|
 |
|
|
Ağız tadıyla ölmek!
Geçen hafta sonu Kayseri'ye davet edildik... Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Atatürk Spor Kompleksi içinde yer alacak Kadir Has Stadı'nın temel atma töreninde ev sahibiydi...
Havaalanından otele, kahvaltıya... Oradan temel atma törenine, sonrasında yemeğe... Yemek çıkışı yeniden otele... Trabzonspor - Sakarya maçını izleyerek dinlenme ve akşam tekrar yemeğe...
Türk mutfağının en seçkin örnekleri... Kuzu incik, kuzu tandır, ille de o ünlü Kayseri mantısı... Börek aşı diye ilk kez tattığım çorba yemek kıvamında bir lezzet harikası!..
Turgay Renklikurt dostum, sonunda patladı : "Bu Kayserililer böyle... Adamı ağız tadıyla yavaş yavaş öldürüyorlar!" Hepimiz güldük. Doğru tesbitti, hiç itiraz etmedik... Bu yaşta bu kadar kolesterole direnip "hayır" diyemedik...
Neyse sevgili dostlar, yediğim içtiğim benim olsun da ben gördüklerimi anlatayım...
Kayseri'deki sinerji
Lider. Kayseri, Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki örnek bir lider. 15 yıldan beri işbaşında. Herkesle barışık, herkese saygılı... Çaresizliklerden yakınmıyor, sürekli çare üretiyor. Güven veriyor, hemşehrilerine, ekiplerine güveniyor. Kayseri'de 44 bin kişi, günde üç öğün belediye mutfağından karnını doyuruyor. Kayseri'de gecekondu yok... Çalışmak isteyen herkese iş var...
Sinerji. Kayseri'de müthiş bir sinerji var.. İyi hazırlanmış sağlam projeler, ekonomide pek de hesaba katılmayan "gönüllü" yatırımlarıyla hayata geçiyor. Araziler, semtler, binalar, hayat değer kazanıyor. Atatürk Spor Kompleksi de böyle bir sinerjinin eseri olacak... Ne belediyeden, ne de devlette tek kuruş kullanılmayacak... Milyonlarca YTL, bağışlarla harç, demir, cam, parke, makine ve birlikte yaratılmış eser olarak Kayseri'ye katılacak.
İnsan. Kayseri'de otomobilinizle yol kıyısına park ederken, trafik polisinden "devam et" fırçası yemeniz mümkün değil! İnsana değer veriliyor. Ana caddelerin her iki yanında arabanız için belediye tarafından özel park yerleri hazırlanmış... Değnekçi esnafı da yok, otopark bedava... Her aşamada, her anlamda insana değer veriliyor. Orada insanların yüzü gülüyor.
Özlenen bahar çiçekleri
Spor. Kayseri'de spor, hiç de alışık olmadığımız biçimde "sportmence" yapılıyor. Kayserispor'la Erciyesspor, dost ve kardeş derbilerle bizleri şaşırtıyor. Kayseri Erciyesspor bu yıl ligin sonunda... Konyaspor'a kendi sahalarında yeniliyorlar ama konuk takımdan alkışlarını esirgemiyorlar...
Özet. Şu kış mevsiminde Kayseri özlenen bahar çiçekleri sunuyor... Abdullah Gül'ün samimiyeti ve güleryüzü, Özhaseki'nin barışçı, becerikli sporsever duruşu... Kayseri'de sadece ağız tadı değil, müthiş bir huzur var... İnsan, biraz nefes alıyor.
Bu ezberi bozalım!
Hemen her futbol sezonunda bildik senaryonun farklı isimlerle yeni versiyonları sunuluyor kamuoyuna...
Zico gitsin! Gerets'i gönderin! Tigana istifa!
Senaryo o kadar kabul görüyor ki, Trabzonspor Teknik Direktörü Ziya Doğan da kaptırıyor rüzgâra kendini: İstenirse istifaya hazırım!
İlkesizliğin, görgüsüzlüğün, tutarsızlığın bizi hep birlikte getirdiği nokta bu.
Zico için kendilerinde "Fenerbahçe'yi kurtarma misyonu" vehmedenler, kangren olmuş organların kesilip atılması örneklerinden yola çıkarak "gönderilmesi vaciptir" ahkamını kestiler.
Gerets'le savaş!
Sonra işler biraz değişir gibi oldu... Zico, hangi akıl eli değdiyse artık, kadronun derinliklerini, oyuncu alternatiflerini dikkate alarak farklı oyuncularla yola devam etmeye başladı. Sonuçlar da olumlu çıkınca, gönderilmesini önerenler, övgü kampanyasında yerlerini aldılar.
Bir başka çatışma da teknik direktör kıyımına enerji katmakta...
Bazı üstad meslektaşlarımız, Gerets'i beğenmiyorlar... Adam ne yapsa kötü yapıyor. Maçı okuyamıyor, futbolcu değişikliklerini, bilmiyor... Futboldan anlamıyor. Yönetimle uyuşmuyor, futbolcularla iyi geçinmiyor... O halde gönderin gitsin!..Özhan Canaydın yanaşmayınca, saldır Başkan'a... Her hafta aynı temcit pilavı servise konuyor... Gerets'le kendi aralarında bir çatışma, bir tür iktidar kapışması yaratmayı deniyorlar... Son zamanlarda spor medyasının en çok arıza çıkaran noktası bu... Yazarla teknik direktör savaşlarından beslenerek popülariteyi sağlamak... Daha çok okunmak, daha çok izlenmek!
Gerets'le savaş örnekleri peşpeşe yenilenirken Tigana karşıtları durur mu ? Onlar zaten adamın ne sarışınlığını (!!??) bırakıyor, ne de futboldan anlamadığını... Kafalarına göre yepyeni Tigana portreleri çizip, o futboldan anlamayan, beceriksiz, taktik ve vizyon yoksunu adamı bir an önce göndermenin ve kendilerine göre kurban tayin etmenin ihtirasını yaşıyorlar...
Elbette bu teknik direktörlerin hiçbiri bulunmaz Hint kumaşı değil... Hele Derwall, Feldkamp, Hiddink, Piontek, Parreira'yı anımsarsak kesinlikle birinci sınıf değiller! Ama onlar zorla ya da yalvar yakar gelmediler bu göreve... Onları kulüp yönetimleri getirdi... Doğru ya da yanlış... Onlarla bir sözleşme yapıldı... Önemli olan milyon euroluk tazminatlar ödeyip çözümsüz operasyonlar yapmak değil, onlardan en doğru biçimde yararlanmak, onları uyarmak, uygar bir diyalogla rota düzeltmelerini sağlamak.
Medyadaki karşıtlık ya da iktidar savaşları, tribünlerde ya da ekran karşısında taraftar dediğimiz insanları da etkiliyor ister istemez. Hayalkırıklığı yaratan her maçtan sonra yönetimi ve teknik direktörü istifaya davet ediyorlar. O kışkırtılmış masum insanlara alternatif çözüm önerilerinin ne olduğunu sorun... Çoğu yüzünüze bakacaktır şaşkınlıkla, bunu hiç düşünmediklerini hatırlayarak!
Çıkar yol değil!
Zico'nun Fenerbahçe'si lider.. Gerets'in Galatasaray'ı geride kaldı ama henüz treni kaçırmış değil... Tigana'nın Beşiktaş'ı ise Del Bosque ve Rıza Çalımbay'ın çok çok önünde... Onları eleştirebilir, yanlışlarını ve yapması gereken doğruları gösterebiliriz, o kadar!
Karamsarlığa kapılmak, felaket tellallığı yapmak, öfkeli insanları rahatlatacak popülist tepkiler göstermek ve her sezon yeni yeni kurbanlar aramak, çıkar yol değil...
Hele spor gazetecilerinin hiç de "üstüne vazife" değil!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|