|
'Lades' mi, 'aklımda' mı?
Politika oyununun aktörleri; politikacıların cenaze törenlerinde de, yeni bir fırsat sahnesi bulmuşluğun rollerini oynamakta, politikacıların ölüm yıldönümlerindeki törenlerde de...
***
İncili Çavuş'a sordular:
- Neden Çavuş, özellikle köylü ağırlıklı toplumlarda en albenili sektör, politika sektörü ve en imrenilen başarı o sektördeki horozluklar?
İncili Çavuş:
- En büyük getiri o sektörde de ondan, dedi; hele evrensel kalitede mesleki bir donanımın da yoksa...
- Hazine'den geçinmeli bir saltanat, o kadar mı göz kamaştırıyor yani?
- Elbette... Üstelik oradan oraya koştura koştura, demeçler verip nutuklar söyleme de yeterli görünüyor, herkesten daha yüksek görünmek için fiyakalı bir koltuk bulmaya...
- Bir çeşit "sıradan biri olma" minisküllüğünden, majisküllüğe atlayıverme yöntemi... Söz aramızda, -vazgeçtik bizimkileri- örneğin Başkan Bush'un politika sayesinde sağladığı tüm getirinin toplamı, rakama vurulsa; kaç Picasso tablosunun getirisine denk düşer?
İncili Çavuş şöyle bir düşündü:
- Bilemedin 20, dedi.
- Bizimkilerden en irikıyımın sağladığı getiri, kaç Salvador Dali tablosunun getirisine denk düşer?
- 1 yahut 2...
***
"Sıradan biri olma" minisküllüğünden, majisküllüğe atlayıvermek için, oradan oraya koştura koştura demeçler verip nutuklar söylemek yerine; 1 şövale, 1 palet ve 7 fırçayla, çok daha aşamalı bir getiri ve evrensel bir "unutulmazlık" sağlamak...
***
İncili Çavuş'a yine sordular:
- Neden politikacılar, nefes nefese o kadar yırtınıp durma yerine, ressamlığa özenmiyorlar ki?..
İncili Çavuş güldü:
- Onlar da özeniyor ama tuval yerine, göz boyamayı yeğliyorlar, dedi.
***
İnsanoğlunun, yeryüzünden gelip geçmiş tüm kuşakları kapsayan yıldırımlı gizli sıtması nedir?
Düdüklü tencere buharı gibi, ister istemez medyadan da tütüp duran "orgazm" sinsi kördüğümü...
Şimdi biz de bir reçeteyle bir katkıda bulunalım:
Şöyle yuvarlakça bir kadeh içinde bir ölçek "Baileys" İrlanda kremasını, bir ölçek "Kahlua" Brezilya kahve likörü ve bir ölçek "Amaretto" İtalyan acıbadem likörü ile karıştırın...
Böyle bir kokteylin adı "Orgazm"dır...
Yıldırımlı gizli bir sıtma ateşine deva olur mu bilmem.
Ama yine de afiyet olsun.
***
İskambil falına bakan bir hanım, karşısında oturmuş kahvesini içen komşusuna:
- Maalesef falında korkunç bir olay görünüyor, dedi, kocan ölüm tehdidiyle burun buruna...
Komşu kadın, kahvesinden bir yudum daha içtikten sonra:
- Onu biliyorum, dedi; sen sadece şuna bak, kocamın ölümünden sonra beraat edebilecek miyim, edemeyecek miyim ben de?
***
İskambil falına bakılan komşu kadın fıkrası paralelinde, bir başka fal konusu daha:
- AB üyeliği için müzakerelerin askıya alınması da söz konusu ya; böyle bir fiyaskodan sonra, Başbakan Tayyip Bey'in Çankaya'ya çıkma umudu, yine de sürebilecek mi, süremeyecek mi acaba?
***
Nasreddin Hoca'ya sordular:
- Hoca, ne söylediğini bilmeyen ve bildiğini de söyleyemeyen kişi kimdir?
Hoca, şöyle bir sakalını sıvazladı:
- Hiçbir cevap bekleme benden, dedi; şayet söylemeye kalkarsam, hem alınanlar çok olur, hem demokrasimizin imajı bozulabilir, hem de kutsal kurumlarımızın içine kuşku düşebilir, "Hoca da bizi yıpratmaya mı başladı?" diye...
***
Murathan Mungan'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Devrimin Başharfi
yorgun kentler dinamittir
bilir misiniz?
bu yorgun kentlerin dinamitleriyle
tarihin mahsup defterinden
silinir misiniz?
c.altan@prizma.net.tr
|
|