|
 |
|
|
Ruhum Selçuk'ta kaldı
Artık beni kimse bir günlüğüne Selçuk'a götüremez bir daha. Her yeri sindirerek görmek istiyorum, ruhum gerilerde kalmasın istiyorum. Efes'i de, Pamucak'ı da, St. Jean'ı da hakkıyla göreyim diyorum
fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Turlarda Selçuk araya bir günlüğüne sıkışır mutlaka. Yarım gün Efes, yarım gün diğer yerler, "şöyle bir" görülür çıkılır. Bir nevi fragman, bir nevi hızlandırılmış kurs, bir nevi "en iyi kitapların özeti" tadında...
Ben "sırt çantasıyla gezen turist" ruhumu hiç kaybetmedim. Mümkün mertebe dönüş tarihi bana bağlı geziler ve kader rüzgarlarının önüme çıkarttığı otel ve lokantalarda bulunmaktan büyük zevk alıyorum. Gittiğim yerler hakkında okuyorum, mutlaka orayla özdeşleştirebileceğim bir roman bitiriyorum, çoğunlukla telefon defterime orada yaşayan birkaç ailenin ismini not etmiş oluyorum.
Yapacak çok şey var
Otobüse doluşan turistlerin Selçuk'u tadında bir yarım sayfam var. Yani çok büyük bir ustalıkla "İsa Bey Camii'ni, St. Jean'ı, Meryem Ana'yı, Yedi Uyuyanlar'ı, Efes'i, aman mutlaka Yamaç Evleri'ni, müzeyi, çinicileri, Pamucak sahilini ve Buharlı Tren Müzesi'ni gezdim; Amazon Restaurant'da harika bir yemek yedim" diye anlatabilmem gerekiyor.
Ben bunu beceremiyorum. Hele konu Selçuk olunca; neresini anlatayım, hangi tarihi bilgiyi sıkıştırayım... Selçuk'taki üç günümün "duygu özetini" yapayım en iyisi: Kaybolmuşluk!
Zamanlar, mekanlar, bilgiler arasında kaybolmuş gibiydim. Tanıştığım yeni dostlarımın rüzgarına kapıldım. İsa Bey Camii'nin son derece aydınlık imamıyla saatlerce sohbet ettim. Meryem Ana'nın Hintli rahibini de sevdim; aksi görünmesine karşın altın kalpli bir adam.
Bütün dertleri unuttum
Selçuk'a yerleşmiş Amerikalı Janet hanımı çok sevdim. Ölen arkeolog kocasının vasiyetiyle Selçuk'a gelen ve araştırma yapmak isteyen arkeologlar için bir seminer merkezi açan Janet hanımın küçük piyano resitaline bile konuk oldum.
Yani "her yerin ortasında" duran Selçuk'ta, yeni insanlar ve binlerce yıllık geçmişle birlikteydim. Bütün dertleri unuttum. Ne yetişecek bir yerim vardı ne kaçırılmaması gereken bir turum. Bazen taşlara dokundum, bir baktım saatler geçmiş; bazen insanlarla sohbete oturdum, bir baktım koca günler devrilmiş... Yani ben Selçuk'ta kayboldum.
Ne yapılır?
Bir zamanların liman kenti olan Efes'te mümkünse iki gün geçirin. Hadrianus Tapınağı, Sütunlu Cadde, Celsus Kitaplığı, Yamaç Evleri... Görülecek çok yer var. Ayrıca çok hüzünlü. Şatafatlı hayatlar nasıl son bulabiliyor, doğa ne büyük bir güç, onun kurallarına nasıl da uymamız lazım; buna benzer çok şey düşündüm. St. Jean Kilisesi ve Artemis Tapınağı'nı kaçırmayın. Muhteşem. Ayrıca tepeden Selçuk'u da seyretmek mümkün.İsa Bey Camii 1374'te inşa edilmiş. Hâlâ ibadete açık.Meryem Ana Evi Bülbül Dağı'nda. Rivayete göre MS 48'de burada ölmüş ve ölümünden önceki 11 yıl burada yaşamış. Kilisede pazar günleri ayin var. Hava güzelse dışarıda yapıyorlar.Yedi Uyuyanlar, Meryem Ana Evi'ne çok yakın. Efsaneyi bilirsiniz...Buharlı Tren Müzesi çok güzel. Bir vatandaş olarak idarecileri kutluyorum.Efes Arkeoloji Müzesi muhteşem. Mutlaka ziyaret edin, uzunca vakit ayırın.Keçi Kalesi'ni ziyaret etseniz de olur etmeseniz de.Selçuk pazarına bayıldım. Bir sürü meyve-sebzeyle doldurdum arabayı.Selçuk'un sahili Pamucak. Yaz aylarında tatilcilerle dolu. Çadırcılar da çok geliyor.
Bir de su oyunları parkı var. Bu mevsimde yürüyüş yapmak için çok güzel.
|
|
|

|