|
 |
|
|
Babamıza benzediği zamanlar için:
Ece-vit!
"Ecevit" diye bir arkadaşınız varsa siz de o günlerin çocuklarındansınız demektir. Karaoğlan'ın gözlüksüz zamanını hatırlıyorsanız hayal meyal ve siyah beyaz, siz de bu ülkeye yanlış zamanda gelmişsinizdir. Meydanlar boşaldığında, beslenme çantalarımızı tankların yanından sürükleyip götürdüğümüz günlerde büyümüşsünüzdür. Bir adam mutlaka "Faşi... .lüm!" yazısının önünde boyuyordur duvarı.
Aynı yaşlardayız
"Bıyıkları babamın bıyıklarına benzeyen adamlar ölüyorsa acaba benim babam da..?" diye korkmuşsanız aynı yaşlardayız demek ki. Annenizle babanız, lacivert bir sabahta radyonun başında sigara içtiyse, ikisinin de yüzü karardıysa aniden, onları ve sabahı ilk kez böyle görüyorsanız, okumayı ikiye katlanmış "Cumh..." gazetesiyle öğrendiyseniz, hecelemeye başlarken kütüphanedeki kitap sırtlarında zorlandıysanız:
"Tr.. Tr... Troç... Sta... Stalin... Sol Ya-yın-la... Az-ge-liş-miş-lik... En...Gels... Sos... Sos-ya... Lizim!"
Aynı kuşaktanız demektir...
Biz okumayı ve hayatı öğrenmeye tersten başlayan çocuklarız galiba. En zor yerlerinden ikisinin de. Bu yüzden o karanlığı ancak bizim kuşağın anlatacağını düşünüyorum. Bir gün mutlaka...
Ne ki biz geldiğimizde dağılıyordu kalabalık. Bütün "bizlerin" parçalandığı, Karaoğlan'ın saçlarının gümüşileştiği bir zamanda büyüdük.
Bazılarımız babalarının kokusunu eve getirilen çamaşırlardan tanıdı ve onun yüzünün bir görüş penceresinde hızla yaşlandığını gördü. Babasını görmek için sıra bekleyenimiz çoktur aramızda. Bazı sözcüklerin kısık sesle söylenmesi gerektiğini erken yaşta öğrenmiştik. Bazılarımıza marşlar ezberlettirildi, bazılarımıza sadece "Küçük Kara Balık" okundu öğle uykularında. Demirel şişmandı, bu iyi değildi. Ecevit zayıftı ve esmer, bu iyiydi. Bizim ailemiz onu seviyordu, bunu biliyorduk.
Ne ezilen, ne ezen!
Bir hikâyeyi iyi yapan nedir? Hikâye boyunca olup bitenler mi? Yoksa iyi bir son mu gereklidir muhakkak?
Sonu başı, ortası kadar iyi olmayan hikâyelerin de kıymeti bilinir mi?
Üzüleceğimi sanmıyordum doğrusu Ecevit'in gidişine. Katılaşan hırslar, cezaevlerindeki "Hayata Dönüş Operasyonu", fırlatılan anayasalar, iktidarın peşini nerede bırakacağını unutmuş bir ihtiyar...
Bunlar gelecek aklıma sanıyordum. Öyle olmadı. Bir insanın iyi tarafları çoksa galebe çalıyor kötü hatıraları. Ben babamın anlattığı "Atalan Göllüce Toprak Direnişini" hatırlıyorum şimdi. "Önde kadınlar, arkada erkekler, bütün köylüler direniyordu" diyordu babam. Tüylerin diken diken olması ne demekmiş ben öyle öğrendim. Devam etmişti sonra:
"O zaman Ecevit o cümleyi söyledi: 'Toprak işleyenin, su kullananın!' O zaman işte bütün hava değişti. O toprakları Menderes'in halazadesi uçaktan yaptırdığı uydurma bir tespitle ele geçirmişti. Köylü toprağını geri istiyordu. Müthiş bir direnişti!"
Kasketliler!
Hikâyesinde yüz binleri birer politik özne olabileceklerine inandırmış, bu memleketin kavruk insanlarına ilk kez ülkeyi ve dünyayı değiştirebileceklerini söylemiş, önce sola, sonra bütün siyasete kitlelerle politika yapmayı öğretmiş, karanlık madenlerinde, toprağın altındaki kara yüzlü adamlara inanacak bir şey vermiş bir adam iyi hatırlanmayı hak ediyordur muhakkak.
"Ne ezen ne ezilen! Hakça, insanca bir düzen!" diyebilen bir siyasi şövalye gidince ardından sadece ölüme ve muktedirlere karşı, o cılız gövdesiyle duruşu, öyle mıh gibi duruşu kalmalı insanın aklında. Bu ülkenin kasketlilerini nasıl inandırdığı kendilerine...
Bu topraklarda bir gün bir mülksüz, bütün "mülke" karşı kafa tutabileceğine inanmışsa, göğsü meydanlarda bağırarak genişlemişse, "Büyük balık küçük balığı yutar demişler" diyenlere "Halt etmişler!" diye cevap vermişse bunda bizim geç tanıdığımız Karaoğlan'ın payı vardır. Ve pay, bu toprakta doğan herkesin etine öyle ya da böyle kazınmıştır.
Babamıza benzediği zamanlar için şimdi Karaoğlan'a içten, kederli, efkârlı bir güle güle!
ecetem@hotmail.com
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Ecevit ve 'gerici sol' AĞUSTOS 1999, Ecevit başbakan, "tahkim yasası... | |  | Çetin ALTAN | | Eriyen bir yaş kuşağının son elit siyasetçisi de söndü Geçen hafta 1928 doğumlu olan Semih Balcıoğlu... | |  | Melih AŞIK | | Çayiçi köyünde Erciyes Dağı'nın muhteşem güzelliğinin yanı b... | |  | Fikret BİLA | | Rahşan Hanım'ın gönlünden geçen Ecevit kabri Bülent Ecevit, cumartesi günü Devlet Mezarlığ... | |  | Hasan CEMAL | | Halkçı Ecevit'ten nereye?.. Ecevit, 1978 yılı başında başbakanlık koltuğu... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | İyi niyet taşları Merhum Ecevit'in öte dünyada mekânı cennet ol... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Keşke dünyayı gençler yönetse Roma'yı görmeden dünyayı gördüm demenin yanlı... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Ecevit ve iktidar CHP'nin ya da solun elli altı yıldır doğru dü... | |  | Nail GÜRELİ | | Ecevit'ten çıkarsamalar Türkiye'nin başı sağ olsun. Dileriz; Türkiye,... | |  | Sami KOHEN | | AB ile beş kritik hafta... FAZLA merak edilecek bir tarafı kalmadı. AB K... | |  | Metin MÜNİR | | Nükleer komedi - 2 Petrol yok, gaz yok, kömür yok, seçenek yok. ... | |  | Hasan PULUR | | Ecevit yalnız gitmedi... GENÇ adam telefonda ağlamaklıydı: "Ecevit git... | |  | Meral TAMER | | İyi ki varsın NTV NTV'nin 10. yıldönümü gecesinde görüşlerine b... | |  | Ece TEMELKURAN | | Ece-vit! "Ecevit" diye bir arkadaşınız varsa siz de o ... | |  | Osman ULAGAY | | Hayatımda iz bırakan siyasetçi: Ecevit Hayat, hatırlanmaya değer yaşantı parçalarınd... | |  | Güngör URAS | | Demokratlardan "06 için 6" Dün ABD'de 36 eyalet valiliği, 435 Temsilcile... | |  |  | M. Ali BİRAND | | İlerleme raporu, Allah'ın emri değildir Önümüzdeki günlerde bol bol, Avrupa Komisyonu... | |
|
|