Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ecevit'li yıllar (2)
Halkçı Ecevit'ten nereye?..


Ecevit, 1978 yılı başında başbakanlık koltuğuna otururken 'Umudumuz Ecevit'ti. Meydanların halkçı Ecevit diye inlediği bir dönem yaşanıyordu. Dağa taşa Karaoğlan yazılıyor, CHP'nin düzen değişikliği sloganı haykırılıyordu.
Beklentiler büyüktü.
Ama hayal kırıklığı da en az beklentiler kadar büyük oldu.
Ecevit hükümetinin ekonomideki başarısızlığı ile -karaborsasıyla, benzin, tüpgaz, yağ kuyruklarıyla- şiddet ve anarşi birleşince, 1979 araseçimleri CHP için tam bir hüsran oldu.
Dünkü yazımda belirttiğim gibi, 1974'le birlikte Türkiye'yi değiştirmek için ele geçirdiği ilk iktidar fırsatını böylece heba etmiş oldu Ecevit.
1979 sonunda çekildi. Demirel başbakan oldu. Kurduğu azınlık hükümetiyle ekonomide 24 Ocak ve Özal sahneye çıktı.
Demirel-Ecevit kavgası derinleşmeye ve Türkiye adım adım yeni bir askeri darbeye doğru yol almaya başladı.
Demirel erken seçim istiyordu. Ecevit, CHP ile AP arasında büyük koalisyon diyordu. Ecevit'in kurmayları, Demirel'in erken seçim talebini Anayasa'ya aykırı ilan edebiliyorlardı.
Bu arada, iç savaş koşullarına sürüklenen Türkiye, Demirel-Ecevit çatışması yüzünden cumhurbaşkanını seçemiyordu.
Demokrasi kültürünü oluşturan uzlaşma, diyalog, tolerans gibi güzel sözcükler, Ecevit'in ağzından yine hiç eksik olmuyordu. Ama pratikte, özellikle Demirel'e karşı bu kavramların gereğini yaptığı söylenemezdi.
Tabii Demirel de bu açıdan Ecevit'in işini kolaylaştırıcı bir tutum içinde hiçbir zaman olmadı.
12 Eylül böyle geldi.
Demokrasi rafa kaldırıldı. Türkiye'nin üstüne kapkara bir bulut çöktü.
Ecevit, 12 Eylül'le birlikte ikinci bir fırsat ele geçirdi.
Ne miydi bu fırsat?
Solu tek çatı altında toparlamak... Solu, yakın geçmişin, özellikle ekonomik konulardaki yanlışlarından dersler çıkararak yenilemek... Solun Avrupa sosyal demokrasisiyle bağlarını tazelemek... Bu çerçevede Türkiye için yepyeni bir demokrasi projesi oluşturarak gerçek bir demokrasi mücadelesinin bayrağını yükseltmek...
Ecevit bunu yapabilirdi.
Solda böyle bir hareket ve yenileşme, merkezi de kendine çekerek Türkiye'nin önünü açacak bir iktidar yürüyüşü yaratabilirdi.
Tıpkı İspanya'da, Portekiz'de, Yunanistan'da olduğu gibi...
Bu ülkeleri 1970'li ve 1980'li yıllarda askeri yönetimlerden demokrasiye geçiren, radikal demokrasi projelerini gerçekleştiren ve Avrupa Birliği'ne taşıyan siyasal hareketlere damgasını sosyal demokrat liderler vurmuştu.
Ecevit bunu yapmadı.
"Düşün arkama!" diyemedi. Bence, Türkiye'nin önünü açabilecek ikinci bir fırsatı daha böylece kaçırmış oldu.
Tabii şu da söylenebilir:
Ecevit, böylesine bir sosyal demokrat vizyona sahip olmadığı için, farklı kumaştan bir siyaset adamı olduğu için, böyle bir devrimci çıkışı kendisinden beklemek belki de boşunaydı.
Ama 1980'lerde Ecevit hiç kuşkusuz çok iyi bir demokrasi mücadelesi verdi. Askeri yönetime direndi. Hak ve özgürlük ihlallerine karşı çıktı. Bu uğurda hapse girmeyi göze aldı.
Bu açılardan heyecan verici örnek tutumlar sergiledi.
Fakat Rahşan Ecevit'le birlikte, kendi başlarına oynamaya karar verdiler. Eski Halk Partili arkadaşlarına küstü. Aydınlara küstü. Avrupa soluna küstü.
Baş başa bir parti kurdular. Bu partide parti içi demokrasinin esamesi bile okunmadı. Sürekli değişen bir çevreyle birlikte kendi siyasal doğrularının peşinden gittiler.
1980'lerde Ecevit başkalaşmaya, başka sulara açılmaya başladı.
Partisinin programına demokratik sol diye yazsa da, milliyetçiliği fazlasıyla ağır basan bir çizgiye yöneldi. Kürt sözcüğünü ağzına almayacak kadar Kürt meselesini göz ardı etti. Ekonomide popülist zihniyeti ön plana çıkardı. Kıbrıs sorununda şahinleşti. AB'ye antipati duyan tepkili bir tutuma kaydı.
Ama başarılı olamadı.
1987'de baraja takıldı.
Solda adı 'bölen'e çıktı!
Yılmadı, mücadeleyi sürdürdü.
1991'de kıl payı geçti yüzde 10 barajını. 1995'te CHP'yi geride bıraktı. 1999 genel seçimlerinde Baykal'ın CHP'sini baraj altına itti ve yüzde 22 oyla birinci parti oldu.
Ecevit, yirmi yıllık bir aradan ve 12 Eylül'ün yasaklarından sonra bir kez daha iktidara yükselirken, siyasetin nasıl bir maraton yarışı olduğunu, siyasal konjonktürün nasıl kurnazca kullanılabileceğini kanıtladı.
Bir yandan yolsuzluklara batan bir ülkede dürüstlük simgesi, öte yandan Öcalan paketi, Ecevit'e onca yıl sonra bir kez daha başbakanlık kapısıyla birlikte, bundan öncekiler kadar olmasa da yeni bir fırsat penceresi daha açtı.
Ecevit'li yılların üçüncü yazısı yarın...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ecevit ve 'gerici sol'
AĞUSTOS 1999, Ecevit başbakan, "tahkim yasası...
Çetin ALTAN
Eriyen bir yaş kuşağının son elit siyasetçisi de söndü
Geçen hafta 1928 doğumlu olan Semih Balcıoğlu...
Melih AŞIK
Çayiçi köyünde
Erciyes Dağı'nın muhteşem güzelliğinin yanı b...
Fikret BİLA
Rahşan Hanım'ın gönlünden geçen Ecevit kabri
Bülent Ecevit, cumartesi günü Devlet Mezarlığ...
Hasan CEMAL
Halkçı Ecevit'ten nereye?..
Ecevit, 1978 yılı başında başbakanlık koltuğu...
Güneri CIVAOĞLU
İyi niyet taşları
Merhum Ecevit'in öte dünyada mekânı cennet ol...
Abbas GÜÇLÜ
Keşke dünyayı gençler yönetse
Roma'yı görmeden dünyayı gördüm demenin yanlı...
Hurşit GÜNEŞ
Ecevit ve iktidar
CHP'nin ya da solun elli altı yıldır doğru dü...
Nail GÜRELİ
Ecevit'ten çıkarsamalar
Türkiye'nin başı sağ olsun. Dileriz; Türkiye,...
Sami KOHEN
AB ile beş kritik hafta...
FAZLA merak edilecek bir tarafı kalmadı. AB K...
Metin MÜNİR
Nükleer komedi - 2
Petrol yok, gaz yok, kömür yok, seçenek yok. ...
Hasan PULUR
Ecevit yalnız gitmedi...
GENÇ adam telefonda ağlamaklıydı: "Ecevit git...
Meral TAMER
İyi ki varsın NTV
NTV'nin 10. yıldönümü gecesinde görüşlerine b...
Ece TEMELKURAN
Ece-vit!
"Ecevit" diye bir arkadaşınız varsa siz de o ...
Osman ULAGAY
Hayatımda iz bırakan siyasetçi: Ecevit
Hayat, hatırlanmaya değer yaşantı parçalarınd...
Güngör URAS
Demokratlardan "06 için 6"
Dün ABD'de 36 eyalet valiliği, 435 Temsilcile...
M. Ali BİRAND
İlerleme raporu, Allah'ın emri değildir
Önümüzdeki günlerde bol bol, Avrupa Komisyonu...

© 2006 Milliyet