|
 |
|
|
"İstanbul'u, kedisini ve Galatasaray'ı; ama en çok karikatürü severdi"
Gürbüz Doğan Ekşioğlu "ustam, hocam, abim, dostum" diye andığı, geçen hafta kaybettiğimiz üstat Semih Balcıoğlu'nu yazdı: "Karikatürden başka bir iş yapmayacak kadar bu işe sevdalı, tutkulu ve saygılıydı"
Yıl 1983... 1. Simavi Uluslararası Karikatür Yarışması yapılıyor. Askerde olduğumdan katılamadığım için üzgünüm. II. Simavi Uluslararası Karikatür Yarışması'nda birinci olup Ankara'ya ödül törenine giderken yarışmanın kurucularından, jüri üyesi Semih Balcıoğlu ile şahsen tanışacağım için çok heyecanlıyım.
Beni çok samimi, sıcak ve güler yüzlü karşılayıp tebrik ettiğinde heyecanım geçmişti ve rahatlamıştım. Onunla ve hayran olduğum diğer jüri üyeleri ile birlikte aynı mekanda zaman geçirmek benim için rüya gibiydi.
Büyüleyici bir atmosfer
Sohbet sırasında çalışmalarımı profesyonel bir galeride sergileme arzumdan bahsediyorum. Bana Teşvikiye'de Edpa Sanat Galerisi'ni öneriyor. 1985 yılında ilk kişisel sergimin açılışına gelmesi benim için büyük bir onur oluyor. Sonraki yıllarda Semih Balcıoğlu jüri üyesi, ben katılımcı olarak yarışmalarda çok defa yan yana geliyoruz.
Beni o yıllarda oturduğu Suadiye'deki evine davet ediyor. Muhteşem eşi Emel hanımla tanışıyoruz. Aydınlık, deniz manzaralı, düzenli evinin duvarlarında dünyanın en önemli karikatür sanatçılarının orijinal eserlerini görmem benim için büyüleyici bir atmosfer. O yıllarda başlamış olan usta-çırak, hoca-öğrenci, ağabey-kardeş ve dostluk diyaloğu
22 yıl daha devam edecektir.
Güzel fıkra anlatırdı
Bilindiği gibi Semih Balcıoğlu dünyanın en önemli karikatür sanatçılarından biridir. Zaman zaman anlatırdı: Kayınpederi ile ilk tanışmasında, kayınpederi "Ne iş yapıyorsun?" diye sorduğunda "Karikatürcüyüm" diye yanıt veriyor. Kısa bir suskunluk sonrası kayınpederi tekrar soruyor: "Mesleğin nedir?"
O yıllarda karikatüristliğin meslek sayılmadığını ve karikatürcü olmanın ne kaar zor olduğunu bu örnekle anlatmak istemişti. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü'nü (Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) mezunu olduğu halde karikatürden başka bir iş yapmayacak kadar karikatüre sevdalı, tutkulu ve saygılıydı. Onun bu tavrı sonradan büyüyerek gelecek olan birçok başarısının da temeli olacaktır.
Eşinden ayrı olduğu zamanlarda "Emel" sözcüğünü çok sık kullanmasından onu ne kadar çok sevdiğini anlamak zor olmazdı. Çok fıkra bilirdi ve çok güzel anlatırdı. Kahkahasına etrafındaki herkesi ortak ederdi. Bulunduğu ortamı hemen şenlendirirdi. İstanbul'u, dostlarını, Mimar Sinan Üniversitesi'ni, Galatasaray takımını, kedisini, sigarasını çok severdi. Karikatürü ise belki bunların toplamı kadar severdi.
Bir kitap yayımlamanın çok zor olduğu günümüzde, günlük gazete çizerliğinin dışında sadece kendisi için, kitap konuları İstanbul, Göreme, oyun kağıtları, kırmızı, mavi gibi olan toplam 19 adet kitap yayımlaması, 49 ödül alması, 60 kişisel sergi açması olağanüstü bir durumdur.
Birçok kez öncülük yaptı
Türkiye Karikatürcüler Derneği'ni kuran üç önemli kişiden biridir. Çok defalar Karikatürcüler Derneği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sendikası genel başkanlığını yapmıştır. Mimar Sinan Üniversitesi tarafından "onursal doktor" unvanı verilmiştir. Devlet sanatçısıdır. Basın şeref kartı sahibidir, onun adına Semih Balcıoğlu Ürgüp Parkı vardır.
Çok kibardı, mütevazıydı, beyefendiydi, yardımseverdi, çok şık ve temiz giyinirdi, yakışıklıydı.
Üstün mizahi zekaya, şiir kadar akıcı ve güzel çizgiye sahipti. Yenilikçiydi, moderndi. Günümüzde dahi "Karikatür sadece kağıt üzerine, çini mürekkebiyle çizilir" tartışması yapılırken o yıllar önce Türkiye'de ilk defa seramikle üç boyutlu karikatür yapmıştır.
Gazetelerde yayımlanır olmanın dışında serigrafi ve gravür teknikleriyle büyük boy özgün baskı yaparak karikatürün sanat galerilerine, evlerin duvarlarına asılmasında öncülük yapmıştır.
Dört-beş yıl önceydi, Teşvikiye'deki evinde bir TV kanalı onunla röportaj yapıyordu. Bir ara Semih ağabey eline kalın bir flomaster kalem alarak İstanbul Boğazı manzaralı pencereye doğru gitti. Kalemle camın üzerine büyük ve geometrik binalar çizdi. Camın üstünde görünen, İstanbul manzarasına dahil oldu. "Güle Güle İstanbul" kitabına eklenecek yeni bir "kavramsal karikatür" ortaya çıkmıştı. Ortaya çıkan iş sanki Venedik veya İstanbul sanat bienallerinde yer alan işlerden biriydi.
Ona minnettarız
Semih Balcıoğlu'nun, karikatürün sınırlarını bu kadar genişletmesi onu devrimci bir sanatçı da yapıyordu.
Şimdi Ramiz, Cemil Cem, Cemal Nadir, Necmi Rıza, Altan Erbulak, Yalçın Çetin, Mıstık, Ferruh Doğan, Ali Ulvi, Nehar Tüblek, Oğuz Aral, Necati Abacı ve diğerleriyle çoktan karikatür sohbetlerine başlamıştır ve yine meşhur kahkahasını da atmaktadır.
Hava yağmurluydu, soğuktu ve ulaşım çok güç yapılıyordu. Buna rağmen cenaze töreni çok kalabalıktı. Ülkemizin önde gelen gazetecileri, yazarları, çizerleri, ressamları, müzisyenleri, tiyatrocuları onu son yolculuğuna uğurlamaya gelmişlerdi.
Ülkemizin aydınlanması, uluslararası alanda tanınması için ömrünün 63 yılını sadece karikatüre adamış büyük bir sanatçının son yolculuğuna devletimizin temsilcilerinin gelmemesi dikkatimi çekti ve üzüldüm. Acaba en az 50 yılda bir yetişecek nitelikte bir sanatçının cenaze töreni, başlangıcı ve bitişi iki-üç ay süren trafik kavşak açılış törenlerinden daha mı önemsizdi!
Semih Balcıoğlu'ndan sonraki kuşaklar olarak bugün karikatür adına bir şeyler yapabiliyorsak onun katkısını inkar edemeyiz. Ona minnettarız. Ailesine, dostlarına tekrar başsağlığı dilerim. Ruhu şad olsun. Nur içinde yatsın.
Ünlü fırçalardan Semih Balcıoğlu
|
|
|

|