|
 |
|
|
Bilgisayar oyunlarının 35 yıllık macerası Londra'da sergileniyor
Şiddete yolculuk: Bilgisayar oyunları
1962'de bir araştırma laboratuvarında doğan bilgisayar oyunları bugün cep telefonlarından interaktif televizyonlara, internet kafelerden PSP'lere yayılıyor, çocuk odalarından salonlara taşınıyor ve gün geçtikçe daha çok şiddet içeriyor
Bayramda Londra'da oğlumla "Game On" adlı bilgisayar oyunları sergisini gezdik. Ancak gezmek bu cümleyi kurmak kadar kolay olmadı. Bilim Müzesi'nde yeni açılan serginin önünde kilometrelerce kuyruk vardı.
İngiltere'de okulların tatil olmasının da etkisiyle binlerce -evet binlerce- çocuk, bu ilginç sergiyi görmeye koşmuştu.
Sabredip bekledik. Giriş ücretsizdi. Ve üç saatin sonunda içeri girdiğimizde bizi, internet kafe ile lunapark karışımı bir manzara bekliyordu.
Bilgisayar oyunlarının 35 yıllık tarihi boyunca üretilmiş en ilginç örnekler ekranlara sıralanmış ve çocukların kullanımına sunulmuştu.
Benim çocukluğumla başlayan ve oğlumun çocukluğunda zirve yapan bu tarih, ikimizi birlikte eşsiz bir dijital yolculuğa çıkardı.
Uzay savaşları
Bilgisayar oyunu 1962'de ABD'nin araştırma laboratuvarlarında doğdu.
"Uzay Savaşları" adlı ilk oyun PDP-1 bilgisayarı için üretildi. Ama piyasaya çıkamadı.
1922 doğumlu bir radyo teknisyeni olan Alman Ralf Baer, II. Dünya Savaşı'na katıldıktan sonra Amerikan Televizyon Teknoloji Enstitüsü'nü bitirdi ve 1972'de evlere yerleşen ilk oyun konsoluna imza attı. Bugünkülerle kıyaslanmayacak kadar ilkel bu konsol "Magnavox Odyssey" adını taşıyordu.
Aynı yıl, Nolan Bushnell, Odyssey'de oynanabilen, eve giren ilk bilgisayar oyunlarından "Pong"u keşfetti.
Atari'nin altın çağı
"Pong"u, sergilenen oyunlar arasında görünce insan 35 yılda bilgisayar ekranında alınan yola inanamıyor.
Ekranı ikiye bölen bir çizgi ve iki tarafta tuğla şeklinde iki oyuncu ile başlayan bu macera, bugün dünyanın en iyi tenisçileriyle ekranda maç yapabildiğiniz bir boyuta geldi ve yerküre çapında dev bir sektöre dönüştü.
"Pong"un başarısı Atari ve diğer şirketlere cesaret verdi.
Sonrasını biliyorsunuz: Atari 1970'ler ve 80'ler boyunca piyasayı elinde tuttu ve bilgisayar oyununu evlere soktu. Altın çağ böyle başladı.
"Tetris" ne kadar da masum duruyordu
Serginin bir köşesinde ahşap bir konsol içinde 1985 model "poly play" duruyor. Buzdolabı büyüklüğündeki bu hantal aletin bugün avuç içine sığan video oyunlarının atası olduğuna inanmak zor.
Benim bilgisayar oyunları tarihçemde yeri olan ilk ürün, hâlâ oynamaktan hoşlandığım "Brickout"tur. Hani şu yerden fırlayan pinpon toplarıyla ekranın yukarısındaki tuğlaları söndürerek duvarda gedik açmaya çalıştığımız oyun...
1978 Atari yapımı bu oyun da sergideydi. Bir başka tanıdık ise 1985'te bir Rus'un icat ettiği "Tetris"...
Büroda iş aralarında, havadan yağan değişik şekillerdeki tuğlalarla boşlukları doldurmaya çalıştığımız bu da oyun bugünkülere kıyasla pek masum duruyor.
İşe daha önce başlamış olanlar Commodore 64'te basketbol oynamış olabilirler. Ya da 1978'de piyasaya sürülen ve ekranda uzaylılar furyasını başlatan "Space İnvaders"ı anımsayabilirler.
Sergide bu oyunların ekranı başında hep 40'lı yaşlarda erkekler vardı. Çocuklar güncel oyunlara dalmışken onlar nostalji arayışındaydı.
Sokak savaşları
Sergide 90'lı yıllara doğru ilerlerken 80'lerin tahribatını çok daha iyi gözleyebiliyorsunuz.
70'lerin o masum bilgisayar oyunları 80'lerin sonuna doğru birden vahşileşmeye, saldırganlaşmaya başlıyor.
1988'de NEC, kişisel bilgisayarda "Fighting Street" ile kanlı bir dönemin başlangıcını haber veriyor.
Ve 90'lardan itibaren "kill and win" diye tanımlanan, öldürdükçe puan kazandıran oyunlar yağıyor.
"16 yaşından küçüklere yasak" olan bu bölüm 16 yaş altı çocukların inadına başına toplandığı şiddet içerikli oyunlarla dolu...
Buradan itibaren çatışmanın, savaşın, kavganın bir oyuna dönüşmesine tanık oluyoruz. Ekranlardan vahşet fışkırıyor. Ve çocuk odalarında şiddetin çağı başlıyor.
Bilgisayarda şiddet çağı
1990'ların ortalarında kişisel bilgisayarlarda oynanmaya başlanan, sonra PlayStation'lara taşınan "Grand Theft Auto", bu türün en sert örneklerinden biri... İçerdiği yoğun şiddet nedeniyle satıldığı her yerde büyük tartışmalar yaratan ve İngiliz Parlamentosu'nda yasaklanması istenen bu oyun, dünyanın gelmiş geçmiş en çok satılan bilgisayar oyunlarından biri oldu.
Dört yılda geliştirilen ve ilk modeli 1 milyon kopya satan oyunun üçüncüsü 2001'de çıktı ve "en kısa sürede en büyük satışa ulaşan bilgisayar oyunu" olarak tarihe geçti.
"Counter Strike" gibi, çocukların internet kafelerde çeteleşip oynadıkları şiddet oyunları da aynı dönemde türedi.
Zamanla her bir dizinin ya da filmin bilgisayar oyununu çıkarmak moda oldu.
"24" dizisinden esinlenen oyun, sizi bir anti-terör tim komutanı rolüne sokuyor ve belli bir süre içinde elinizdeki suçluya suçlarını itiraf ettirmenizi bekliyor. "Tatlı dil"den "yoğun şiddet kullanma"ya kadar seçenekleriniz var. Biriyle sonuç alamazsanız, başka bir tuşa basıp işkenceye başlayabiliyorsunuz.
"Yüzüklerin Efendisi" ise size ordulara kumanda edip savaş taktikleri geliştirerek düşman ordusunu yok etme imkanı veriyor.
"Call of Duty" ile kendinizi bir tank savaşının içinde ya da "Resident Evil"da korkunç düşmanlara karşı koyarken bulabiliyorsunuz.
2000'lerde ses ve görüntü efektlerindeki olağanüstü gelişme, çocuğun bilgisayar oyununun içine alınmasını sağladı. Böylece oyuncu, kellesini uçurduğu düşmanın çıkardığı sesi duyma ve beyninden boşalan kanı izleme olanağına kavuştu.
Kimi sosyologlara göre "son dönemde okullarda tırmanan şiddette bu oyunların büyük payı var". Kimine göre ise "bu oyunlar çocukların içindeki şiddeti boşalttığı için yararlı bile sayılabilir".
SİM'LER
Ve kızlar da oyun dünyasında...
1990'lara kadar bilgisayar oyunları oğlanların egemenlik alanındaydı. Kızlar bu oyunlara mesafeli duruyordu.
Piyasa bu büyük kitleye el atmakta gecikmedi.
1989'da Sony PlayStation için çalışan Will Wright ve ekibi Kaliforniya'da Sim'leri yarattı.
Sim'ler bilgisayar insanları...
Onları siz yaratıyorsunuz. Saç-göz rengini, boyunu, ölçülerini saptıyorsunuz. Kişilik özelliklerini belirliyorsunuz.
Sonra ailesini, sevgilisini, evini yaratıyorsunuz.
Evi döşüyorsunuz. Semtini ve giderek kentini tasarlıyorsunuz.
Yani kendi idealinizdeki dijital dünyayı kurmuş oluyorsunuz.
Oyunun baştan kurulmuş bir öyküsü yok. Karakterler, sizin istediğiniz şekilde evin içinde hareket ediyor, hayvan besliyor, aşık oluyor, geçiniyor.
Kız çocukları ekran başına çekmeyi başaran ve onları yarının evliliklerine hazırlayan "The Sims", 7 milyon kopya satarak bir rekora imza attı.
Bu ilgi üzerine Sim'lerin üniversite ve meslek hayatını içeren versiyonları çıktı.
Sonunda 2002'de "The Sims" internete girerek on-line oldu.
Yarının oyunları nasıl olacak?
Bilgisayar oyunlarında Japonlar yeni bir çığır açtı.
Tamagotchi'den Digimon'a, Animal Forest'a pek çok karakter ve oyuna imza atan Japonların asıl katkısı, karakterlerle oyuncular arasında kişisel bir ilişki geliştirmek oldu.
Oyuncu, dijital kahramanlarla dost olmaya başladı.
Geleceğin oyunlarında bu ilişkinin geliştirilmesine çalışılıyor.
Yeni moda oyunların özelliği oyuncuyu oyunun içine almak...
Sony, PlayStation 2 oyunu "Eyetoy"u 2003'te çıkardı. Oyuna bir dijital kamera aracılığıyla siz de dahil olabiliyorsunuz.
Bu katılımı, serginin sonunda izlediğim bir örnekle anlatayım:
Bir sinema perdesi önünde bir kız çocuğu elindeki gitarı çalıyor. Ancak gitarın üzerinde teller yerine tuşlar var. Tuşlara bastıkça ekrandaki punk gitarist, onun bastığı notalarla müzik yapıyor. Bir tür, aklındaki müziği, perdedeki karaktere yazdırma durumu... Ama kızın donuk ifadesi ile perdedeki çizgi karakterin coşkusu arasındaki tezat, oyunların gerçek hayattan nasıl kopuk olduğunun kanıtı adeta..
Ekrandaki karaktere istediğinizi söyletebildiğinizi, kamera önünde yaptığınız hareketlerle, joystick kullanmadan hareket ettirebildiğinizi, sizin baktığınız yöne ateş ettiğini ya da raketinizi çevirdiğiniz yöne top atmasını sağladığınızı düşünün, yarının oyunlarının ne hal alabileceğini kestirebilirsiniz.
Kamerayla bilgisayarın buluşması, bilgisayar oyunlarını avuç içi oyalanma nesneleri olmaktan çıkarıp oturma odalarının baş köşesine kurulacak dev perdelerde oynanan aile oyunlarına çevirebilir yakında...
Bu buluşmanın internetle evliliğinden ise, global ölçekte kıtalararası oynanabilen oyunlar çıkacak.
Büroların bilgisayarında gizliden gizliye pinpon topuyla duvar yıkmaya çalışan bizler için kavraması zor, biraz da ürkütücü bir devir başladı.
İnternet kafelerden okullara yayılan, önce küçülerek avuç içi PSP'lere ve cep telefonlarına sığan, sonra büyüyüp salonlarda interaktif TV'lere taşınan dijital yeni bir oyun dünyası...
35 yıllık tarihine bakınca bu dünyanın görünen üç özelliği var:
1. Büyük bir hızla teknolojik olarak kendini yenilemesi...
2. Giderek oyuncusuyla bütünleşip kişiselleşmesi..
3. Ses ve görüntü efektlerinin de devreye girmesiyle hepten şiddete meyledip vahşileşmesi...
Yarın oyuna yolladığınız çocuklarınız eve cepheden gelir gibi dönecek, haberiniz olsun.
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Gökten sağanak inince, boynumuz kıldan ince Cin Ali Bey'le Ruhi Baba, bir kıraathanede ot... | |  | Melih AŞIK | | Kızılay madalyası Kızılay'ın Başbakan'a 21 milyar liralık madal... | |  | Fikret BİLA | | Sezer'in solu güçlendirme önerileri DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Anadolu'yu en s... | |  | Hasan CEMAL | | Şiir, Nobel, asker! Doğru bildiğini, düşündüğünü eveleyip gevelem... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Yaşsız Doğan Hızlan'ın "gönül sanatları" galerisine,... | |  | Can Dündar | | Şiddete yolculuk: Bilgisayar oyunları Bayramda Londra'da oğlumla "Game On" adlı bi... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Kar, yağmur ve İstanbul Anadolu'da yaşayanlar için İstanbul bir tutku... | |  | Metin MÜNİR | | Büyüklük kader değil terdir (2) Bilim adamların araştırmalarına göre, bir sah... | |  | Hasan PULUR | | İşte şampiyon! TELEVİZYONDAKİ bilgi yarışmalarında "Gazanfer... | |  | Derya SAZAK | | Kod adı On yıl önce 3 Kasım'da Susurluk'ta bir kaza o... | |  | Meral TAMER | | Demokrasi isterim, ama ben uygulamam! Dün de yazdım. Dünya Değerler Araştırması'nın... | |  | Ece TEMELKURAN | | Yabancı Damat'ta yaşamak istiyorum! Evet. Net söylüyorum: | |  | Osman ULAGAY | | Bush'zede ABD'yi kim finanse ediyor? Ülkesine ve dünyaya George W. Bush kadar zara... | |  | Güngör URAS | | YKB'nin iki korusu satılıyor Yapı Kredi Bankası (YKB), Yeniköy'de ve Bağla... | |  | Serpil YILMAZ | | Zengin köyün 'tutsak' annesi Antalya'nın Demre ilçesine bağlı, Üçağız Köyü... | |
|
|