|
 |
|
|
Eriyen bir yaş kuşağının son elit siyasetçisi de söndü
Geçen hafta 1928 doğumlu olan Semih Balcıoğlu kayıp gitmişti hayattan; bu hafta da 1925 doğumlu olan Bülent Ecevit...
Bizim pancar motorunun tuşlarına basarken, gönlümde buruşup kalmış eski gölgelerin, harflerde yeniden kıpırdadığını görüyorum sanki...
1950-54 yılları arasında önce Ulus, sonra da Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde aynı odayı paylaşmıştık Bülent'le...
İkimiz de Bahçelievler'de, neredeyse komşu sayılacak evlerde oturduğumuz için, sabaha karşı Rüzgârlı Sokak'tan Bahçelievler'e kadar yürüdüğümüz de çok olmuştu.
***
O tarihlerde Ahmet Haşim âşıkı ve eski Japon şiirlerinin çevirisine meraklı Bülent'in, ne siyasal bir lider, ne başbakan olacağı, ne de -yarım yüzyılı aşkın bir süre sonra- arkasından yazı yazacağım geçiyordu aklımdan.
***
1945'te Potsdam anlaşmaları sürecinde, İsmet Paşa'nın Moskova Büyükelçimiz Selim Sarper'i, Stalin'le Molotof iktidarına karşı bazı girişimlerde bulunmaya yönlendirdiğinden de haberimiz yoktu; Stalin'le Molotof'un ağır koşullar ileri sürmesi üzerine, dış politikanın dümenini Washington'a kırdığından da...
Washington da 2 koşulla çıkmıştı İsmet Paşa'nın karşısına:
1- Tek bir dış politikaya bağlı olarak, çok partili düzene geçilmesi.
2- Karayolları seferberliğinin başlatılması.
***
Ve birden CHP'den Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü ayrılıp Demokrat Parti'yi kurmuşlardı.
İsmet Paşa, 1939'da cumhurbaşkanı olduğu zaman, "Her işimiz A'dan Z'ye bozuktur" saptamasıyla, İstanbul basınında "Milli Şef" mahlasına layık görülmüşken, 1946'dan sonra "sağır sultan" iğnelemelerine hedef olmaya başlamıştı.
***
Ahmet Emin'in Vatan gazetesi, başlattığı sert muhalefet ile tirajını 90 bine çıkarmıştı.
Ulus gazetesinin köşe yazarı Nurettin Artam da Ahmet Emin'e yergi dörtlükleri yazıyordu:
Şu bizim dönme dolap Ahmet Emin
Ortalığı birbirine katıyor.
Başımız ağrımaz etsek de yemin
Vatan'ı 10 kuruşa satıyor.
***
Biz de Bülent Ecevit ile Cemil Sait Barlas'ın haftalık Pazar Postası dergisinin arka kapağında, "Ciddiyet" diye bir mizah sayfasını şenlendiriyorduk.
Ortalıkta Bülent Ecevit'ten başka İngilizce bilen pek kimse yoktu. O yüzden kendisi Yeni Ulus'ta ve Halkçı'da "dış politika" da yazmaya başlamıştı.
***
Derken Bülent ABD'ye gidip oralarda uzun bir süre kaldı.
Dönüşünde o, siyasal yaşamının çıkışlı inişli dalgalarıyla yükselip alçalan tuhaf bir denizine yönelecek; bendeniz de kalemle kâğıt sevdasının mahut bataklığında kulaç atmayı sürdürmeye çalışacaktım.
***
Yarım yüzyılın da arkasında kalmış dönemler...
Ne adam başına düşen ulusal gelir biriminden haberimiz vardı, ne Kore'ye gönderilen askeri birlikte İngilizce bilen bir tek kişinin bile bulunmadığından.
NATO üsleri dışındaki özel ABD askeri üslerine, orta menzilli Atlas ve Jüpiter füzelerinin getirilmiş olduğunu da bilmiyorduk.
***
Neyi ne kadar biliyorduk ki zaten?..
Töre cinayetlerinde kimlerin öldürüldüğünü mü biliyorduk, su baskınlarında kimlerin evsiz barksız kaldığını mı, köylü ağırlıklı bir Şark ülkesinde tek itibarlı kategorinin önce iktidar sahibi olmak, sonra da "varlıklı olmak" olduğunu mu?
***
"Siyasal paye sahibi" ve "varlıklı olma" yanında; bir de "var olma" kategorisi vardı ama; "gelişmiş"liğe bir türlü terfi edememiş ülkelerde, salt şair olarak kalmış bir Bülent Ecevit'in cenazesi, hiçbir zaman başbakan olmuş bir Bülent Ecevit'inki kadar övgülü ağıtların yoğunluk mihrabına erişemezdi.
***
Gençlik yıllarımızın zarif dostu Bülent de koptu gitti dünyadan...
Geçen yılın şubatında, tüm şiirlerini topladığı "Bir Şeyler Olacak Yarın" adlı eserini, adımın başına bir de "sayın" oturtarak göndermişti.
1971'de yazdığı "Ben misin" adlı şiiri ise kendisini çok berrak özetliyordu:
dirilten misin beni gövdem
öldüren misin bilmem
gördüren misin beni gözüm
körleten misin bilmem
bildiren misin bana başım
gizleyen misin bilmem
bir ben varım benden öte
ben misin bilmem
***
Bizim kuşağın ortak dostluklarla başlayıp, sonradan ayrılmış yollarından payeli, payesiz geçmiş olanlar da; artık yine dalgasız ve bataklıksız, boyutlar ötesi bir ufukta buluşmaya doğru koşarak kaybolmakta...
***
Sayın Rahşan Ecevit'e, başsağlığı dilemekten başka elimizden gelen bir şey de yok...
***
Rahşan Hanım'ın babası rahmetli Namık Zeki Aral da, yürekten sevip saydığım üst düzey kaliteli bir maliye uzmanıydı. Küçük fıkralarda uluorta siyasetçilere sataştığım yıllarda bana:
- Dört kişiyi bırak da, hiç değilse tabutunu taşısın, demişti.
Bilmem ne kadar tutabildim sözünü...
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Ecevit ve 'gerici sol' AĞUSTOS 1999, Ecevit başbakan, "tahkim yasası... | |  | Çetin ALTAN | | Eriyen bir yaş kuşağının son elit siyasetçisi de söndü Geçen hafta 1928 doğumlu olan Semih Balcıoğlu... | |  | Melih AŞIK | | Çayiçi köyünde Erciyes Dağı'nın muhteşem güzelliğinin yanı b... | |  | Fikret BİLA | | Rahşan Hanım'ın gönlünden geçen Ecevit kabri Bülent Ecevit, cumartesi günü Devlet Mezarlığ... | |  | Hasan CEMAL | | Halkçı Ecevit'ten nereye?.. Ecevit, 1978 yılı başında başbakanlık koltuğu... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | İyi niyet taşları Merhum Ecevit'in öte dünyada mekânı cennet ol... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Keşke dünyayı gençler yönetse Roma'yı görmeden dünyayı gördüm demenin yanlı... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Ecevit ve iktidar CHP'nin ya da solun elli altı yıldır doğru dü... | |  | Nail GÜRELİ | | Ecevit'ten çıkarsamalar Türkiye'nin başı sağ olsun. Dileriz; Türkiye,... | |  | Sami KOHEN | | AB ile beş kritik hafta... FAZLA merak edilecek bir tarafı kalmadı. AB K... | |  | Metin MÜNİR | | Nükleer komedi - 2 Petrol yok, gaz yok, kömür yok, seçenek yok. ... | |  | Hasan PULUR | | Ecevit yalnız gitmedi... GENÇ adam telefonda ağlamaklıydı: "Ecevit git... | |  | Meral TAMER | | İyi ki varsın NTV NTV'nin 10. yıldönümü gecesinde görüşlerine b... | |  | Ece TEMELKURAN | | Ece-vit! "Ecevit" diye bir arkadaşınız varsa siz de o ... | |  | Osman ULAGAY | | Hayatımda iz bırakan siyasetçi: Ecevit Hayat, hatırlanmaya değer yaşantı parçalarınd... | |  | Güngör URAS | | Demokratlardan "06 için 6" Dün ABD'de 36 eyalet valiliği, 435 Temsilcile... | |  |  | M. Ali BİRAND | | İlerleme raporu, Allah'ın emri değildir Önümüzdeki günlerde bol bol, Avrupa Komisyonu... | |
|
|