|
 |
|
|
Türk şarabını bu kez doğa vurdu
Yüksek vergiler ve ucuz ithal şaraplarla boğuşan Türk şarapçılığı son darbeyi doğadan yedi. İlkbahardaki Kalecik Karası ve Emir donlarından sonra bu kez de kasım soğukları asmaları kırdı
myalcin@turk.net
Bugünlerde şarapçılarımızın ağzını bıçak açmıyor. Neşesiz, keyifsiz, moralsiz durumdalar. Nasıl olmasınlar ki? AKP hükümetinin iki yıl önce şaraba maktu vergi koyması, ardından da ÖTV'yi artırmasıyla yenilen darbenin şokunu atlatmaya çalışırken, piyasaya giren çok ucuz fiyatlı Yeni Dünya şaraplarının rekabetiyle karşılaştılar.
Kurnaz lokantacılar, fiyatlarını tüketicinin bilmediği ithal şaraplara daha yüksek kâr marjları koyarak müşterilerini daha kolay kazıklamak uğruna, yerli şarapları geri plana itmeye başladılar. Derken, bu ilkbaharda, bağlar için en tehlikeli olan mayıs donlarıyla Ankara'daki Kalecik Karası üzümünün yarısı dondu, ziyan oldu, bazı bağlarda asmalar bile öldü. Aynı don, yine İç Anadolu'daki Kapadokya'nın ünlü Emir üzümlerini de vurdu, bu iki kıymetli üzümümüzün rekolteleri yarıya indi.
Ardından, bir ümitle yaz beklendi. Ama yazın da, kuş gribi, Lübnan savaşı, Trabzon'daki papaz cinayeti vb. derken, son yılların en kötü turizm mevsimi yaşandı, her zaman şarap satışının önemli bölümünün gerçekleştiği yaz da durgun geçti.
Art arda gelen darbeler bunlarla da kalsa iyi... Bu yıl, şarapçıların başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Küresel ısınmanın bozduğu iklim dengeleri, yaz sonu şarapçılara kötü bir sürpriz yaptı. Eylül başlarında Trakya'dan Ege'ye, oradan İç Anadolu'ya hemen tüm bağları bir alev topu gibi yalayan aşırı sıcak hava dalgası, olgunlaşmakta olan üzümleri kavurdu, kimini çatlatarak ziyan etti. Bu üzümlerden de hayır gelmedi.
Şarapçımız tam "Ne yapalım, kader böyleymiş. Biz yine de kurtarabildiğimiz kadar üzümle şaraplarımızı mayalayalım, sonrasına bakarız" derken, bu kez de aşırı ekim sonu soğukları işleri bozdu. Bağlar normalde bu mevsimde hasadın ardından yavaş yavaş kendilerini toparlar, dallardaki sularını çeker ve kışa hazırlanırken, bu hazırlığa fırsat bulamadan, asmaların dalları yaşken soğuğa maruz kaldı ve önemli bir miktar asma da bu sırada kırıldı...
Fransa koruyor
Türkiye'de bağcılık ve ona bağlı olarak şarapçılık devlet katında önemli bir iş kolu olarak görülmediğinden, bağcılarımız ve şarapçılarımız bu darbeleri tek başlarına göğüslüyor. Oysa mesela Fransa'da, gelişmiş tarım sigortaları bağlara hastalık dadandığında ya da don vurduğunda, bağcının zararını karşılıyor.
Şimdiden hazır olmalı: 2007'de piyasaya çıkacak 2006 rekoltesi Türk şarapları biraz az, hatta belki de biraz pahalı olacak. Bağlardan Kalecik Karası ya da Emir üzümü alamayan kimi kurnaz üreticiler, başka üzümlerin şaraplarını da bu isimlerle satacaklar. Yazın satılamayan sofra şarapları, başka kılıklarda şişelenebilecek.
Yine de devletin tamamen yalnız bıraktığı şarapçılığımızı ölüme terk edecek halimiz yok. Yılbaşında gerek içmek gerek armağan etmek için yerli şaraplarımızdan seçimler yapabiliriz. Düzgün çalışan, saygın üreticilerin elinden çıkan bazı iyi yerli şarapları sıkça yudumlayarak, cicili bicili şişelerde gelen ithal şarapların büyüsüne kapılıp yerli şarabımızı terk etmeden, onları yine de destekleyebiliriz. Desteklemeliyiz...
|
|
|

|