Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bugün fuarın son günü


yural@milliyet.com.tr

Bu yılki TÜYAP Kitap Fuarı'nda standlara bakınca, yayıncıların aldığı yönelim ve yine bu doğrultuda ürettikleri kitaplar, diğer ürünlerin önüne geçmiş ve masaların üzerinde sere serpe sergileniyor. Kitap yayıncılığı bir idealden uzaklaşıp; salt para kazanmak için yapılan bir biçime dönüşünce, pazarlamacıların her zaman önemle vurguladığı o bilinen üç köşe; çocuk, kadın, spor okuru kitlesi, sanatın, seçiciliğin, özenin ağırlıkta olmadığı, genel geçer ürünlerle dolarak rafları ve vitrinleri fuarda olduğu gibi doldurmaya başlıyor.
***
Elbette geniş okur kitlelerine seslenen yayın alanlarını seçmek yayıncının en doğal hakkı. Ayrıca yayınevlerinin ayakta kalması için de şart. Ama burada önemli olan, genel geçer ürünlerden daha çok nitelikli ürünlere, satışı zor da olsa özgün eserlere yer verilmesinin önemsenmesi. Bunu yaparken de yayıncının sorumluluk duygusunu eksiltmeden, etik değerleri kenara itmeden, yalnızca bu üç alanı değil, bütün alanlarda da aynı sorumluluğu duyumsayarak; çocukta şiddeti, dili, psikolojiyi, pedagojiyi atlamadan, ki sporda da öyle, kadında ahlaki değerlere, kadının özlük, eşitlik haklarına, annelik duygularına saygı göstererek onu hiçbir biçimde meta olarak kullanmadan yayıncılığı yapıyor olmak. Bunlara kötü örnekler vermek gerekirse sizlere yüzlerce ürün ve yayınevi adı sayabilirim.
***
Elbette bu söylediklerim yalnızca yayıncılar için geçerli değil. İnsan için üretilen her şey için geçerli ve gözetilmesi gereken bir etik kural. Bugün bakkal dükkânlarında 100 krş'a da çikolata satılıyor, 3 YTL'ye de. Bakkallarda satılan çikolataları marketlerde göremiyorsunuz: Şekerlemeleri, sakızları, daha pek çok şeyi. Bazen kurt-koyun-saman bilmecesinde olduğu gibi bakıyorum çocuklarla ilgili üretilen pek çok şeye. Ve kendi kendime soruyorum: "Bakkalda satılan çikolata ya da sakız nasıl bir maddeden ve nerede yapılıyor ki bu kadar ucuz olabiliyor?"
***
"Çok az kârla insanlar bu işi neden yapıyor?" diye düşünürseniz, kötü, ucuz ürünlerin satışlarının iyi ürünlerden birkaç milyon adet daha fazla olduğunu görürsünüz. Peynirde çikolatada, sakızda, hatta cipslerde bile. Adını sanını, nerede üretildiğini bilmediğimiz öylesine çok ürün var ki piyasada, bunları ancak Anadolu'ya gittiğinizde halk pazarlarında görebilirsiniz. Ucuz olan her şey niteliksiz anlamına gelmez. Ama niteliklidir anlamına da hiç gelmiyor. Özellikle kitapta üretimi belirleyen şeyler bellidir: Kitapta kâğıt, baskı, cilt dış özellik; kitabın içeriği, yazarı, çizeri, editörü, düzeltmeni de iç özellik. Bunları eksiltmeye başladığınız zaman, ürettiğiniz kitap kalitesini kaybetmeye başlıyor. Örneğin editörü çıkardınız, düzeltmenle yetindiniz, çizere gerek görmediniz, internetten ya da eski bir dergiden kestiğiniz bir resmi telif haklarını da görmezden gelerek kapak yaptınız. Geriye yazar parası kaldı: "Şimdi durup dururken yazar parası da nerden çıktı? Ben birini bulurum, sekiz-on çeviri kitabını bir masaya koyar, hepsinden ikişer sayfa sırayla alarak kendim yeni bir kitap yaparım. Yazar nasıl olsa ölmüş gitmiş, eseri 'Yağma Hasan'ın böreği'. Kitabın içine de çevirmen yerine derleyen yazarım, oldu bitti. Yalnız matbaa parasıyla bu kitabı çıkarır, enayi gibi tasarımcıya, grafikere, çevirmene, editöre, düzeltmene para vereceğime bunları vermem, kitabımı da hepsinden ucuz satar, standımın üstüne de, 'Ne alırsan 2 YTL' yazar, hepsinden de daha çok kitap satarım. Çocuk kitabı da yaparım, kadın kitabı da, taraftar kitabı da, spor kitabı da. Keyfime kimse kâhya olamaz!"
***
Çikolatanın da içinden ve dışından pek çok şeyi alır, ya da esirgerseniz ucuz üretebilirsiniz. Ama ucuza ürettiğiniz çikolata değildir. O başka bir şeydir. Ben bu ürünlerin; kitapların, çikolataların, sakızların, hatta peynirlerin sağlıksız ürünler olduğunu düşünüyorum. Özellikle besin maddeleriyle ilgili sık sık televizyonlarda nerelerde, nasıl, hangi hammaddelerle üretildikleriyle ilgili haber programları görürüz. Hemen kendimize gelir, ürünümüzü değiştiririz. Aradan birkaç gün geçer, unutur, yine aynı ürünleri almaya başlarız. Sokaktan, ucuz diye aldığımız korsan kitaplar gibi. Koyunu kurttan, samanı koyundan koruyarak karşıya geçirmenin yolunu unutur, kendi kendimize, "Nasıldı bu bilmece? Önce samanı mı geçiriyorduk, yoksa kurdun ne yaptığını mı düşünüyorduk?" demeye başlar, sonra da samanı hiç yanımıza almayarak sorunun içinden çıkmaya çalışırız. Yani görmezden, bilmezden gelerek...
***
İşte öylesine özensiz, telifsiz, derme çatma, niteliksiz çocuk kitaplarıyla dolu ki kitap fuarı, bin tane Ömer Seyfettin, 100 tane Ziya Gökalp, 500 tane Tolstoy romanını 100 sayfadan tutun da 500 sayfaya kadar varan roman çeşitliliği içinde görebilirsiniz. Sırf "100 Temel Eser"in arkasına saklanarak klasikleri yayınlayan yayınevi var. Hatta bundan önceki iş alanları tekstil ve inşaatçılık olan, bugün de aynı işleri sürdürürken, "Bu işte çok para var!" diye yayıncılık yapan yayınevleri var. Bu fotoğrafı daha yakından görmek isterseniz, bugün son gün, yayıncılığımızın, özellikle çocuk ve çok satan kitaplar yayıncılığımızın nereye gittiğini görmek için TÜYAP Kitap Fuarı'na gelmelisiniz.



PAZAR
"Orhan Baba hâlâ neyse odur, bir yanlış yapmamıştır"
Madrid'in Madonna'sı
"Bu romanda salaklık egemen!"
"İstanbul'u, kedisini ve Galatasaray'ı; ama en çok karikatürü severdi"
12 ilde 19 kulüp var, bu sporu bilen yok
Aramızda dolanan hayaletler
Önce can sonra canavar
Şiddete yolculuk: Bilgisayar oyunları
Akreplerin önümüzdeki yılı
İyi bir İtalyan nasıl olur?
Değişen Moskova
Savunma sisteminizi güçlendirin
Bağımsız 25'likler Partisi
Ruhum Selçuk'ta kaldı
Bugün fuarın son günü
Kadehle şarap bayramı!





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet