Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Kasım 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Demirel ile aynı kefeye konduk'

Ecevit 12 Eylül'den sonra Demirel'le birlikte Gelibolu'ya götürüldü. Haberleri izledikçe doluyor, öfkeleniyordu. Ama konuşması yasaktı. Düşüncelerini yanında getirdiği daktilosuyla kâğıda döktü. Darbeyi analiz ettiği ve CHP'lileri mücadeleye çağırdığı bildirileri partiye sızdırdı. Bunların birinde 'Demirel'le aynı kefeye konduk. Bu kefede ben yok ediliyorum. Demirel'se güçlendiriliyor' diyor

Ecevit'in çok özel belgeleri - 6

Rıdvan Akar - Can Dündar


12 Eylül'de Ecevit, Hamzakoy'a götürüldü. Sürgünün sıkıcı, ağır bekleyiş havasında gelişmeleri izledi ve darbeden 4 gün sonra parti teşkilatına dönük bir bildiri kaleme aldı. Başına "Demeç değildir" uyarısını koyduğu bu bildiride "CHP'yi ve kendisini devre dışı bırakmak için tezgâhlanan bir oyun"un ve AP ekonomik modelinin uygulamaya konulduğunu söyledi.
Parti örgütüne, "Hükümete girmeyin. Orduyu karşınıza almadan mücadeleyi sürdürün" mesajı verdi.
12 Eylül'ün en sıcak günlerinde kaleme alınan bu bildiri Ecevit'in teşhis yeteneğinin ve uzak görüşlülüğünün belgesiydi. İşte Ecevit arşivinde 49 ve 50 numarayla kayıtlı, 16-17 Eylül tarihli o iki belgeden özetler:

49 numaralı belge
Gelibolu 16 Eylül 1980
BÜLENT ECEVİT
DİKKAT: DEMEÇ DEĞİLDİR, ARKADAŞLARIN DEĞERLENDİRMELERİ İÇİN ÖZEL DÜŞÜNCELERDİR.
12 Eylül 1980 müdahalesi "yansız" bir müdahale değildir. Zaten "yansızdır" diyen bazı yazarların yanlılığı da bunu kanıtlamaktadır.
Yansız değildir. Çünkü Demirel yönetimindeki Adalet Partisi'nin ve özellikle son azınlık hükümetinin rejimle ilgili olarak gerçekleştirmek isteyip de gerçekleştirme gücünü bulamadığı her şey, müdahalenin temel amaçlarını oluşturmaktadır. Ekonomide AP azınlık hükümetinin bu yıl başlarında uygulamaya koyduğu ekonomik modelin aynen benimsendiği açıklanmıştır. Bu modelin mucidi ve yöneticisi de görünüşe göre, şimdiki rejimin hiç değilse ekonomik ve sosyal konularındaki başlıca yetkilisidir. MESS'in temsilcisi iktidarda...

50 numaralı belge
17.9.1980
Bu bir demeç değildir.
1979 Mayıs Gönen konuşmasından itibaren sürekli uyarılarda bulundum. Belli bir oyun tezgâhlanıyordu. CHP'yi ve beni saf dışı bırakmak için. Demokrasiyi yıkmak ve şimdiki gibi bir ekonomik model geliştirme planı uygulandı. 9 aydır geniş tabanlı hükümet kurulmasını öneriyordum.
Bunalımdan ordu müdahalesine gerek kalmaksızın, demokrasinin kendi mekanizmaları ile çıkış yolunu göstermeye çalışıyordum.
Eskiden bunu önerenler bile bu kez başka bir plan uygulamak istedikleri için çağrılara karşı çıktılar. Bütün demokratik mekanizmalar tıkandı. Terör alabildiğine kışkırtıldı.
MHP genel merkezinde Dev-Yol makbuzları bulundu. Terörün nasıl sağdan kışkırtıldığını gösterir bu... Sonuç olarak ordu müdahalesi kaçınılmaz duruma getirildi. Ordunun kusuru değil, ordu icbar (mecbur) edildi.
Yılbaşından beri uygulanmakta olan ekonomik modelin gereği demokrasiden ve işçi haklarından kurtulmaktı.

'Malum modele göre rejim'
Bunu başından beri söylüyorum. Dediğim oldu. Demokrasi sona erdi, işçi hakları işlemez duruma getirildi, malum ekonomik model devam ediyor.
O modele uygun bir rejim oluşturulacaktır ve bu yeni rejimin sağladığı olanaklarla ekonomik model daha başarı ile uygulanacaktır.
Yani AP'nin kendi getirip de etkin biçimde uygulayamadığı model şimdi daha etkin olarak uygulanacaktır ve AP'nin yıllardan beri istediği ama gerçekleştiremediği Anayasa ve rejim değişiklikleri de gerçekleşmiş olacaktır.
Modelin devam edeceğinin açıklanması ve Özal'ın daha geniş yetkilerle yerinde kalması bunları açıkça gösteriyor.
Gerek dünya konjonktürü dolayısıyla, gerek bu modeli desteklediği için, Batı, bu gelişmelerden tedirgin olmayacaktır, hatta memnun olacaktır. Şu sırada bu gelişmelere karşı bir mücadele açmak da yararsızdır. Çünkü halk, can güvenliğinden başka bir şey düşünmez hale getirilmiştir, planın sonucu olarak aydın kesim de kendi yozlaştırdığı demokrasiden umut kesmişti.

Terörden beklenen fonksiyon
Şimdi birçok CHP'li bile AP hükümetinden kurtulmuş olmanın ve can güvenliğine kavuşmuş olmanın sevinci içinde olabilir. Sonrasını, ilerisini düşünenlerin çok olduğunu sanmıyorum. Terörden beklenen fonksiyon yerine getirilmiştir. Yer yer sağ-sol eylemcilerin bir günde barışıp koklaşmaları perde ardında nasıl oyuncu eller tarafından oynatıldıklarını kanıtlıyor.
Her türlü sola karşı çok olumsuz bir ortama giriyoruz. Çok uzun nefesli ve sabırlı bir çalışmaya hazırlanmalıyız.
Türkiye'nin bu duruma getirilmesinde ordunun bir kusuru yoktur.
Orduyu karşımıza almadan ve tedirgin etmeden mücadelemizi sürdürmeye çalışmalıyız.
Eğer ısrarlı cepheleşme telkinlerine kapılmış olsaydık ve fraksiyonların bizi çekmek istedikleri tuzağa düşmüş olsaydık, bu müdahale çok farklı olurdu. CHP bugün son derece güç durumda bulunurdu. Bu konudaki dikkatimizi sürdürmeliyiz. Bir süre sonra, söyleyeceklerimizin daha iyi anlaşılabileceği ortama geliriz.

Hamzakoy notları...
'Demirel oralı olmadı'

Sayın Korgeneral Hüsnü Çelenkler, buraya getirilişimizin ikinci günü, bize ve Demirellere verdiği çayda, buradan çıkınca beyanat vermeyeceğimizi yazılı ifade edersek erken bırakılabileceğimizi, Ankara'nın isteği üzerine bildirdiğinde, Demirel hiç oralı olmadı, "Benim bir talebim yoktur" dedi. Bu da durumun ne kadar kendi gönlünce oluştuğunun farkında bulunduğunu gösteriyor. Bu aşamada artık Demirel'e göre, kendisinin konuşmaması önemli değil, ama benim konuşmamam çok önemli.
TSK'yı bu oyuna getirebilmek için hem koşullar hem de TSK'nin geleneksel duyarlılıkları çok ustaca istismar ediliyor.
Bu arada, en az 1.5 yıldır, CHP'nin içinden çökertilmesi ve benim, tüm öteki liderlerle bir kefeye konmam ve yıpratılmam için açılmış kampanyada da plan içinde yerli yerine oturuyor.
Belki artık bazı kimseler oyunun farkına varıyorlar, ama işten geçtikten sonra... Artık ne ben konuşabiliyorum ne de farkına varanlar bir şey yapabiliyor.
Gelibolu'da bile, görünürde, Demirel'le aynı kefeye konduk. Ama bu kefeye konulunca ben yok ediliyorum. Demirel'se güçlendiriliyor.

Telefon mesajları
'İş, orduya yüklendi'

26 Eylül 1980 Cuma günü Gelibolu/Hamzakoy'da kaleme alınan bu belgenin başına "DÜŞÜNCELER" notu konmuş.
"Bu sabah telefonla Hasan Yıldırım'a, Gündüz Ölçün'e, Ahmet Taner Kışlalı'ya telefonla..." diyen not şöyle sürüyor:
"Demirel'le benim aynı yerde gözaltına alınıp konuşmamızın yasaklanmasında veya CHP ile AP'nin siyasal faaliyetinin yasaklanmasında, eşitlik var gibi görünse de, ne eşitlik ne adalet var.
Çünkü işler öyle bir raya oturtuldu ki, artık ne Demirel'in ağzını açıp bir söz söylemesine ne de Adalet Partisi'nin veya MHP'nin herhangi bir siyasal faaliyette veya eylemde bulunmasına gerek var.
Onların söyleyegeldiği veya söylemek isteyebileceği her şey, daha güçlü ve etkin kişilerce ve yanıltma olanağı da kaldırılmış olarak her gün vurgulana vurgulana söyleniyor.
Adalet Partisi'nin rejim alanında, ekonomik ve sosyal alanlarda yapmak isteyip de yapamadıkları, şimdi, önünde durulmaz güçlerce fazlası ile yapılıyor.
Tabii bunlar aslında Adalet Partisi'nin de değil, belli çıkar çevrelerinin istekleri. Adalet Partisi eliyle bu isteklerin gerçekleşemeyeceği, her şeyin mahvolacağı anlaşıldı.
Eğer biz (CHP) terör tuzağına düşse idik, Adalet Partisi iktidarda kalarak da plan yürütebilirdi, çünkü CHP'ye karşı bir AP-ordu ittifakı fiilen gerçekleştirilebilirdi.
Biz bu oyuna gelmeyince, iş tümden ordunun üstüne yüklendi. Ordu da bu yükü üstlenmekten başka bir şey yapamayacağını sandığı bir duruma sürüklendi.

Anayasa ve ve sağ uyarısı
Şimdi, o çevrelerin istekleri Anayasa değişiklikleri fazlasıyla gerçekleşecek.
Seçim yasası o çevrelerin isteklerine uygun biçimde, sağı tek başına büyük bir güç olarak iktidara getirecek biçimde değişecek.
Haklar ve özgürlükler, uygulamaya konulan ekonomik modele hiçbir engel çıkarmayacak biçimde ve ölçüde kısılacak.
Sendikal haklar artık fiilen kaldırıldı. TÜRK-İŞ esir alındı (zaten buna hazırdı TÜRK-İŞ yönetimi.) Direnebilecek sendikalar da faaliyetten alıkonuldu.
Basına fiili sansür uygulanıyor. TRT, Demirel'in has adamına yeniden teslim edildi.
Ekonomi, büyük çıkar çevrelerinin has adamına tam yetkiyle teslim edildi.
Anayasa Mahkemesi, Danıştay işlevsiz duruma getirilecek.
Üniversite özgürlüğü kaldırılacak.
Yani Latin Amerika modelinin gerekli kıldığı rejim tam anlamıyla ve 'anayasal' olarak kurulmuş olacaktır."

ARAYIŞ'A NOTLAR
Hapishaneden dergisini yönetiyordu

13 ARALIK 1981
  • Yabancı gazete ve dergiler çok düzensiz geliyor. Cezaevine girişimden beri yalnız 5-6 Aralık ve 9 Aralık günlü International Herald Tribune'ler geldi. Oysa bu arada, benim cezaevine girişimle ilgili yazının, Türkiye hakkında baş yazının ve Türkiye Eki'nin çıktığı sayılar olacak. Onlar bile gelmedi. Elde varsa, bu ay başından itibaren birikmiş IHT nüshalarını rica ederim.
  • Tasarruf olsun diye, TIME'a abone yaptırmıştım ARAYIŞ'ı. Oysa hem abone olduğumuz sayı geliyor hem de dışarıdan alınıyor. Dışarıdan alınanın kesilmesi gerektiğini birkaç kez söyledim, ihmal edildi.
  • Son sayıdaki "DANIŞMA MECLİSİNDE VİCDAN MUHASEBESİ" başlıklı "Haftanın Yazısı" çok iyi olmuş.
  • Sosyal Demokrat Sendikacılar, İzmir'deki İktisat Kongresine uzun bir tebliğ sunmuşlardı. Metni evde benim masamın civarında olabilir. Rahşan'a onu bulmasını yazıyorum. Ondan iki fotokopi çıkarılarak biri lütfen bana gönderilsin, biri de tam metin olarak ve göze çarpacak biçimde ARAYIŞ'ta yayımlanmalı.
  • Dergideki öteki yazılar da genellikle güzel. Ancak, MHP duruşmasından alıntılar daha çarpıcı olabilir. Bazı alıntılar adeta sanıkların lehinde. Örneğin "Dilerseniz Kullardan da Şahit Bulabilirsiniz" başlıklısı.
  • Aynı sayıda Prof. Bahri Savcı'nın, ayrı sayfalarda iki resmi yayımlanmış. Bu gibi şeylere dikkat edilmeli.
  • Geri yolladığım "The Middle East" dergisinin 25. sayfasında "Mossad's Secret Rivale" başlıklı yazıda, Irak'taki Kürt hareketini bir ara İsrail gizli istihbaratının destekleyip beslediği anlatılıyor. Yazının bununla ilgili bölümü ARAYIŞ'a aktarılabilir.


  • 'Başörtüsü ile uğraşmayın'

    27 ARALIK 1981
    Arayış hâlâ elime geçmediği için son sayıda bu konuya değinildi mi bilmiyorum. Değinilmediyse bence hiç değinilmesin.
    Başörtüsü ile uğraşmanın gereksiz olduğuna inanıyorum. Gardırop Atatürkçülüğünün tipik bir örneği... Zaten ondan da dönüş yapacaklardır.
    Olsa olsa Atatürkçülüğün başörtü yasaklanarak kanıtlanamayacağı belirtilebilir. Atatürk'ün irticaa karşın da büyük güvence olan partisi kapatılmış, vasiyeti çiğnenmiş, yeni bir ulusal kültür oluşuma katkı için kurduğu kurumlar ortadan kaldırılıyor. Atatürk'ün her türlü dogmacılıktan uzak bilimci yaklaşımı bırakılıyor; tüm bunların günahı, başörtü yasaklanmakla örtülemez.
    Kaldı ki bazılarının farkında olmadığı bir gerçek var: Atatürk kadınların kılığına kıyafetine hiç karışmamıştır. O konuda hiç yasa çıkartmamış, herhangi bir zorlamaya da gitmemiştir. Özendirme yoluyla ve zamana, gelişmeye bırakarak bu sorunun çözümünü daha uygun bulmuştur. Bu da sanırım Atatürk'ün kadınlara karışmayı Türk gelenekleri açısından uygun görmemiş olmasındandır. Kadınlara her hakkı ve özgürlüğü tanımıştır, her olanağı sağlamıştır, ama ne giyeceklerine müdahale etmemiştir.
    Kaldı ki, başörtüsü ile ilgili bir sorun varsa, bu sorunu başörtüsünde değil din sistemindeki bazı yanlışlıklarda, özellikle Kur'an kurslarında aramak gerekir. Bu konularda devlet dine saygı ile çağdaş bilimsel yaklaşımı daha çok bağdaştırıcı bir yol izlese, böyle bir sorun ya kendiliğinden sona erer ya da sakıncasız boyutlara iner.

    Kapak uyarısı

    9 OCAK 1982
    Sayın Şahin Mengü,
    Yeni atılım yapılıncaya kadar kapağa dokunulmamasını defalarca söylemiştim. Fakat aldırış edilmedi. Üstelik de derginin batmak üzere olduğu bir sırada bu gereksiz lükse gidildi. Şimdi geri dönülmesi için bana soruluyor. Neyse...
    Masrafın altından kalkılamadığına göre elbette ayrı kapaktan vazgeçilmeli. Ama hiç değilse, kâğıt fiyatındaki yeni artış yüzünden eski kapak sistemine dönüldüğü, göze çarpacak biçimde izah edilmeli ve okurlardan özür dilenmeli...
    Saygılarla.

    BİTTİ




    SİYASET
    Erdoğan laiklik sloganlarına tepkili
    Plassnik, İlerleme Raporu'nu eleştirdi
    Papa 16. Benedictus önce Anıtkabir'i ziyaret edecek
    'Demirel ile aynı kefeye konduk'
    Kongrede tüzük kavgası
    Erbakan 'mazlumlar' gecesinde
    Arınç: Bizim daha büyük hayalimiz var
    AKP delegesi Zapsu'yu 'çizdi'
    Sağlıksız 'sağlık' yürüyüşü






    Olay Yaratan Şemdinli İddianamesi (PDF) (DOC)

    Fikret BİLA
    Ecevit'e "Cennet Kapısı"ndan uğurlama
    Bülent Ecevit, son yolculuğuna, GATA'nın "Cen...
    Hasan CEMAL
    Acıklı bir pazar yazısı...
    Bilgisayarın başına oturuyorum, haftanın son ...
    Güneri CIVAOĞLU
    Ecevit'in serveti
    "Ecevit'e veda" ile "AKP kongresi" örtüştü. A...
    Derya SAZAK
    Umudun yürüyüşü
    Ecevit son yolculuğuna, CHP'nin 1977 seçimler...


     AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


     AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
     Kopenhag Kriterleri

    © 2006 Milliyet