Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
EMNİYET MÜDÜRÜ HÜSEYİN ÇAPKIN, 6 AYINI ANLATTI
Polis, çare olarak görülmeye başlandı

"Vatandaşın desteğini sağladık. Polis de gücünün farkına vardı. Vaka sayısı günde 100'den 7-8'e düştü. Sokakları tırmalamaya devam edeceğiz"

İZMİR Milliyet


İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaklaşık 6 aylık çalışmasını Milliyet EGE'ye değerlendirdi. Çapkın, polisin adeta unuttuğu, yasalardan gelen zor kullanma yetkisini uygulayarak caydırıcı olduğunu, vatandaşın da desteğiyle suçun önüne set çektiğini söyledi. Çekirdek kadronun günde 18 saate yakın fiilen görev yaptığını belirten Hüseyin Çapkın, bu durumun personeli de motive ettiğini vurguladı. Çapkın; kapkaç, hırsızlık, yankesiciliğe karşı, halkın huzurunu sağlamak için Törerle Mücadele ekiplerinin de Asayiş Şubesi'nin desteğine verildiğini açıkladı.

Polis, kendini işe yaramaz görüyordu

İzmir'e geldiğinizde ilk dikkatinizi çeken neydi?
Polisin, kendisini hiçbir işe yaramazmış düşündüğünü gördüm. Kayıtlarda da polise mukavemetten hiç vukuata rastlamıyordum. Bu; polisin, kendi gücünün farkında olmadığının, direnen, güçlük çıkarana karşı, yasaların verdiği zor kullanma yetkisine başvurmadığının, hiç müdahalede bulunmadığının bir göstergesiydi. Polis bu yetkiyi kullanmaktan ürkümüş, "zanlıya işkenceden" işlem göreceği algılamasına kapılmış. Bunun önüne geçtik. Yetkilerini sonunu kadar kullanmaları gerektiğini anlattık, hala da anlatıyoruz. Bu konuda amirlerinin hepsini yanlarında... Büyük bir güven ve dayanışma duygusu sağlandı. Yeni araçlar, gelişen imkanlar, bu duygunun yanında ikinci planda kalıyor. Şimdi günde en az 10 'memura mukavemet' olayı var. Suça karşı ana stratejilerimizden biri, zor kullanma. Örneğin sokaklardaki, parklardaki esrarkeşleri, serserileri topluyoruz. Bunun adı sokakları tırmalama... Çünkü bu tenha köşelerde hapı içen, esrarı çeken hırsızlığa, gaspa, kapkaça çıkıyor. Her 100 suçludan 90-95'i böyle... Suçu teşebbüsten önce önlüyoruz. Polise direnen karşılığını görüyor. Caydırıcılığı sağladık. Suç oranı bu şekilde azaldı. Polisin peşlerinde olduğunu biliyorlar. Polis, şu anda zor kullanma kapasitesinin yarısını kullanıyor. Geçmişe göre durum çok iyi. Daha da iyi olacak.

Yürüyoruz, koşmamız gerekir
Günde kaç saat çalışırsunuz?
Ben ve yardımcılarım 09.00'dan gece 03.00'e kadar ayaktayız. Sürekli karakolları geziyorum. Karakollara giderken özellikle anons da ettiriyorum ki personelim, yanında olduğumuzu, onlarla birlikte uyumadığımızı bilsin, sürekli tetikte olsun. Memurlarla konuşuyorum, dertlerini de dinliyorum. Makul, mantıklı olanları çözüyorum. Önceyle sonra arasında değerlendirme yapmalarını istiyorum. Eksikleri öğrenmeye, düzeltmeye çalışıyorum. Bu yaptığım, bir çeşit laboratuvar çalışması. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Personelin veriminden son derece memnunum. Şu anda ayağa kalktık yürüyoruz. Ama yetmez... Koşmamız gerekiyor, koşacağız.

Alsancaklılar sokağa çıksın
Örneğin Alsancaklılar, travesti, kapkaç, hırsızlık yüzünden geceleri sokağa çıkamıyordu. Etkin, caydırıcı tedbirler aldık, uyguladık. Ortalığı temizledik. Bölgenin hala eskisi gibi olduğunu sananlar var. Onlara, "Gönül rahatlığıyla dışarıya çıkın, dolaşın" diyorum. Alsancak'a huzur gelmesiyle ev kiraları bile arttı. Bana göre bu bölgede problem kalmadı. Bu bir maraton koşusu. Kurduğumuz düzeni koruyacağız. Ekiplerimiz hep orada olacaklar. Tam saha prese devam edeceğiz.

Olay sayısı 100'den 8'e düştü
Göreve başlarken performans değerlendirmesi yapacağınızı söylediniz. Teşkilatın durumu nasıl?
İlk zamanlar, 20 ekibin günde 4 iş çıkardığını gördüm. Amirleri alıp karşıma konuştum. "Hedef koyun. Her ekip günde bir olaya müdahale etse, 20 olay eder. Sayı arttıkça başarı da artar" dedim. Hedefsiz teşkilat yaşamaz... Asayiş ekiplerinin sayısını 60'tan 150'ye çıkardık. Yılın iki ayı yoğun çalışan Terörle Mücadele Şubesi'nden bir grup ekibi de Asayiş Şubesi'nin desteğine verdik. Son bir ayda 90 civarında olaya müdahale ettiler. Bu sayede yakalamalar da arttı. Vaka sayısını günde 100'den 7-8'e düşürdük. Birçok suç, 20'de 1'e düştü. Hırsızlık yüzde 70 azaldı. Değişen şartlara göre fikir ürettik, üretmeye devam edeceğiz. Arkadaşlarla sık sık bir anlamda think-thank (beyin fırtınası) yapıyoruz. Şu andaki performansımıza ulaşacağımızı biliyorduk. Daha da ilerilere gideceğiz.

Suçludan önce biz göreceğiz
Bir de huzur timleri var...
Bu ekipleri ilk önce Adana'da oluşturduk. Haftada 55-60 kapkaç vardı. Bir gün, yakaladığımız bir azılı kapkaççıdan nasıl kaçtığını dinliyorduk. Her seferinde resmi polisleri görünce yönünü değiştirdiğini, sonunda izini kaybettirdiğini anlattı. Bunun üzerine, "suçlu, polisi görmeden; polis, suçluyu görsün" mantığını geliştirdik. Sokak timlerinde felsemiz bu. Bugün sokak timi, polis için en kariyerli, cazip birim haline geldi. Başarılıyı, prestijli atamalarla, maaş taltifiyle, takdirnameyle ödüllendiriyoruz. Başarısızı da cezalandırıyoruz, nokta nöbetine gönderiyoruz. İzmir'de 12 bin polis var. 12 bin kişiyi doğru mesajlarla yönetebilirsiniz.
Sonuçta huzur timlerinin psikolojik etkisi çok büyük. Artık Kemeraltı Çarşısı'nda, bayram öncesi bile yankesicilik olmuyor. Kemeraltı Karakolu'na, zamanında, bir günde 100 yankesicilik başvurusu yapılmış. Artık bu bitti. Esnaf da bize çok yardımcı oluyor. Çoğunda cep telefonlarımız var. Şüphelendiği her şeyi anında bildiriyorlar. Hepsi bir nevi bizim birer istihbarat elemanımız oldu.

Suça itilmiş çocuklar meselesi var...
Çocuk şubeleri ilk kurulduğunda çok hafife alındı. Şimdi bu aşıldı. İşin ciddiyetinin farkına varıldı. Bugün İzmir'de hırsızlığın yüzde 65'i 18 yaşın altındaki çocuklar tarafından yapılıyor. Halen suça itilmiş çocuklarla ilgili çok geniş bir veri tabanı hazırlıyoruz. Uyuşturucu kullanıyor mu, sabıka sayısı kaç, kaç kardeş, okuyor mu, anası-babası ne iş yapar, gelirleri ne hepsini belirliyoruz. Çözümler üretmeye çabalıyoruz.

Okulları polise zimmetlediniz..
Okullarla ilgili her söylentiye insanlar çok kolay inanıyor. Örneğin, okulların yakınlarındaki uyuşturucu satışı yapıldığı iddia edilen yerlere baskınlar düzenledik. Bunların asılsız olduğunu tespit ettik. Yapılan, 'tek sigara' satışından başka birşey değil. Gençler, uyuşturucuyla okulda değil eğlence yerlerinde tanışıyor. Bu bakımdan aileler, çocuklarıyla çok ilgilenmeli, kontrolü elden bırakmamalı. Arkadaş çevresini, gelip gittiği yerleri iyi bilmeli.
Şu anda tüm okulları, çocuk şubeye bağlı sivil ekipler arasında paylaştırdık. Bunlar idarecilerle, velilerle bire bir iletişim ve işbirliği içinde. Daha da sıkı-fıkı olacağız. Ayrıca giriş çıkış saatlerinde resmi ekipler görev yapıyor. Okulla alakası olmayan kişileri uzaklaştırıyor. Velilerimizin gözü arkada kalmasın. Bu bizim namus borcumuz gibi bir şey...

Narkotik nasıl?
Çalışmalar hızla sürüyor. Eskiden günde 1-2 esrar suçlusu yakalanırken, bugün bu sayı en az 30'u buldu. Ele geçen uyuşturucu miktarları arttı.

Holiganı stada almıyoruz

Tribüne gelecek olursak...
Spor kulüplerinden sorumlu müdür yardımcıları atadık. Bunlar, o camiayla ilgili her şeyi bilmek zorunda. Kulüplerin asayiş yönünü sahiplendirdik. Amigoların hepsini tanıyorlar. Onlarla sürekli konuşuyorlar. Kulübe ve kente zarar verecek hareketlerden kaçınmaları gerektiğini anlatıyorlar. Cezalar hakkında bilgi veriyorlar. Problemli taraftarları maça sokmuyoruz.

Küfür eden cezayı yiyecek
Görevli arkadaşlarımız, idarecilerin ürktüğü konularda, onların yanıbaşındalar. Gerekeni yaparlar. Çıkar gruplarını engellerler. Bu tür kişiler kulüplerce desteklenmemeli. Bu iş bumerang gibidir. Yarın döner, kendini yaratan yönetimi vurur. Bunlarla mücadele edecek tek güç polistir. Bu, bütün kulüplere anlatıldı. Şu anda münferit birkaç olayın dışında sorun yok. İstediğimiz noktaya doğru gidiyoruz. Küfüre karşı, Kabahatler Kanunu'ndaki yaptırımlar uygulanacak. Kameralarla tespit edilen kişilere para cezası verilecek.

İzmirlilerden ne bekliyorsunuz?
Vatandaşın, emniyete güveni hızla artıyor. Polis, çare olarak görülmeye başlandı. Kuaföründen şikayetçi olan kadın, asansörü bozuk apartman sakini karakola geliyor. Polis, vatandaşın sosyal doktoru oldu.
Teşkilattan birinin bile vatandaşa dert yanması, zorluk çıkarması bizi sabote eder. Güvenilirliğimizi zedeler. Çünkü bu tip kişisel durumlar, polisin genel tavrı gibi algılanıyor. Buna izin vermeyiz.
Halkın arkamızda olması, güvenmesi bizi çok güçlendirir. İzmirliler, bize yoğun destek sağlamaya başladı. Bunu ihbar telefonlarından fark ediyoruz. Bunun daha da artacağını biliyoruz. Onlara hizmet etmenin bilinciyle görev yapıyoruz. En iyisi için çalışmaya devam edeceğiz.







EGE
Polis, çare olarak görülmeye başlandı
'Mavişehir'de yeşil alan azaldı' iddiası
Ünlü ressamların tabloları İzmir'de
Atatürk'ü anıyoruz
Çocuklar daha çok kitap okusun diye
Cumhuriyet yemeğinde buluştular
Genç Bakış, Özel Türk Koleji'nde
Altın kız sporu bıraktı
İzmir 112 şampiyon
İkinci kuş cenneti
Valilik makamında dansa 'engel' yok
Öğrencilerden organ bağışı
Torbalı'nın zeybekleri
Şehir plancılarından Milliyet EGE'ye ödül
Dirseğinden bir avuç kemikleşmiş kıkırdak çıkarıldı
Bozdağ'a yılın ilk karı düştü
Sohbetlerin vazgeçilmezi olacak
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet