|
 |
|
|
İnciraltı'nda demokrasi arayışı
Görüş / Engin Önen
Geçen hafta İzmir Şehir Plancıları Odası ile Dokuz Eylül Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği "6. Şehircilik Kongresi"nde, "Kent, Demokrasi Ve Yurttaşlık Krizinin Sosyolojik Boyutları" başlıklı bir bildiri sunmaya çalıştım.
Bu kongrenin yapıldığı günlerde, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilecek bir toplantı için çağrılar yapılıyordu. "İnciraltı'nın Geleceğini Birlikte Kuruyoruz" temasıyla, İnciraltı tartışmaya açılıyordu. Tam da sunduğum bildiri için doğrudan bir gözlem olanağı ortaya çıkmıştı.
Dört güne yayılacak şekilde planlanan ve İzmir Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi'nde gerçekleştirilen toplantının ikincisini baştan sona izlemeye çalıştım.
Çok demokratik bir usuldü. Mal sahiplerinden sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlerden yerel siyasetçilere söz isteyen herkese, söz hakkı veriliyordu. Benim katıldığım toplantıda söz alanlar içinde ağırlığı bölgedeki mal sahipleri oluşturuyordu. Söz alan sivil toplum temsilcilerinin bir kısmının da İnciraltı'nda mülk sahibi olması dikkat çekiyordu.
Onun için söz alanların toplantıda yarattığı hava, İnciraltı'nın imara açılması yönünde esiyordu. Konuşmacıların bir kısmı esprili bir kısmı ise dramatik üslupla mağduriyetlerini aktardılar.
Bölgenin koruma amaçlı planlarının tutarsızlığına dikkat çektiler. Bornova ve Bostanlı gibi bölgelerdeki yapılaşma ve imar uygulamaları ile İnciraltı'na reva görülen sınırlamaları çifte standart olarak nitelendirdiler.
Kimisi bölgenin tarımsal alan vasfını yitirdiğini anlattı uzmanca, bazıları geniş aralıklı ama çok katlı yapılaşmanın sağlayacağı yararlardan söz etti. Kimisi tarımsal alandan akciğer olamayacağını anlatırken, bazıları buranın turizm için ne kadar uygun olduğunu ve yaratacağı istihdam olanaklarından bahsetti. Konuya daha doğrudan temas edenler de oldu. Onlara göre, burası eninde sonunda imara açılacaktı, bari tamamı rantçıların eline geçmeden ve mal sahiplerinin yararlanacağı şekilde değerlendirilmeliydi.
Karşı görüş bildiren sadece iki konuşmacı ise biraz uzmanca gerekçelerle biraz da çevreci/ideolojik gerekçelerle farklı sorunlara dikkat çektiler.
Kentlerin kaderini sadece uzmanların görüşüne terk etmek, demokrasiden vazgeçmek anlamına gelir. Ama demokrasi için, kentlerin, kenti ortak değerler ve kolektif bir topluluk olarak algılayabilecek hemşehri/yurttaşlara ihtiyacı var.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|