğretmen de, mektubun ilk satırlarına bakar bakmaz:
- Hemen defol buradan namussuz herif, yoksa şimdi bir şey indiririm kafana diye, kapı dışarı etmiş kekemeyi.
* * *
Kekeme, sille tokat, küfürle kovulup durmaktan şaşkın; "parasını faize yatıran, anasını Kabe yollarında zina etmiş sayılır" propagandasıyla, Almanya'da dolandırmadık gurbetçi bırakmamış olan alaturka bir mafya müridiyle eski dostluğunu hatırlamış ve mahalle camiine girerken bulmuş onu:
- Lü... lütfen... şu... şu... mek... mektubu... o... o...okur... okur musun, demiş...
Mürit de mektuba bir göz atınca:
- Seni adi köpek, diye kekemenin üstüne yürümüş ve kendisine katılan cemaatle birlikte, adamın kollarını bacaklarını kırmışlar.
* * *
Sonunda polislerle ambulans gelmiş; kekemeyi hastaneye kaldırmışlar. Yapılan ameliyata rağmen, kekemenin bir ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkûm olarak yaşayacağı anlaşılmış ve başından geçenleri anlattığı doktorlardan biri:
- Ben Almanca bilirim, versene o mektubu bir bakayım, demiş.
Artık kötürüm de olan çiçek bozuğu kekeme, aramış taramış ama, bir türlü bulamamış mektubu...
Fıkra bu kadar.
* * *
Acaba mektupta ne yazıyordu; henüz daha yürüyemeyen minicik kız bebekler arandığı falan geliyor akla...
* * *
Cahit Sıtkı'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:

Memleket isterim

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Gökten sağanak inince, boynumuz kıldan ince
Cin Ali Bey'le Ruhi Baba, bir kıraathanede ot...
Melih AŞIK
Kızılay madalyası
Kızılay'ın Başbakan'a 21 milyar liralık madal...
Fikret BİLA
Sezer'in solu güçlendirme önerileri
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Anadolu'yu en s...
Hasan CEMAL
Şiir, Nobel, asker!
Doğru bildiğini, düşündüğünü eveleyip gevelem...
Güneri CIVAOĞLU
Yaşsız
Doğan Hızlan'ın "gönül sanatları" galerisine,...
Can Dündar
Şiddete yolculuk: Bilgisayar oyunları
Bayramda Londra'da oğlumla "Game On" adlı bi...
Abbas GÜÇLÜ
Kar, yağmur ve İstanbul
Anadolu'da yaşayanlar için İstanbul bir tutku...
Metin MÜNİR
Büyüklük kader değil terdir (2)
Bilim adamların araştırmalarına göre, bir sah...
Hasan PULUR
İşte şampiyon!
TELEVİZYONDAKİ bilgi yarışmalarında "Gazanfer...
Derya SAZAK
Kod adı
On yıl önce 3 Kasım'da Susurluk'ta bir kaza o...
Meral TAMER
Demokrasi isterim, ama ben uygulamam!
Dün de yazdım. Dünya Değerler Araştırması'nın...
Ece TEMELKURAN
Yabancı Damat'ta yaşamak istiyorum!
Evet. Net söylüyorum:
Osman ULAGAY
Bush'zede ABD'yi kim finanse ediyor?
Ülkesine ve dünyaya George W. Bush kadar zara...
Güngör URAS
YKB'nin iki korusu satılıyor
Yapı Kredi Bankası (YKB), Yeniköy'de ve Bağla...
Serpil YILMAZ
Zengin köyün 'tutsak' annesi
Antalya'nın Demre ilçesine bağlı, Üçağız Köyü...

© 2006 Milliyet