Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Deniz Akkaya örneği!

Deniz Akkaya "değiştirilmiş" görüntüsünü sindiremedikçe, aynadaki yüz yabancı kalmaya devam ettikçe hayatındaki hatalar silsilesi de sürecek!


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88


Bir üniversite hastanesinin bölüm başkanlarından bir profesörle tanıştım ve bu tatlı insanla sohbet ederken dedi ki; "36 yıldır bu ülkeye hizmet ediyorum. Çocuklarımı yabancı okullarda okuttum ama bu ülkeye hizmet etmeleri koşuluyla. Yalnız şimdi fena halde tereddütteyim, yoksa onları serbest mi bırakmalıyım?" Yani dediği şu ki, onca güvendiği ülkesi çocuklarını besleyebilecek mi?
Profesörün yanından ayrıldıktan sonra bankaya uğradım. Sıramın gelmesini beklerken müşteri temsilcisine kredi kartıyla ilgili sorununu anlatan bir hanımın konuşmalarına takıldım. 3 bin YTL'lik limitini taksitli alışverişle doldurduğu için "Bugün alışveriş yaparken sorun yaşadım" dedi. Müşteri temsilcisi de zaten limiti dolduğu için sorun yaşadığını anlatmaya çalıştı. Ama o hanım alışveriş yaparken değil, fazlasıyla alışveriş yaptığı için sorun yaşadığını anlayamadı.
Arkasından eşim BT Haber'deki köşesinde "2023'te nasıl bir cumhuriyet?" diye yazdı. Ve hepimizin elindekiyle yetinmek, bölünmekten korunmak, hayatta kalmak derdinde geleceği yaratmaktan uzaklaştığından dem vurdu.
Sonra Tuğçe Kazaz'ın Elele'deki röportajını okudum; "Ben gece dışarı çıkmayı, pahalı ayakkabıları, kıyafetleri, jeep'e binmeyi bir şey zannedip, bunlar için modellik yapıyordum aslında... Artık gidip bir çantaya 500 euro vermek istemiyorum" diyordu...
Aslında yazdığım bu şeyler beni tedirgin ediyor. Hepsi bir puzzle'ın parçaları gibi. İnsanların ülkelerinden -aslında kendilerinden- umutlu olmaması, ruhundaki eksik gedikleri marka ve eşya ile tamamlamak için ruhunu pazar ekonomisine satması...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Tuğçe arınıyor... Ya onun bir dönem idol gözüyle baktığı Deniz Akkaya? O da detoks kürlerine gidiyor ama hiç faydası yok. Gidip yine cip alıyor, bu kez cip soyuluyor...
Aradaki fark şu galiba, Akkaya geçmişindeki kemerli burunlu, baseni kalın, biraz sıradan genç kadından kaçtıkça "eşyanın tabiatı" da bu yapaylığa karşı geliyor. Her silikon operasyonundan sonra ya cipi yanıyor ya kaza yapıyor. Çünkü yüz gerdirterek ve meme kaldırtarak ruh gerilmiyor, daha da pörsüyor. Deniz kendini sindiremedikçe, aynadaki yüz yabancı kalmaya devam ettikçe hayatındaki hatalar silsilesi de sürecek. (Petek Dinçöz ağlaya zırlaya daha iyi detoks yapıyor... Onu da tebrik edelim.)
Deniz Akkaya'nın aynaya baktığında kendini gördüğü kişi gibi hissedemeyip hâlâ eski, "tamamlanmamış" hisseden ruhuyla yaşaması, pazar köleliğinin en âlâ örneği olarak yer etmeli akıllarda.
Umuda ihtiyacımız var. Ama umut maalesef sadece kendinizdeki potansiyeli değerlendirebilir olduğunuzda, "farkında" olduğunuzda doğacak bir enerji.
Erkekler de isyan etti, "Böyle marka takıntılı, kompleksli kadınlar istemiyoruz" dedi. Bir ülkede umudu yaratan "dişi sistem"dir. Ama ülkenin dişileri kendini "eksik" hissederken, erkekler "über", "metro", "getto" seksüeldi diye yolunu kaybederken, diyeceğim şu ki, asıl güveneceğiniz şey sadece kendinizsiniz, unutmayın...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Gidip bir aynaya bakalım mı? Belki umudu görürüz odaklanırsak.
İyi oyunlar herkese...

Erkek Köşesi!
Bir kadın neden alışveriş yapar?
Kadınlar doğaları gereği üretkendir. Fazlasıyla da güçlüdürler. Ama güç bazen başını koyacak omuz arar. Üretmesine, gücünü daima kullanmaktan yorulan bünyesine dinlenme imkanı sağlayacak ortam arar... Bu da günümüzde kredi kartı limitsiz erkeğe tekabül eder, ne yazık ki. Kadınlar önce o "limitsiz erkeği" elde edebilmek için donanırlar. Sonra da kendilerini kaybedip "limitsiz erkeğe bir limit koyabilmek için" aynı şekilde ha bire mühimmat toplamaya devam ederler. Velhasıl kadınlar kendi değerlerine aymadıkları için bu kadar alışveriş yapar. Onun duygusal ve zihinsel özelliklerini ne kadar yüceltirseniz, işte o kadar da kurtulurlar alışverişle telafi etmeye çalıştıkları paranoyalarından... Bilmem anlatabildim mi?

Öptüm sizi
  • Tamer Karadağlı gibi bir kocayı kimseye tavsiye etmem doğrusu... Geçenlerde Nişantaşı'ndaki kafelerden birinde, yan masada oturanların konuşmaları duyulmayacak gibi değildi; film festivalinde Tamer Karadağlı'nın kadınların ilgisini üzerinde toplayabilmek için nasıl can çekiştiğiyle ilgili dedikodu yapıyorlardı... İster doğru olsun ister abartı ama insanın kocası hakkında böyle konuşulması çok üzücü... Yok, öpmeyelim...
  • Bettina Hakko boşandı ya, "Hakko" soyadını kullanmaya devam edecekmiş. Ben de olsam aynını yapardım. Onun sebebi çocuklarıyla aynı soyadını taşımakmış. Benimki sadece gıcıklık da olabilirdi... Tabii sonra evleneceğim adamın soyadı daha güzelse onunkini kullanmaya da başlayabilirdim. Kadınların ne çok seçeneği var, ne güzel değil mi? Öpelim kendimizi...




  • CUMARTESİ
    Autoshow, Paris sokağına park etti
    2006'nın en iyi oyunları
    "Lezzet durakları için ana yoldan sapın"
    Kendine uygun grubu seç ve koşmaya başla
    ne var, ne yok
    En moda En yeni
    Yüzerken karnım aşağıya çekiyor!
    Erkeksi kadınlar





    Melis Alphan
    Cengiz Eren
    Ali Rıza Kardüz
    Cemal Saydam
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan
    Süha Umar

    © 2006 Milliyet