|
 |
|
|
İnönü'de güven bunalımı
Fazla lafa hacet yok. Runje 30 metreden kafayla gol yedi. Sivas altı pastan 4 net şansı gol yapamadı. Beşiktaş'ın bırakın pozisyonu, kaleyi bulan şutu yok. İlk yarının özeti bu.
Beşiktaş son 4 haftadır rakiplerini iyi hissettiriyor. Ağır oynuyorlar. Çok basit, ölümcül pas hatalarını savunmadan çıkarken yapıyorlar. Hücum alanına kalabalık yığıldıklarında gol vuruşunun yapılacağı yere bir kişi yollayıp bir hentbol takımı gibi top çeviriyorlar. Sanki hentboldeki gibi adım atmanın yasak olduğu bir 7 metre alanı var. Sürekli bu alanın çevresinde top çevirip içeri dalmadan topu kaybedecekleri anı bekliyorlar. Gökhan - İbrahim savunmasının önüne bu bölgeyi çekip çevirecek adam olarak Serdar'ın konmuş olması sorunun temel kaynağı. Ama fazlası var. Büyük bir güven bunalımı var aslen. Kimse güvenle, başı dik oynayamıyor. Hatadan korkuyorlar. En ufak bir hata telafisi mümkün olmayacak sorunlar yaratacak biliyorlar. Savunma kaleciye, orta saha, savunmaya, forvet orta sahaya güvenmiyor. Taraftar takıma, takım hocaya, kimse yönetime... Bu sahada görülüyor. Çok acayip. Ve rakip kendini iyi hissediyor.
Uygun'un yanlışı
Eğer dün Bülent Uygun, Balili'nin yanına Mehmet Yıldız'ın yerine daha hızlı bir oyuncuyu, Cem Karaca ya da Anderson'u erken sürmüş olsa bu güven bunalımı çok ilginç bir sonuç oluşturabilirdi. Uygun bunu yapmadı. Balili'yi çıkarıp Wooter'i sahaya sürdü. Uçsuz bucaksız arazileri biçerdöversiz bıraktı.
Beşiktaş bu geri çekilişe cevap verecek bir organizasyon da yapamadı. Tigana'nın hamleleri kağıt üzerinde doğruydu ama takımın ne fiziğini ne de kimyasını düzeltmeye yetti. Tribünlerin, takımın, herkesin kimyası iyice bozuldu. Doğrusu bu ya bu dakikadan sonra o burada şu şurada oynasaydı demek mümkün değil. Çünkü asıl sorun artık güven bunalımı ve dolayısıyla iyice bozulan kimya.
Şöyle düşünün; tribünlerin sevgi gösterisinde bulunduğu tek isim Marcio Nobre... Hem de "Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı doğulur" tezahüratlarının hemen ardından.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|