Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Kasım 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gerets, Adnan Turan'ı tanır mı?

Ferguson'ın Beckham, Scholes ve Nevilleleri takıma ilk kattığı günlerde bu çocuklar kadar anne ve babaları ile de görüştüğünü okudum geçenlerde... Bir an düşündüm de, acaba Gerets, Arda'nın babası Adnan Bey'i tanır mı?

Alex Ferguson'ın Manchester'ın başında yirminci yılını kutladığı şu günlerde önümde birikti sörle ilgili kitap, anekdot ve makaleler... En dikkat çekicisi 90'ların başlarında Scholes, Beckham, Giggs ve Neville'leri takıma adapte ettiği dönemde Sör'ün oyuncuların aileleriyle kurduğu samimi kontak... O aralar neredeyse her hafta ararmış mesela Scholes'un babasını Ferguson...
O altın jenerasyonun başarısını biliyorsunuz. Ferguson'un her an kapının önüne konabileceği ilk 5 yılının ardından yakaladığı Beckham'lı Scholes'lu Butt'lı parlak grupla gelen 8 Premier Lig, 1 de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu... Belki abartılı olacak ama, Türkiye şartlarında düşünürsek, şu sıralarda Galatasaray'ın elindeki 87-88 doğumlu kuşak da, sarı-kırmızılılara tarihinin altın çağını yaşatacak düzeyde... Ve korkarım Gerets, onlara Ferguson kadar ihtimamla yaklaşmıyor.
Bu grubun yetişmesinde en büyük pay sahibi olan Abdullah Avcı, "Kızım olsa Arda'ya verirdim" demiş bir röportajında. Okur dostumuz Fahrettin Özdemir'in gözünden kaçmamış, Arda PSV maçı sonrası kendisine hakem hataları sorulunca, "Biz işimize bakalım" demiş muhabir arkadaşımıza. Bu çocuğun olağanüstü yeteneğinin yanında iyi bir insan ve de olgun bir adam olduğunu da anlıyoruz bu laflardan. Ama basit bir gerçeği de unutmamak gerek sanırım, Arda'nın nüfus kağıdında doğum tarihi hanesinde hâlâ 1987 yazıyor. Sadece 19 yaşında bir genci, lig-kupa-Avrupa bütün maçlarda oynatıp, sonra da başarısızlıklara sorumlu arayanların önüne bırakmak yıpratıyor ve geriletiyor Arda'yı...
Tabii Galatasaray'da bu gençlerin şans bulması da bir kazanç, zira Beşiktaş yöneticisi Sinan Vardar'dan kulaklarımızla duyduğumuza göre Tigana, geldi geleli PAF takımı sadece bir kez, o da 20 dakika izlemiş! Transferde birkaç milyon euro harcanarak alınan gençlere gösterilen ilgi, altyapıya karşı unutulmuş Beşiktaş'ta. Gerets unutmuyor, zaman zaman şans veriyor, ama bir hafta ilk 11'de oynayan gençler bir sonraki maçta PAF'ta buluyorlar kendilerini. Yine Abdullah Avcı'ya göre A takımda oynayan gençleri PAF'a göndermek büyük bir hata. Özgüvenlerine vurulmuş çok büyük bir darbe. Bir varsın, bir yoksun demek onlar için...
Galatasaray'ın elindeki bu gençler Ferguson'ın elinde olsa idi, Manchester ikinci altın jenerasyonu yakalamış olurdu gibi geliyor bana. Bugün ara ara A takımda şans bulan Aydın ve Oğuz'un Arda kalitesinde olduğunu düşünüyorum ben. Ferhat, Mehmet Güven ve Özgürcan'ın da gelecekleri parlak, Belediyespor'a kiralık giden Cafercan (19 yaş altı Avrupa Şampiyonası'nın yıldızıydı) ve Erkan Ferin'in de... (Stoper ve sağ bek oynayabiliyor, Galatasaray PAF takımının kaptanıydı)
Bunlara yine kiralık olarak gelişmeleri beklenen İlker Erbay, Mülayim, Cihan Can ve üç Uğur'u (Uçar, Demirok ve Erdoğan'ı) da ekleyin. Acaba bu gençleri bir yolunu bulup 2-3 yıl Arsenal'e veya Ajax'a mı kiralamalı? Yoksa Gerets'i bu konuda ciddi biçimde uyarıp hem Galatasaray'da hem Türk futbolunda gelecek on yıl metazori mi kurtarılmalı?
Gerets zeki, karakterli bir adam... Mutlaka bu gençlerin yeteneklerinin de farkında. Ama kısa vadede başarı baskısı onu bu gençleri kazanmaktan alıkoyabilir. Galatasaray'ın bugünkü yönetiminin stat, transfer, gelir gider, Süper Lig veya Türkiye Kupası'ndan önce düşünmesi gereken en önemli konu bu gençler... Bu yönetim ve hoca bu jenerasyonu bir yolla kazanırlarsa eminim Galatasaray tarihine geçerler. Tabii Türk futbol tarihine de...

Dipteyiz sondayız...

Hafta içinde Galatasaray ve Beşiktaş'ın deplasmanlardan puan çıkaramamaları, hem iki takımın hedeflerini zora soktu, hem de bir kez daha Türk futbolunu Şampiyonlar Ligi'nde tek takımla temsil edilme tehlikesiyle karşı karşıya getirdi. 2008-2009 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde iki takımla devam edebilmemiz için UEFA ülkeler sıralamasında ilk 15'te kalmamız gerekiyor. Avrupa kupalarında bugüne kadar oynanan maçlar sonunda Türkiye 24.841 puanla on üçüncülüğe geriledi ve hemen altımızda yer alan Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve İsviçre ile aramızdaki fark çok azaldı. Muhtemelen bu beş ülke içinden gruplardan sonrasını göremeyen ikisi, ilk 15'in dışında kalacak. Bulgaristan'ın kupalarda tek temsilcisinin kalması ve onun da (Levski) büyük ihtimalle veda edecek olması bizim için avantaj. Bu durumda Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve İsviçre'nin birinin üstünde olmamız ilk 15 için yetecek.
Romanya kayıpsız
Avrupa kupalarında tüm takımlarıyla mücadeleye devam eden sadece 2 ülke var, İspanya ve Romanya... İngiltere ise gruplarda takımlarının 22 maçta kazandığı 54 puan ve 2,45 ortalama ile en başarılı federasyon... Romanya'ysa geçtiğimiz yılın en başarılı ülkesi idi, bu yılın da bugüne kadar lideri. Sezon sonunda Avrupa'nın ilk beşine girmesi de büyük sürpriz olmayacak, çünkü beşinci Almanya'yla aralarında fark da çok azaldı.
Avrupa'da birden fazla temsilcisi olan 18 ülke içinde 0,14 puan ortalaması tutturan Türkiye'yse, bu sıralamanın dibinde yer alıyor. Yine üç temsilcimizin de gruplarında son sırada olması, 3 ve daha fazla takımla mücadele eden ülkeler içinde en kötü performans olarak göze çarpıyor...
Yorumsuz...

2006/07 GRUPLARDA ÜLKE PUAN ORTALAMALARI
FederasyonTakımMaçPuanOrtalama
İngiltere722542,45
Hollanda510212,10
İskoçya26122,00
İtalya617301,77
İspanya717301,77
Fransa716241,50
Portekiz414191,36
Almanya515191,27
Yunanistan310121,20
Danimarka2671,17
Romanya3781,14
Rusya2891,13
Belçika3891,13
İsrail2441,00
İsviçre2310,33
Ukrayna2820,25
Çek Cum.3510,20
Türkiye3710,14

(Birer takımla Avrupa'da mücadeleyi sürdüren Sırbistan, Polonya, Avusturya ve Bulgaristan değerlendirmeye katılmadı)

Two-guy Tugay

Tugay'ın Avrupa'da gösterdiği dirayetten, olgunluktan ve başarıdan ne kadar etkilendiğimizi yazmıştık bir kere, ama o öyle işler yapıyor ki hâlâ, hayran olmamak mümkün değil... Hafta içinde Basel'e 75'inci dakikada attığı gol gerçekten muazzamdı. O maçın üstünden 72 saat geçmedi ki, ligde Aston Villa önünde 8'de Barry'nin, 28'de de Angel'in gollerini önleyen adam yine oydu.
Tribünler Tu-gay, Tu-gay diye bağırıyorlar ya İngiltere'de, acaba two-guy (iki adam) mı demek istiyorlar diye düşünüyorum bazen... Perşembe bir Tugay oynuyor galiba, Pazar diğeri... 36 yaşında bu performansı ancak iki Tugay çıkarabilir bence. Belki de üç!

umeleke@milliyet.com.tr




SPOR
'Krediniz tükendi'
Bosque çıldırmış olmalı!
Alex yine şaşırttı!
100. yıl piyangonuzu aldınız mı?
Sorumluluk örneği!
Emre geri dönüyor
İstanbulspor'un Diyar vurgunu: 2-1
Bu nasıl özerklik!
Nihat Kahveci sıfıra alıştı
19 dakika 4 saniye
İstanbul'un fatihi kim?
Ankara'nın taşına bak
Zaza'nın fendi Hido'yu yendi
Haber turu...
Bir Trabzon düşünün
Alkışlarım!
Gerets, Adnan Turan'ı tanır mı?
Kalecilerin haftası
Bizim panorama
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Bir Trabzon düşünün
Ersen Martin tek santrfor. Gökdeniz ve Yattar...
Ercan GÜVEN
Alkışlarım!
Sahaya atlayıp "artiz" olan garibanlar üzerin...
Uğur MELEKE
Gerets, Adnan Turan'ı tanır mı?
Alex Ferguson'ın Manchester'ın başında yirmin...
Metin TOKAT
Kalecilerin haftası
İki takım oyuncularının iyi niyetli, sadece f...
Nilay YILMAZ
Bizim panorama
Pazar akşamlarını televizyon karşısında futbo...


© 2006 Milliyet