|
Milli Eğitim Şûrası mı, Katsayı Şûrası mı?
17. Milli Eğitim Şûrası, önümüzdeki haftaya damgasını vuracak. Pazartesi başlayıp hafta sonuna kadar devam edecek olan şûranın resmi gündemi, ortaöğretimden yükseköğretime geçiş, yönlendirme ve AB'ye uyum süreci. Gizli gündem ise Türkiye'yi önceki yıllarda krizin eşiğine getiren, ÖSS katsayıları...
AKP, seçime, katsayı sorununu çözmüş olarak gitmek istiyor. Bu konuda tabanından büyük tepki var. Sorunun çözülmemesi halinde, imam hatip liseleri gibi diğer meslek lisesi mezunları da AKP'ye küsmekle kalmayıp sandığa da gitmeyecek. Parti kurmaylarını tedirgin eden de bu. Anne babaların olaya bakış açıları da öğrencilerden farklı değil.
Peki Türk Milli Eğitimi'nin en yüksek danışma organı olan Milli Eğitim Şûrası, AKP'nin bu tuzağına düşecek mi? Şûranın siyasallaştırılmasına göz yumacak mı?
Görünen o ki, bu konuda atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş.
81 ilin Milli Eğitim Müdürü, şûra ön raporu hazırlayarak katsayıların tümüyle ortadan kaldırılmasını istemişler.
Şûra da da farklı bir tutum içerisinde olmayacaklar. Başta katsayı değişikliği olmak üzere, bugüne kadar AKP'nin aklından geçen ne varsa hepsini, şûra kararı olarak çıkarmaya çalışacaklar. Ve çıkaracaklar da! Çünkü yönetim ve kontrol, bakanlığın elinde.
Talim Terbiye Kurulu'ndan bir direniş beklemek hayal olur. Başkan, Erdoğan'a kalırsa, şûranın akışını belirleyecek olan onlar. Ama belli ki fazla bir şûra deneyimi yok.
Katsayılar değişsin mi?
Üniversiteye girişin yeniden ele alınması kaçınılmaz. YÖK'ün katsayı dayatması, kesinlikle değişmelidir. Ama bu değişim, siyasal anlamda değil, akademik açıdan olmalıdır. Yoksa sadece sıkıntı yaratmakla kalmaz, yeni krizlere davetiye çıkarır.
Ortaöğretimden yükseköğretime geçişte dikkate alınması gereken konulardan bazıları şunlar olabilir:
Katsayılar ne tümden kaldırılsın ne de bugünkü haliyle kalsın. En azından meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarıyla ilgili fakültelere girişte, diğer adaylarla eşit koşullarda yarışma olanağı sağlanmalıdır. Örneğin iletişim lisesi mezunu, iletişim fakültesine girerken, ortaöğretim başarı puanı 03 ile değil 08'le çarpılsın.ÖSS'ye girişte umut tacirliğine son verilsin. Dershaneye olan bağımlılık azaltılsın. Bu konuda fen liselerine girişte olduğu gibi ön eleme uygulanabilir. ÖSS'ye, not ortalaması, 3.5 ya da 4'ün üzerinde olan adaylar başvurabilir. Bu bir kısıtlama değil, umut tacirliğine son vermektir. Bu konuda kararlı olan öğrenci, not yükseltme sınavlarına girerek ortalamasını yükseltir ve ÖSS'ye başvurabilir. Yani dershaneye değil, okula bağımlı hale gelir.ÖSS'deki soru çeşitliliği artırılmalıdır. Lise ve dengi okullarda 200'ü aşkın ders okutuluyor ama sadece 9 dersten soru yöneltiliyor. Bu yüzden de diğer dersler ihmal ediliyor. İşte bu yüzden ortak derslere yönelik 100 sorunun yanı sıra bir 100 soru da alınan eğitimle paralellik taşımalıdır.Puan çeşitliliği de sorulara paralel olarak artırılmalıdır.ÖSS her ne kadar sıralama sınavıysa da her fakülte için farklı bir puan barajı, mutlaka getirilmedir.YÖK ve ÖSYM'nin üniversiteye giriş konusunda tek başına yetersiz kaldığı, bu yıl görüldü. Bir danışma kurulu oluşturulmalı ve bu kurula MEB ve üniversitelerden de uzmanlar davet edilmelidir.Zaten kısıtlı olan kontenjanların heba olmaması için, kazanan öğrencilere yönelik yaptırımların daha caydırıcı olması gerekir. Örneğin, kazanan öğrenci, fakülte değiştirdiğinde sadece ertesi yıl puanı düşüyor. Bu iki ya da üç yıla çıkabilir. Çok katı gibi görünse de, diğer adayların hakları ve kaynaklar hovardaca kullanılmamış olur. Bazı bölümlere 100 öğrenci alınıyor. 10 öğrenci mezun oluyor. Diğerleri yarıda bırakıp gidiyor. Oysa onların boş bıraktıkları bu bölümler, başkalarının hayali!
Özetin özeti: Şûraya siyaset değil, pedagojik kararlar damgasını vurmalıdır.
aguclu@milliyet.com.tr
|
|