|
Hem Atatürkçü, hem AB düşmanı olunmaz
Kendilerine "Katıksız Atatürkçü" etiketi yapıştıranlara hayret ediyorum. Bu kişiler, Atatürk'ün etiketi sayesinde istedikleri gibi konuşuyor, hatta Atatürk'ün hedeflerini dahi, kendi çıkarlarına göre değiştirebiliyorlar. Öylesine bağırtı yaratıyorlar ki, etraftakiler korkup pısıyorlar. Atatürk'ün "bağımsızlık" sloganını abartılı şekilde kendilerine slogan yapıyorlar. Avrupa Birliği projesini ellerinden geldiğince yerden yere vuruyorlar.
Peki Atatürk ne isterdi?
Benim hiçbir kuşkum yok.
Atatürk, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasını isterdi.
Atatürk için önemli olan, laik bir Türkiye yaratmak ve bu Türkiye'nin de Batı dünyasının içine girmesiydi. Yani, başka seçenek aramaması, İslamcılar'la ortaklık kurulmamasıydı.
Buna itiraz edebilecek bir kişi var mı?
Lütfen cevap verin...
Hiçbir bağımlılığı kabul etmeyeceksiniz, hem Batı'yı reddedeceksiniz, hem de laik-demokratik olacaksınız.
Lütfen, bu toplumu bu kadar basitleştirmeyin.
Şimdi gelelim, kendilerine Atatürkçü etiketi takanların bir başka iddiasına: Avrupa'nın her dediğini kabul ediyoruz...
Etmeyin, efendiler. Avrupa ne derse onu yapmayın. İtiraz edin, hakkınızı savunun. Yeni öneriler yapın. Siz hareketlenmediğiniz sürece, doğan boşluğu başkaları dolduruyor.
Atatürk bize çok hoş bir miras bıraktı.
Lütfen, onu kullanıp bu güzelim mirası mahvetmeyelim.
* * *
BU RAPORUN NESİNE İTİRAZ EDEBİLİRİZ?
Avrupa Komisyonu'nun raporu okudunuz mu?
Eğer okudunuzsa, hangi noktalarına itiraz edebilirsiniz?
Bu iki soruya ben yanıt vermek istiyorum.
Örneğin, reformların yavaşladığına itirazımız olabilir mi?
Hayır, reform süreci yavaşladı. Daha önce gösterilen performans ile bu yılki performans aynı mı?
Söz konusu değil.
Yavaşladık. Seçim sürecine girilmesi etkilemiş olabilir. Ancak, geneline baktığımızda, bizler de durumdan memnun değiliz.
Fikir özgürlüğü ile ilgili eleştiriler yanlış mı?
Hayır, değil.
Kadın haklarıyla ilgili noktalar yanlış mı?
Değil.
301 ile iligili cümleler mi bizi rahatsız etti?
Hayır. Aynı eleştirileri Türk basınında da okumuyor muyuz?
Avrupa Komisyonu'nun İlerleme Raporu abartılı değil. İçinde bazı bölümleri abartılı görebiliriz. Eğer abartı varsa, itiraz edebilir veya reddedebiliriz. Ancak ne olursa olsun, tümüne bakıldığında fazla şikayetçi olamayız. Bütün bu eleştirileri bizler de yapmıyor muyuz?
İlginçtir, toplum olarak dışardan gelen her türlü eleştiriye karşı çıkıyoruz. Aynı eleştirileri kendi kendimize yaptığımızı unutuyoruz. Bizi başkalarının eleştirmesi rahatsız ediyor.
Artık bunlara alışmamız gerekiyor.
Eğer biz rahatsız isek, başkalarının rahatsızlığını da kabullenmeye alışmalıyız.
Uluslararası ilişkiler bir santranç oyunu gibidir. Ayrıntılarda kaybolunmaması gerekir. Eğer bir fırsat kaçırıldıysa, yenilerine bakılmalıdır. Kaçmış fırsatların hesabını sormak yerine, yeni fırsatları değerlendirmek gerekir. Eski hesaplar unutulmamalı, ancak hep ileri bakılmalı.
Bugün belki tren kazasından kurtulundu; ancak aralık ayına kadarki dönemde çok ince bir ayar gerekiyor. Oyunu iyi oynayabildiğiniz taktirde, sonunda mutlaka kazanırsınız.
Avrupa Komisyonu'nun Türk düşmanı olmadığı, ilişkileri rayında tutmak için çaba harcadığı ortaya çıktı. Özellikle de üye ülkelerin iç politikalarından kaynaklanan oyunları engellemeye çalıştığı anlaşıldı. Türkiye projesinin serseri bir mayına kurban olmasının önüne geçti.
Şimdi, bundan sonrasına bakalım.
Önümüzde 4 hafta var. Eğer Türkiye, bu süre içinde akıllı davranırsa, önündeki engeli atlayabilir. Unutmayalım ki, bu çok uzun süreli bir maratondur. Her gün yeni sorunlarla karşı karşıya kalınacak. Her gün yeni krizlerle mücadele edilecek.
Bırakmamak gerekiyor.
Aksine, üstüne gitmeliyiz. Haksız olduğumuz noktalarda karşı çıkmak yerine, haklı olduğumuz noktalarda ısrar etmek ve kendinimizi anlatmak zorundayız.
Uluslararası oyun böyledir. Ateşi veya tekerleği yeniden keşfetmeye kalkmayalım.
Göreceksiniz, Aralık ayında da tren kazası yaşanmayacak. Müzakerelerin tümü askıya alınmayacak. Belki 2-3 bölüm durdurulacak ve zaman kazanılacak. Genel seçimlerin sonuna kadar bu tansiyonu yaşayacağız. Sonrasında yeni bir oyun sahnelenecek. Önemli olan, Türkiye'yi yönetenlerin ne istediklerini iyi bilmeleridir. Gerisi, emin olun boştur…
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|