Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Nükleer silah - 3


Bir süre önce Enerji Bakanı Hilmi Güler'e, "Nükleer santral programının nükleer silah yapma boyutu var mı?" diye sorduğumda bana şu cevabı verdi:
"Hayır, söz konusu değil, tamamen sivil amaçlı."
Dışişleri Bakanlığı ile yaptığım görüşmeden de benzer bir cevap aldım. Türkiye İran'ın nükleer programını şüphe ve endişeyle izliyordu. Ama nükleer silah yapmak gibi bir niyeti yoktu.
Ancak hükümetin geçen hafta Meclis'e sunduğu nükleer santral kurulmasına ilişkin yasa tasarısında "nükleer yakıt üretimine yönelik yatırımlar"ın teşviki var.
Nükleer silah yapımına giden yol nükleer yakıttan geçiyor. Kore ve İran gibi ülkelerin nükleer silahların yayılması konusundaki uluslararası anlaşmaları çiğnediği bir dönemde Türkiye'nin nükleer yakıt üretimini teşvik etmeye karar vermesi dikkatleri Ankara'nın üzerine çekecektir.

Hem silahlık hem yakıtlık...
Nükleer santrallar yakıt olarak uranyum kullanır. Fakat herhangi bir uranyum yakıt olarak kullanılamaz. Yakıt olarak kullanılabilecek uranyum, enerji üretmek için kolayca parçalanabilme yeteneğine sahip olan "uranyum 325"tir.
Madenden çıkarılan uranyum cevherinde % 1'den az "uranyum 325" var. Cevherin yakıt olarak kullanılabilmesi için "uranyum 325" yoğunluğunun % 3-5 seviyesinde olması gerekir. Bu uranyum "zenginleştirilerek", yani yoğunluğu artırılarak elde edilir.
Nükleer silahların hammaddesi de zenginleştirilmiş uranyumdur. Sivil ve askeri uranyum arasındaki tek fark, yoğunluktur. Zenginleştirme yüzde 3-5 yoğunluk elde etmek için yapıldığında reaktörlük uranyum elde edilir. Yoğunluk yüzde 95'e çıkarıldığında silahlık uranyum elde edilir.
Nasıl aynı rafineriden normal benzin de süper benzin de elde etmek mümkünse, nükleer yakıt tesisinden de hem reaktörlük hem de silahlık uranyum elde etmek mümkündür.

Hükümetin açıklama borcu var
Yasa tasarısının gerekçesinde "nükleer yakıt üretimine yönelik yatırımlar"ın hangi amaçla teşvik edileceğine dair bir açıklama yok. Dolayısıyla hükümetin neyi amaçladığı bilinmiyor.
Aslında, hükümetin, hangi nedenle olursa olsun, "nükleer yakıt üretimine yönelik yatırımlar"ı teşvik etmeye karar vermesinin pratikte bir anlamı yoktur.
Çünkü, bir uzmanın sözleriyle, "Türkiye bu teknolojiyi ekonomik boyutlarda yapabilecek bilimsel ve zihinsel potansiyelden yoksundur."
Nükleer yakıt üretmek muazzam pahalıdır ve tehlikelidir. Bu iş için gerekli olan sermaye, know-how ve teknolojik altyapı da mevcut değildir. Nükleer yakıt imalatı çok yoğun bir biçimde elektrik kullanımı gerektirir. Konutlar için yakıt bulmakta zorlanan Türkiye'nin böyle bir yatırıma girmesi pratik değildir.
Bu işin nükleer santral yapımını teşvik etmek amacıyla hazırlanan bir yasaya dahil edilmesi zor bir işi imkânsız hale getirmekten başka bir amaca hizmet etmeyecek.
İşte bir uzmanın görüşleri: "Nükleer santraldan elektrik üretimi barışçı olmalı ve gizli-kapaklı askeri amaçlardan arındırılmalıdır. Yakıt teknolojisi teşvik edilecek şeklindeki ifade taslaktan çıkarılmalıdır. Zira, yakıt teknolojisi hem çok pahalı hem de belalı bir konudur. Türkiye'nin kaldıramayacağı kadar külfetli bir iştir. Çok ayrıntılı değerlendirilmelidir."
Sanırım bu konuda hükümetin kamuoyuna bir açıklama borcu var.

Yarın: Elbistan'da değişik bir tava

mmunir@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kavgalı yolculuk
TÜRKİYE ile AB arasındaki ilişkilerde bu sene...
Çetin ALTAN
Mahalle kahvesine dönüşen dünya
Güneş doğmadan kalkanlar arasında, televizyon...
Melih AŞIK
Uzun lafın kısası
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini, akla gelen g...
Fikret BİLA
İlla cumhurbaşkanlığı diye bir iddiam yok
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazetelerin ve...
Hasan CEMAL
Artılar, eksiler!
Ecevit 'ekonomi'den ne anladı, ne de hoşlandı...
Güneri CIVAOĞLU
Kıbrıs simidi
Daha aylar önce bu köşede "Sonbahar İlerleme ...
Hurşit GÜNEŞ
'Cari açık sorun değil' lafı safsatadır
Herhalde meslektaşlarımızın son 2 yıl içinde ...
Doğan HEPER
Bir zamanlar Ecevit vardı
İNSAN; doğar, büyür ve ölür. Ama, "Her ölüm e...
Sami KOHEN
"Time-out" zamanı mı?
CAN Dündar'ın önceki akşam NTV'deki programın...
Metin MÜNİR
Nükleer silah - 3
Bir süre önce Enerji Bakanı Hilmi Güler'e, "N...
Hasan PULUR
"Çuvallayan İttifak"
TÜRK dış politikasının son elli yılda birkaç ...
Derya SAZAK
Doğuda sel
42 can alan sel felaketlerinin küresel ısınma...
Yaman TÖRÜNER
Hidrojen enerjisi oluyor gibi
Küresel ısınmanın hidrojen enerjisi sayesinde...
Güngör URAS
Ekonomi ve yolsuzluk ABD seçmeni için de önemli
Bush'un partisi Cumhuriyetçiler, salı günü ya...
Serpil YILMAZ
Antalya Valisi Yüksel Şefika anneye sahip çıktı
Yazın son günlerini Kaş yakınındaki Üçağız Ka...
M. Ali BİRAND
Komisyon, Türkiye'yi kolluyor
Avrupa Birliği yürütme organı sayılan Avrupa ...

© 2006 Milliyet