|
 |
|
|
Her rolü başrol yapabilen adam!
Pek çok tiyatro oyunuyla, sinemayla, oyun yazarlığıyla geçti Civan Canova'nın hayatı... Ancak birçok insan onu "Eve Dönüş" filmindeki işkenceci polis rolüyle "keşfetti". "Yardımcı erkek oyuncu" dalında ödül de aldı ama başroldekilerden çok o konuşuldu
BİR PORTRE / ASU MARO
Ankara Ted Koleji ilkokul bölümü, 60'ların başları... 40 kişilik sınıfa giren müdire hanım, "Akıllı, uslu ve çalışkan öğrenciler arasından dört yavrukurt seçmenizi rica ediyorum" der öğretmene. "Kim ister yavrukurt olmak?" Bütün sınıf parmak kaldırır, 41. öğrenci de...
Sınıfın, haylaz diye arka sıralara oturtulmuş, kendi tanımıyla "yaramaz, yaramayan, yaraşmayan, yalvarmayan, yaralı" çocuğu... Ve öğretmeninden hayatının ilk dayağını yer: "Sen akıllı, uslu çalışkan mısın da parmak kaldırıyorsun?! Kendini bil!". O günü hiç unutmaz, hatırladıkça hep bir yerleri acır. Hiçbir zaman "akıllı, uslu" olmaz ama hep "kendini bilir", bir adım geride durur...
Aslında bir yaşına kadar uslu bir bebektir Civan Canova. Tiyatro ustası, hocaların hocası Mahir Canova ile "güzel gözlü" Gündüz Hanım'ın biricik oğlu. Ablası Ceylan'dan dört sene sonra, 28 Haziran 1955'te Sıhhiye'de dünyaya gelir. Anneannesinin "Bu çocuk niye bu kadar sessiz?" diye sormasıyla onun ortalığı birbirine katmaya başlaması aynı döneme denk gelir. Ama aynı zamanda duyguludur da. Annesi "Benim annem güzel annem" şarkısını söylemeye başladığı anda yaramazlığı bırakıp "Ya bir gün anneme bir şey olursa" diye ağlamaya başlar.
Kadınla dolu evin reisi
1961 yılında annesiyle babası ayrılır, Civan anneannesinin evinin "reisidir" artık. Teyzeler, cicianneler arasında yaşadığı, çok sevildiği, cümbüşlü bir ev. Annesi ise Kartal Tibet'le evlenmiştir. Ona akrabalığın kan değil gönül bağı olduğunu öğreten sevgili "Kartal Abisi"yle...
Ve 1964 yılında ilk kardeşi Kanat gelir dünyaya. Ama ağabey olmak onu "uslu" yapmaya yetmez. Mahir Canova'nın yöneticiliğini yaptığı Radyo Çocuk Saati maceraları, canlı yayında gongu devirmesiyle sona erer. Anneannesinin evinde seramik hamurları, boyalar, kumaşlarla radyodaki ablaların ağabeylerin canlandırdığı kişilerin kuklalarını yapar, o piyesleri oynatır onlara. İleride tiyatro tipleriyle, Einstein, Churchill bebekleriyle devam edecektir bu kukla işine.
Arkadaş, filmde oynar mısın?
Okul çift dikiş, disiplin kurulları, uzaklaştırma cezalarıyla kör topal gitmektedir. On beş yaşında aklı başına gelir. Annesinin yanında Kıyıkent'te geçirdiği yaz tatilleri zehir olmasın diye ders çalışmaya başlar. 1973 çifte sevinç getirir aileye: Kız kardeşi Kumru dünyaya gelir ve Civan Ted Koleji'nden kazasız belasız mezun olarak Ankara Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne girer.
Hayatını hesap kitapla geçiremeyeceğini anlaması sadece dört dersini alır. Babası hiç istemez ama o kararlıdır, dibine düşecektir, "Armudun iyisini tercih edenlerin sevmeyeceği bir armut" olmaya özen göstererek. 1974 yazını Kumburgaz'da konservatuvar sınavına hazırlanarak geçirir. Bir gün tiradını çalışırken "Koçum, baksana" diye bir ses duyar; "Filmimde oynar mısın?" "Arkadaş" filmi için mekân bakan Yılmaz Güney'dir karşısındaki. Babasını zar zor ikna eder ve ilk filminde oynar.
12 yıllık sarhoşluk!
Yılmaz Güney "Endişe"de de ister onu, "Konservatuvara girip ne yapacaksın?" der ama o vazgeçmez. Aklının bir köşesinde sinema, bir köşesinde İstanbul'da heykel okumak varken, gider Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girer. Bölüm başkanı babasıdır, çocukluğundan beri tanıdığı ağabeyleri-ablaları da "hoca"ları. "Arkadaş" çok tutulmuştur, yollarda tanındıkça hem mutlu olur, hem utanır. Utangaçlığına içki iyi gelir. Cebeci meyhanelerinde hesapları vardır artık.
1979'da mezun olur ve İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda "Antigone"de ilk rolünü oynar. Arsen Gürzap ve Haluk Kurtoğlu'yla beraber oynamak rüya gibidir, cin tonikle kutlar profesyonel hayata adım atışını. Ve kendi deyimiyle "12 yıl sonra ayılır". Bir yandan, para kazanmak için filmlerde "tecavüzcü" rolleri oynamaya başlamıştır.
Bol oyun, bol içki ile geçen 10 yılın sonunda alkolü bir anda kesip atar hayatından ve "15 Temmuz 1991 günü Bebek'te yeniden doğar". Daha güzel, daha verimli bir hayatın başlangıcıdır bu. Oyun yazmaya başlar. Evdeki yardımcı kız "Yaz bakalım Şespir, bakalım sonu nereye varacak?" derken o da bilmez bu sorunun cevabını...
Ödüllü oyunların yazarı
Ama yazdıklarının kıymeti bilinir, belki oyunculuğundan daha çok... İlk oyunu "Kıyamet Sularında" 1994 yılında Kenan Işık tarafından sahnelenir ve yazarına hem Avni Dilligil, hem de İsmet Küntay ödüllerini kazandırır. İkinci oyunu "Sokağa Çıkma Yasağı" ise Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü alır. 1998'de evlendiği oyuncu Açelya Akkoyun ile 2002'de boşanır. Bir de "Çiçek Taksi" dizisi var bu süreçte, hâlâ sokakta "Celal Abi" olarak tanınmasına neden olan...
Yıl 2006 ve Türkiye nihayet oyuncu Civan Canova'yı keşfetti. "Eve Dönüş" filmindeki işkenceci polis rolü ona Altın Portakal'da ilk oyunculuk ödülünü getirdi. Yardımcı erkek oyuncu dalında, ama kendisi de söylüyor, "O her rolü başrol yapabilen"lerden. Nitekim filmi izleyen herkesin dilinde o var.
Yavrukurt yarasının ettiği
İstanbul Devlet Tiyatroları'nda oynadığı "Kaktüs Çiçeği" 6. yılında ve hâlâ tıklım tıklım dolu, yazdığı "Ful Yaprakları" müthiş ilgi görüyor. Onun alçakgönüllülüğünde ise değişen bir şey yok. Canova'yı 'kısa pantolonluyken' tanıyan oyuncu Ayten Uncuoğlu "Büyük kavgaların içinde olmayı hiç sevmedi" diye anlatıyor sevgili dostunu: "Gürültüsüz patırtısız, yalanı dolanı olmayan, çok yetenekli, çok duyarlı ve çekingen biridir. Oyuncuyum, yazarım demez ama bir bakarsınız kocaman bir şey çıkmış ortaya".
Ailesini, dostlarını, konservatuvardaki çaycıya kadar onda iz bırakmış herkesi andığı internet sitesine bakmak yeterli bunu anlamak için. Ve eğer dediği gibi ilkokul 2'deyken aldığı 'yavrukurt yarası' ise onu bugünkü Civan Canova yapan, onunla birlikte seyirci de şükretmeli galiba o güne.
|
|
|




|