Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs simidi


Daha aylar önce bu köşede "Sonbahar İlerleme Raporu'nda limanlar sorununun yıl sonuna öteleneceğini" yazmıştım. Şimdi de "yıl sonunda ne olacağının" işaretini vereyim...
"Finlandiya formülünde bir çözüm oluşmayacak. Türkiye, limanlarını, Kıbrıs Rum Kesimi'nin uçaklarına ve gemilerine açmayacak. Gerilim yaşanacak. Birkaç maddede görüşmeler askıya alınacak. Başka maddelerle devam edilecek."
.....................
Ya sonra?..
Yol haritası 2007 sonbahar seçimlerine kadar belirlenmiş gibidir.
AB de "Seçimlerden önce AKP iktidarının limanları açamayacağını biliyor. Bu sorunu 2007 sonbaharı genel seçimlerine kadar öteleyecek."
Çünkü... AKP, genel seçimleri yitirirse, yerine gelecek bir başka hükümetin AB'ye tam üyelik konusunda aynı heyecanı gösteremeyeceği, Brüksel'de ağırlıklı görüştür.
Hem AKP'yi seçimlere kadar yıpratmamak hem de bu süreçte Türkiye kamuoyunu AB'den büsbütün soğutmamak için bir "tampon süreç" yaşanacak.
AB'ye tam üyelik için ayağına hayli vuracak dar ayakkabıları, 2007 sonbaharındaki seçimlerden sonra gelecek bir AKP ya da başka bir hükümet giyecektir.
....................
Bunun dışında söylenen tüm sözler dolgu malzemesidir.
Diplomasidir.
Kamuoyu için tribüne dönük gösterilerdir.
Yaşayalım...
Büyük sürprizler olmazsa, bu yol haritasının gerçekliği görünecektir.
....................
Ne AB ne de Türkiye, bağları kopartmak istiyor.
Sadece 1 yıllık parantez açılacak.
....................
Burada önemli olan birkaç alanda duyarlıktır.
Şöyle ki...
Diplomasi yaparken ve tribünlere gösteri tavırları koyarken, Türkiye, kendi kamuoyunda zaten yükselişte olan "AB karşıtlığını" büsbütün tetiklemekten kaçınmalıdır.
AB ülkelerine de "İşte Türkiye budur. AB'ye tam üyelik profilini çizemiyor" dedirtmemek gerek. Bunun fırsatını kollayanlara servis yapılmasın.
AB de aynı duyarlığı taşımalıdır.
Ölçüsü kaçmış söylemler ve istemlerle Türkiye kamuoyunu "Al üyeliği başına çal" psikolojisine daha da itmesi çok yanlış olur.
AB, kendi üye ülkelerinde de Türkiye'ye karşı rüzgârlar estirmekten kaçınmalıdır. Bu özeni göstermezse, "kısa süreli bir parantez" politikasında arızalara, hatta kazalara neden olabilir.
Her iki tarafın da, bu sürecin "geçici" olduğu izlenimini vermeleri, Türkiye'nin ekonomik durumunu, demokrasi yolculuğunu ve reformlarını sürdürmesi açılarından önemlidir.
Özellikle yabancı sermayenin "aritmetik diziyle" katlanarak akma "debisi" yavaşlamamalı. Ekonomik gelişme "tam üyelik" ölçütlerinde "önemli eşiklerden" biridir.
2007 sonbaharı seçimlerinden sonra taraflar, "yola yeniden devam" aşamasıyla birlikte, kendilerine daha zorlaşmış koşullarla karşı karşıya bulmasınlar.
.....................
Bunun ötesinde bir sürü teknik laf edilebilir.
Örneğin... 10 numaralı protokoldeki "Kıbrıs için BM inisiyatifi kapsamında çözüm, Rum kesimi üyeliğinin Kuzey Kıbrıs'ı kapsamadığı, Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik gelişmesinin engellenemeyeceği ve ambargonun kalkacağı" gibi kayıtlar öne sürülebilir.
Ama... Bütün bunlar AB'ye tam üye olan Kıbrıs'ın ve onun abisi Yunanistan'ın "geçerli" oylarının ağırlığından bir gram bile eksiltmez. Ne yazık ki gerçek bu.
Ayrıca... Limanların açılması, büyük Kıbrıs sorunu paketi içinde sadece küçük bir bölümdür. Bu verilse, paketin içinden daha neler çıkmaz!..
Sonu, "Kıbrıs'ı tanıyın"a varacaktır.
.....................
AB hadisesinde Kıbrıs, "susamlı simit" gibi görülmeli.
Hâlâ sıcak, el yakıyor.
Tamamının yutulması mümkün değil.
Simidi, iki taraf da birer ucundan başlayarak, soğutarak ve zamana yayarak parça parça, lokma lokma yiyerek sonuca varabilirler.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kavgalı yolculuk
TÜRKİYE ile AB arasındaki ilişkilerde bu sene...
Çetin ALTAN
Mahalle kahvesine dönüşen dünya
Güneş doğmadan kalkanlar arasında, televizyon...
Melih AŞIK
Uzun lafın kısası
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini, akla gelen g...
Fikret BİLA
İlla cumhurbaşkanlığı diye bir iddiam yok
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazetelerin ve...
Hasan CEMAL
Artılar, eksiler!
Ecevit 'ekonomi'den ne anladı, ne de hoşlandı...
Güneri CIVAOĞLU
Kıbrıs simidi
Daha aylar önce bu köşede "Sonbahar İlerleme ...
Hurşit GÜNEŞ
'Cari açık sorun değil' lafı safsatadır
Herhalde meslektaşlarımızın son 2 yıl içinde ...
Doğan HEPER
Bir zamanlar Ecevit vardı
İNSAN; doğar, büyür ve ölür. Ama, "Her ölüm e...
Sami KOHEN
"Time-out" zamanı mı?
CAN Dündar'ın önceki akşam NTV'deki programın...
Metin MÜNİR
Nükleer silah - 3
Bir süre önce Enerji Bakanı Hilmi Güler'e, "N...
Hasan PULUR
"Çuvallayan İttifak"
TÜRK dış politikasının son elli yılda birkaç ...
Derya SAZAK
Doğuda sel
42 can alan sel felaketlerinin küresel ısınma...
Yaman TÖRÜNER
Hidrojen enerjisi oluyor gibi
Küresel ısınmanın hidrojen enerjisi sayesinde...
Güngör URAS
Ekonomi ve yolsuzluk ABD seçmeni için de önemli
Bush'un partisi Cumhuriyetçiler, salı günü ya...
Serpil YILMAZ
Antalya Valisi Yüksel Şefika anneye sahip çıktı
Yazın son günlerini Kaş yakınındaki Üçağız Ka...
M. Ali BİRAND
Komisyon, Türkiye'yi kolluyor
Avrupa Birliği yürütme organı sayılan Avrupa ...

© 2006 Milliyet