|
Okyanus transatlantiklerinde evrensel enstitüler kurulsa
Bugün Gazi'nin ölümünün 68'inci yıldönümü. "Kışla" parfümlü siyaset ile, "Cami" parfümlü siyaset kutuplaşmalarındaki keskinleşmenin de; medyaya yansıyacak taze görüntü ve olaylarla biraz daha somutlaşacağı bir gün...
***
Türkiye'nin el falı, "onlar-biz" ayrımı içindeki politik çatışmaların; 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de, -bir türlü "gelişmiş"liğe terfi edememişlik yüzünden- çalkantılı ve acılı fırtınalardan kurtulamayacağını göstermede...
Buna isterseniz, "çağdaşlaşma"ya karşı, sürekli "ekşi boza" olma da diyebilirsiniz.
***
Geceleri saat 20-22 arasında, Göztepe'den kalkıp Avrupa yakasına geçmek için İstanbul trafiğinin; ne bayrak direklerini, ne minareleri yükselmekle de düzelmeyen cehennemine düşmekten ne kadar sakınsam; bazen cehennemi paylaşmak kaçınılmaz oluyor...
***
Bir yanda gecenin karanlık ortamında yayılıp gitmiş binlerce, yüz binlerce, milyonlarca pencere ışığı; bir yanda karşı yönden gelen araba farlarının afallatıcı ışık seli; bir yanda gidiş yönündeki bir arabada, çarmıha gerilmiş bir İsa gibi, boynu bükük kalakalmışlık...
***
Sık sık İstanbul'a da gelen, o koskocaman beyaz turist gemilerinden 5-10 tanesinde evrensel enstitüler kurulsa...
O enstitülerden birinde isteyenlere, -limanlara da uğraya uğraya- 6 ay sürecek bir yolculukta İngilizce öğretilse...
***
Bir başka transatlantik enstitüsünde; okkanın altına gitmiş ülkelerde, çağdışı kalmışlığın kimlerin işine yaradığı şeffaflaştırılsa...
Ve bu alanda, Prof. Dr. Eser Karakaş, Prof. Dr. Ahmet İnsel benzeri, çeşitli ülke uzmanları, yeni ve evrensel beyinler yetiştirse...
***
Şeffaflık dışı kalmış ülkeler karambollere sürüklenirken; ekşi boza olmaktan kurtulmak için, şeffaflığı benimsemeyi yeğleyen ülkeler de; muhtaç oldukları uzmanları, yüzen enstitülerden bulup alabilse...
***
Bir enstitü transatlantiğinde, 20-25 yaş arası piyanistleriyle, kemancıları; bir başka görkemli transatlantikte deniz ticaret hukukçuları...
Dileyen ülke, kurum ve şirket; politik koşullanmaların dışında yüzen o özel gemilerdeki, her alanda en üst düzey değerlerden yararlanabilse...
O gemilerden yetişen genç kadrolar da, genç kuşaklara yeni modeller oluştursa...
***
Bir türlü akmayan bir trafik hengamesi içinde, arabada sağa sola bakınırken, ne gemiler geçmiyor ki hayallerimin içinden...
***
O gemilerden biri, milyarlarca insanın her gece gördüğü rüyaları, ekranlara yansıtma ve kayda alma aşamasını gerçekleştirse...
Ve rüyalar da, kan grupları gibi, gruplara ayrılsa...
Sonra da, hangi rüya grubu kadınlarının, hangi rüya grubu erkekleriyle daha mutlu olacağı saptansa...
***
Bir anda ne ülke, ne devlet, ne ulus kalırdı ortalıkta...
Ülkelerde Hazine'den geçinmeli kesimlerin de, elleri böğürlerinde kalırdı.
Silah üreticileri ne halt edeceklerini bilemez; savunmacı kasketler, kimleri kimlere karşı savunacaklarını şaşırırlardı.
***
Doğrusu harika bir, 21. yüzyıl cümbüşü olur, eski kalıpların sürmesini isteyen statükocuların tozu havaya savrulurdu.
AB üyeliği konusunda, kitlelerin "yaşam kalitesi" düzeyine boş verip, "onur, gurur, haysiyet, şan, şeref, vakar" davullarıyla dolaşan, tuzu kuru bazı emekli diplomatlarımız da, çitilendikten sonra bir türlü kurumayan çarşaflara dönerlerdi.
***
Bakalım Irak'ta, Lübnan'da, Filistin'de, Afganistan'da, daha kaç bin kişi ölecek?
Ve bakalım çöküntüye uğrayıp, muslukları koparılmış eski Osmanlı çeşmelerinden ne zaman şakır şakır sular akacak?..
***
Kilitlenmiş bir trafikte, değişik gemiler yüzdürerek, buzlanmış beyin menzillerinin dışında hayaller kurmak da, fena olmuyor hani...
Gün gelir daha şeffaf bir dünya özleyenler hayale dönerken; hayaller de, hakikate dönüşür bakarsınız.
Neden olmasın?
"Olmaz, olmaz" deme... "Olmaz", olmaz...
c.altan@prizma.net.tr
|
|