|
Düşünür Ecevit
ECEVİT bir asker değildi, bir ekonomist, bir işletmeci, iş ve yönetim pratiğinden gelen bir lider de değildi. Ecevit bir entelektüeldi, bir düşünürdü; onu diğer liderlerimizden ayıran, bu özelliğidir.
Bu meziyet midir, kusur mu? Yerine göre değişir.
Gelmiş geçmiş liderlerimiz içinde, tarihe, edebiyata, felsefeye, bilim felsefesine, sanata en çok ilgi duyan liderimiz oydu.
Böyle bir entelektüel nasıl oldu da 'ahali'nin umudu haline gelebildi?! Devlet partisinin elitlerinden gelen bu entelektüel, nasıl oldu da köyleri, varoşları peşine takabildi?!
1960'larda, 70'lerde büyük çapta dünyaya kapalı, sol deyince "Moskova yolu" diye düşünen bir toplumda şehirli bir lider nasıl oldu da "Ortanın Solu"nu iktidara getirebildi?!
Bunun bir sebebi, doğuştan gelen "karizma"dır. Ama çok önemli bir sebep daha var: Ecevit'in düşünme biçimi.
Açık zihin...
Ecevit, on beş yıl önce diyor ki:
"Bütün dünya değişirken, Türkiye değişirken, insanlarda hiçbir değişiklik olmazsa, o insanlar çağın ve toplumun gerisinde kalır..."
Ecevit, örnek olarak, eskiden bağlandığı "devletçilik" ilkesinden 1960'larda kuşkulanmaya başladığını belirtiyor, "Bugün DSP'de pazar ekonomisini savunuyoruz" diyor.
Verdiği diğer bir örnek laiklikle ilgili:
"Laiklikten asla ödün vermem, fakat laikliği yeniden tanımlamak, gerçek anlamda bir inanç özgürlüğü haline getirmek ve devletten ayırmak gerekir..."
Bu sözlerinden daha önemlisi, Ecevit'in "düşünme biçimi"dir; zihninin dışa açık olmasıdır. Zihninin dışındaki toplumsal gerçekleri gözlemleyerek, tahlil ederek zihninin içindeki kavramları sürekli gözden geçirmesidir:
"Bu görüşlerim belki çok gençliğimde yoktu. Ama politikaya girdikten sonra toplumla ilişkilerim daha da arttı ve başka değerlendirmeler yapabilir duruma geldim..."
Ecevit, sözlerinin devamında, halktan kopuk, halka tepeden bakan, halkı gerici sayan aydınları eleştiriyor. (Milliyet, 8 Eylül 1991)
Tabii çıplak gözle görülen toplumsal manzaraların arkasındaki dip dalgalarını, toplumsal dinamikleri sezebilmek için bir metot bilgisi ve sezgisi şarttır. Ecevit, bilim felsefecisi Karl Popper'dan Türkiye'de ilk bahseden ve Mete Tunçay'dan tercümesini isteyen bir düşünürdü!
Düşünce lideri
1960'larda Kemal Tahir, İdris Küçükömer ve tarihçi Mustafa Akdağ'dan başka, siyasi alanda Turan Güneş, Haluk Ülman, Enis Tütüncü, İsmail Cem gibi ışıklı beyinler CHP'nin devletçi ve elitist geleneğini eleştiriyor, "halkın partisi" haline dönüşmeyi savunuyor.
Lider, Ecevit elbette.
O zaman yazdığı "Atatürk ve Devrimcilik" adlı eseri CHP ideolojisinde ciddi bir 'revizyonizm'in kitabıdır! Hâlâ çok değerlidir.
Türkiye çağdaş sosyal demokrasiye gidecek yolu bu 'revizyonizm' sayesinde tanıdı.
Ve ona 1977'de yüzde 42 oy verdi, başbakan yaptı.
Ecevit'in fikri serüvenini izlemek, fikir tarihimizi okumak demektir! Şimdi yol arkadaşlarına büyük bir görev düşüyor: Eksiksiz ve sansürsüz bir "Ecevit'in Bütün Eserleri" külliyatını yayına hazırlayıp basmak; 1950'lerden son günlerine kadar.
Kitaplarından başka, bütün konuşma ve bildirileri de arşivinde, klasörler içinde, tasnif edilmiş olarak hazır zaten.
Ecevit'i rahmetle, büyük bir saygıyla anıyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|