|
 |
|
|
AB gözüyle Türkiye
AB İlerleme Raporu'nun satır aralarında töre cinayetleri ve intiharlarından kadın sorunlarına kadar bir dizi tespite yer verildi. Azınlıklar ve asker konularında sert ifadeler kullanıldı
Utku Çakırözer - Ankara
AB Komisyonu tarafından önceki gün açıklanan İlerleme Raporu, eğitim ve kamu olanaklarını "anadil" ile edinme gereğinden yolsuzlukla mücadeleye, askerlerin neleri konuşması gerektiğinden 50 binin üzerinde nüfusu olan her belediye bölgesine kadın sığınma evi kurulması önerisine kadar Türkiye'nin birçok sorunuyla ilgili tespitlerde bulunuyor.
AB Komisyonu'nun Türkiye'nin sorunlarına bakışını yansıtan raporun satır aralarından ortaya çıkan Türkiye manzarası şöyle:
PKK bilançosu raporda
Türkiye'nin terör konusundaki hassasiyetini anlamaya başlayan AB, bu yıl da PKK'nın "terör örgütleri listesi"nde olduğu vurgusunu yaptı. Komisyon, Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılan değişikliklerin eleştirildiği bölümde bile bu düzenlemelerin "terörizmdeki tırmanışa yanıt olarak çıkarıldığı" vurgusunu yapmayı ihmal etmedi.
İç Hizmet Kanunu
Sivil-Asker ilişkileri alanında sınırlı ilerleme sağlandığı ve TSK'nın "siyasi etki yapmaya devam ettiği" tespitini içeren raporda, daha önceki raporlarda olduğu gibi TSK İç Hizmet Kanunu'nun orduya geniş hareket sahası sağladığı vurgulandı.
Askere konuşma sınırı
Kasım 2005'te hükümetin kabul ettiği yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin "parlamentoda görüşülmediğine" işaret edilen raporda, ulusal güvenlik stratejisinin oluşturulmasında sivillerin denetim işlevlerini tam olarak yerine getirmeleri talep ediliyor. Askeri yetkililerin Kıbrıs, laiklik, Kürt sorunu ve Şemdinli olayları gibi iç ve dış meselelerde konuşmalarını eleştiren rapor, "ordunun açıklamalarının savunma ve güvenlik konularını ilgilendirmesi ve sadece hükümetin yetkisi altında yapılması"nı istiyor.
EMASYA'yı öğrendiler
Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında 1997'de imzalanan Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) protokolünü ilk kez gündeme getiren AB, bu protokolün orduya, sivil makamların talebi olmaksızın iç tehdit hakkında istihbarat toplama yetkisi ve iç güvenlik konularında operasyonlar yapma olanağı verdiğini vurguluyor.
Şemdinli sitemi
Şemdinli bombalaması konusunda TSK'yı eleştirmekten kaçınan raporda, iddianamesinde yüksek rütbeli komutanlara ilişkin suçlamalara da yer veren Ferhat Sarıkaya'nın savcılık görevinden azli eleştirildi. Raporda, bu kararın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bağımsızlığına ilişkin soru işaretleri doğurduğu ileri sürüldü.
'İsyan' nitelemesi
Mart ve nisan ayında Diyarbakır'da yaşanan olaylar için "ayaklanma, isyan" anlamına gelen İngilizce "riot" sözcüğünü kullanan Komisyon, 700'den fazla kişinin tutuklandığı ve kötü muamele vakalarının bildirildiğini belirtti. Olayların "Güneydoğu'da insan haklarının durumu konusunda özel kaygı uyandırdığı" yorumu da yapıldı.
Başkansız İnsan Hakları
İnsan haklarıyla ilgili kurumsal çerçevenin düzeltilmesi istenen raporda, İnsan Hakları Başkanlığı'nın bir yıldan fazla süredir başkansız olduğuna dikkat çekiliyor. Sivil toplum kuruluşlarıyla hükümet temsilcilerini bir araya getiren İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun da Ekim 2004'ten bu yana faaliyetinin olmadığı belirtiliyor.
Polisler cezasız
İşkence ve kötü muamele vakalarında azalma eğiliminin sürdüğünün kaydedildiği raporda, verilen mahkûmiyet kararlarında artış olmasına rağmen suç işleyen kamu görevlilerinin cezasız kalmasının endişe kaynağı olduğu vurgulanıyor.
Raporda bu kez Alevilere 'azınlık' denilmedi
'Azınlık olarak sayılabilecek başka topluluklar da var'
Türkiye'nin, sadece Lozan Antlaşması'yla belirlenen gayrimüslim topluluklar olan Ermeniler, Rumlar ve Yahudileri "azınlık" olarak kabul ettiğinin belirtildiği raporda, isimleri verilmeksizin "Türkiye'de ilgili uluslararası ve Avrupa standartları çerçevesinde azınlık olarak tanımlanması mümkün olabilecek başka topluluklar da vardır" ifadesi yer aldı. Bu bölümde Süryanilerin mülkiyet konusundaki sıkıntılarına değinilmesi dikkat çekti.
Din hanesi vurgusu
Nüfus cüzdanlarında hâlâ din hanesinin bulunmasının "ayrımcı" ve endişe verici bir uygulama olduğunun belirtildiği raporda "Ekümenik" (evrensel) olarak nitelenen Fener Rum Patriği'nin dini unvanının kamusal alanda kullanımının yasak olması ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı olması da eleştirildi.
Aleviler için önceki yıllarda kullandıkları Türkiye'de rahatsızlık yaratan "azınlık" ifadesini bu kez kullanmayan Komisyon, Alevilerin ibadethane ve eğitim konusunda ayrımcı uygulamalarla karşı karşıya kalmaya devam ettiğini vurguladı.
'Kürtçe televizyon yok'
Ulusal yayın yapan hiçbir kanalın Kürtçe yayın için başvurmadığının belirtildiği raporda, Diyarbakır'da izin verilen iki yerel televizyon kanalının da yayınların Türkçeye çevrilmesi ve Türkçe altyazı konması zorunluluğu nedeniyle teknik zorluk yaşadığı belirtildi.
Raporda Kürtçe kursların da kapatıldığı ileri sürüldü. Bir Kürt derneğinin Kürt arşiv, müzesi ve kütüphanesi oluşturma isteği nedeniyle kapatılmasının ve siyasi partilerin Türkçe dışında dil kullanmalarına izin verilmemesinin eleştirildiği raporda Siyasi Partiler Yasası'nın AİHM içtihatları doğrultusunda değiştirilmesi istendi.
Sığınma evleri
Aile içi şiddete maruz kalan kadınlara yönelik sığınma evlerinin artırılması istenen raporda, Yerel Yönetimler Kanunu'na göre nüfusu 50 binin üzerinde olan tüm belediyelerin sığınma evi sağlamakla yükümlü olduğu hatırlatıldı. Kadınların parlamento ve yerel yönetimlerdeki temsil oranındaki düşüklük ve işgücü piyasasına hâkim olan ayrımcılığın devam ettiği de vurgulandı.
'Töre intiharı'
Töre cinayetleri ve aile baskısı sonucu meydana geldiği belirtilen "kadın intiharları"nın özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde devam ettiğinin belirtildiği raporda, "bu intiharların Güneydoğu'da yeterince soruşturulmadığı" tespitine yer verilmesi dikkat çekti.
Eşcinsel hakları
Türkiye'de sivil toplum örgütlenmesinde çeşitlenmenin arttığı, 80 bin dernek ve yüzlerce oda-sendikanın bulunduğunun kaydedildiği raporda, eşcinsel derneklerinin de geçmişte olduğundan daha az güçlükle karşılaştığına dikkat çekildi.
|
|
|

|