|
Sabancı'nın CEO'su, hatayı teşvik ediyor!
Dördüncü'ye göre Türkiye ve Brezilya gibi çocuklarına hata yapma toleransı tanımayan toplumlar, yenilikçilikte de geri kalıyor
Türkiye'nin rekabetçi gücünü arttırabilmesi için izlenmesi gereken yol nedir? Rekabet gücü oluşturan etkenler arasında inovasyon (yenilikçilik) ne kadar önemlidir? En çok patente sahip olan kuruluşa en yenilikçi kuruluş diyebilir miyiz?
Demir-çelikten ilaca, seramikten lojistiğe, müteahhitlikten hazır giyime değişik sektörlerin temsilcileri ve TÜSİAD'ı bünyesinde bulunduran Sektörel Dernekler Federasyonu SEDEFED ile Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu'nun düzenlediği Rekabet Kongresi'nde bu sorulara yanıt arandı.
Yurtdışından gelen yabancı konuşmacıların da değerli katkılarda bulundukları kongrede ortaya çıktı ki inovasyon, Türk sanayii için geçici bir rekabet avantajı değil, kalıcı bir yaşam tarzı olmak durumundadır. Ve patent fakiri Türkiye için sevindirici bir saptama: En çok patente sahip olmak, en yenilikçi olmak anlamına gelmez.
Ürün mü, iş modeli mi?
Rekabet Kongresi'nin Türk konuşmacılarından Borusan Holding'in CEO'su Agâh Uğur'a göre yenilik, ille de bir fikrin ürüne ya da servise dönmesi değildir. Çok küçük küçük yenilikler, önemli kârlar tasarruflar sağlayabilir. Başarılı olan şirketler incelendiğinde, yepyeni ürünlerden çok, basitleştirilebilmiş iş modelleriyle başarının yakalandığını görürsünüz.
Küçük şirketlerde kişi başına alınan patent sayısının, büyük şirketlerdekinden 13 kat fazla olduğu halde, patentli ürünlerin büyük şirketler tarafından üretilmesinin nedeni de budur. Küçük şirketlerin, aldıkları patentleri uygulayabilecek basit iş modelleri olmadığı için yaratıcılıklarını, kendileri ürüne dönüştürememişlerdir.
Sabancı Holding'in Brezilya, Arjantin ve Amerika'daki şirketlerinde uzun yıllar çalışmış olan şimdiki CEO Ahmet Dördüncü de, inovasyonla ilgili kayda değer bir tespit yapıyor:
Toplumların kültürleri
"İnovasyonun temelinde yatan çok önemli bir şey var: Kültür. Mümbit bir toprakta yetişen meyve kıraç topraktakinden ne kadar farklıysa, hataya izin veren bir kültürden gelen insanların inovasyona yatkınlığı da, hatayı cezalandıran toplumlarınkinden o kadar farklıdır.
Brezilya, Arjantin ve Türkiye arasında bu anlamda fark yok. Bu 3 toplumun kültürlerinde de hatayı cezalandırma ve baştan koşullandırma var. Amerika'da ise ailelerin çocuklarına tanıdıkları hata yapma toleransını gördüm. Hata yapmaktan övünç duymayın, ama korkmayın."
Başarısızlığa prim!
Dördüncü'ye göre çocuklarımızı, hatalarından bir şeyler öğrenmelerine izin verecek şekilde yetiştirebildiğimiz ölçüde, yenilikçilik ülkemizde de serpilebilir. Bunun için de en önemli görev önce ailelere, sonra da öğretmenlere düşüyor.
ARGE Danışmanlık'ın sahibi Yılmaz Argüden de çarpıcı bir örnekle Dördüncü'ye destek verdi:
"ABD'de yeni bir fikre para yatıracak olanlar, fikri geliştirenin CV'sine de bakarlar ve daha önce bir işe girişmiş ve başaramamış olduğu CV'sinde yazılıysa ekstra artı puan sayılır. Bizdeyse denemiş ve başaramamış olan kişiye beceriksiz damgası vurulur ve bu damga o kişiye hayat boyu sadece ekonomik değil, sosyal olarak da yapışır."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|