|
 |
|
|
Bir Trabzon düşünün
Ersen Martin tek santrfor. Gökdeniz ve Yattara iki kanatta. Ortalarında Marcelinho. Arkasında Musampa, Şimek. Adını baştan koyalım: Buna mükemmel bir hücum gücü denir. Bu 6'lıdan savunma zaafı olan tek oyuncu İbrahim Yattara. Trabzon, onu taşır. Çünkü o da, Trabzon'u taşıyacak bir yetenek. Bunu zaten görmeyen bilmeyen yok Trabzon'a gönül verenler arasında.
Bu güç, doğru hazırlıkla ve yeterli oyun motivasyonuyla ligin her şeye rağmen şampiyonluk adayıdır. Yeter ki, ilk yarıyı liderden 10 puandan fazla farkla bitirmesin.
Bu hakikaten saygı duyulacak kadar önemli güç, Doğan'ın elindeki en önemli silah.
Eğri oturup doğru konuşalım. Hiçbir yönetim planlaması, hiçbir futbol programı olmadan, denk gelmiş bir kadro bu. Savunmanın zaaflarını gördüğünüzde zaten bu ortaya çıkıyor. Bir futbol planıyla oluşturulmuş bir takımın, bir yönü bu kadar güçlü, diğer tarafı bu kadar vasat olamaz zira.
Adaletli dağıtım lazım
Trabzonspor'un Marcelinho, Gökdeniz ve Yattara üzerindeki herşeyi yapma zorunluluğunu kaldırıp, yükü adaletli dağıtması gerekiyor. Marcelinho ve Gökdeniz bugün hem oyun organizasyonunu yapmak hem gol yollarında Ersen'i beslemek ve de gol atmak yükümlülükleriyle sahaya çıkıyor. Bunu yapabilirler tabii. O yetenekteler, ama bu bir zorunluluk ve tek yol olunca sorun çıkıyor.
Bu yükü omuzlamak konusunda Hüseyin'in performansında bir artış yok. Burada sadece Türkiye'de değil Avrupa çapında vasatın çok üstü bir ikili olan Musampa-Şimek'ten yararlanmak zaruret. Bu oyuncuları yeniden üst düzey forma yükseltmek kolay değil. Ama Trabzonspor gibi kulüplere hoca olmak bu oyuncuları kazanma görevini de içerir. Eğer olmuyorsa onların yapabileceklerini yapan oyuncular çıkarırsınız tabii. Ve o zaman herkes sizi ayakta alkışlar ve yönetime dönüp sorar.
'Bu adamlara niye bu kadar para verdiniz'.
Bugün Trabzon, yüksek motivasyonun otomatik olarak sağlandığı ve rakibin paldır küldür üzerinize geldiği derbilerde kontratak oyunuyla kazanılan zaferler dışında kötü oynuyor. Daha kötüsü elindeki gücü kullanamıyor. Ziya Doğan fizik yetersizlikten şikayetçi. Haklı da olabilir. Ama bütün sıkıntıyı buna bağlamak ne doğru ne adil bir yaklaşım. Asıl mesele eldeki kadroyu kullanma ve kadronun oyun konsantrasyonunun sağlanmasıyla alakalı.
Ziya Doğan bu ülkenin en derli toplu hocalarının başında gelir. Çok takım değiştirmiş olabilir ama onu diğer birgün orda bir gün burada tüccar antrenörleriyle karıştırmak çok ayıp olur. İlkelidir, çalışkandır. Güvenilirdir (maalesef ülkede ekstra bir özellik oldu bu).
Ama kusura bakmasın hiç ama hiç esnek değil. Onu sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın en iyilerinden biri yapacak olan biraz olsun esneyebilme kabiliyeti. Futbolda tek doğru yoktur. Her insan aynı değildir. Herkesin belli standart özelliklere sahip olması beklenemez.
Savunma garantisi şart
Ziya Doğan eğer ligin 2. yarısında Yattara'yı bir önceki dönemde olduğu gibi yedeğe çekecekse. Ve söylendiği gibi Musampa ve Marcelinho'yu kafasında silmişse, yine vasat üstü, iyi mücadele eden ama kıt bir takım olacak Trabzon.
Bu, bu takımda yapılabilecek en büyük yanlış olur. Marcelinho belki kariyerinde ilk kez bu kadar tırmalıyor. Ama öyle ağır ve içinden çıkılmaz görevlerle sahadaki.
O bir avcıdır. Ersen, Gökdeniz, Yattara rakip defans dengesini bozarken, Şimek ve Musampa dikine, yüzdeli paslı oynarken görmek lazım Marcelinho'yu. Rakip savunmanın tamamı onun önünü kapatırken, ondan bir şey beklenemez. Ronaldinho'dan da beklenemez ya neyse.
Bu kadroyu oynatmayı başarırsa Doğan, sadece Trabzon'un değil lig tarihinin unutulmazları arasına adını yazdırır. Bunu yapmak için Doğan'ı bekleyen bir başka tamamlayıcı görev daha var tabii.
Trabzon'da gerçekten eksik olan ve sağlanması gereken savunma garantisi. Oyun rakip alana yığılmışken doğal kriz anlarını giderecek güç.
Bu anlamda Trabzon'un elindeki tek standart üstü oyuncu Stepanov. Ziya Doğan övünmekte haklı olduğu oyuncu bulma yeteneğini işte burada kullanmalı. Kaleciden solbeke. Doğan işte burada asıl hünerini gösterecek.
Tigana neden sorumlu?
Beşiktaş'ın teknik direktörü transferden sorumlu mu? Bütün transferleri o mu yapıyor? Hayır. Oyuncu yetiştirmekten sorumlu mu? Alt yapı planlaması onun programıyla mı işliyor? Hayır.
Yani futbol takımının oluşmasında onun gerçek bir sorumluluğu yok. Peki bundan sorumlu olan kim? Yok. İsmi çıkarın, Zico ve Gerets'i koyun, Kulüp de Galatasaray, Trabzon, Fenerbahçe olsun. Geçen hafta Fenerbahçe üzerine yazdığımı bir Futbol Genel Koordinatörü gerekliliği yazısı her kulüp için geçerli aslında. Bu kulüplerin bu bütçedeki yapıların futbolunu programlayacak bir yönetici gerekliliği var. Rastgele menajer listelerinden seçilmiş transferlerle bugün olduğumuz nokta bile hak etmediğimiz bir yerdir.
Buna uyanan kulüp yol alacak. Geçen hafta özellikle Fenernahçe üzerine yazılmasının sebebi, Fenerbahçe'nin tek eksiğinin bu oluşu. Aziz Yıldırım'ın tek bir hamlesi ile çözülecek iş. Real ve Barça, Manchester ve Bayern bunu yapıyorsa, bizimkilerin yapmayışından başka şeyler aramak lazım.
Luis Martinez Neco
Gözümün önünden gitmiyor. Ersen, ortaya sert garanti bir vuruş yapmış. Martinez sağına yatmasına rağmen o anda en yumuşak, en kontrol dışı uzvuyla ayaklarıyla topu çeliyor. Ersen bir dev, - abartıyorum bir adımı 3 metre-. O yetişene kadar kalkıp uçuyor ve topu tutuyor. Ersen'e sert girdiği için kızamazsınız, çünkü o da beklemiyor Martinez'in topa yetişmesini. Bir oyuncu vücuduna bu kadar hakim olabilir mi? Ayaklar, kollar, gövde, beyin, yürek. Her şey var. Bir kaleci için maça gidilir mi? Onun için gidilir. Bir takımın bol pozisyon görmesini taraftarı ister mi? Ben Sakaryalı olsam onun performansını görmek için isterim. Abartmıyorum, bugüne kadar gördüğüm en heyecan verici kaleci ve hatta sporculardan biriyle karşı karşıyayız.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|