|
Katsayı Şûrası (2)
17. Milli Eğitim Şûrası dün Ankara'da başladı. Hafta sonuna kadar devam edecek. İlk şûra, Maarif Kongresi adı altında 16-21 Temmuz 1921'de yapıldı. Yani Kurtuluş Savaşı'nın devam ettiği günlerde. Mustafa Kemal, bir yandan Dumlupınar'da işgalci ordularla savaşırken öte yandan geleceğin Türkiye'sini kurguluyordu.
Gazi Mustafa Kemal, top seslerinin Ankara'dan duyulduğu, başkentin Konya'ya taşınılmasının düşünüldüğü, savaşın kaderinin henüz hiç kimse tarafından tahmin edilemediği günlerde, sadece şûra toplamakla kalmadı, cepheden gelip Maarif Kongresi'ne bizzat katıldı.
Ama dünkü son şûrada ne cumhurbaşkanı, ne başbakan, ne Meclis başkanı ne de bakanlar vardı. 25 yıldır şûraları izlerim, belki de en sönük olanı buydu.
Sezer, bir mesaj bile göndermedi. Belli ki Bakan Çelik'e kırgın. Ama bu şûranın, Çelik'in ya da AKP iktidarının değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüksek eğitim danışma organı işlevi gördüğünü, en iyi onun biliyor olması gerekirdi... Çelik'in açılış konuşmasında öğretmenlerden öğrencilere, hayırseverlerden Başbakanı'na kadar herkese teşekkür ederken Cumhurbaşkanı'ndan hiç söz etmemesi de manidardı...
Başbakan Erdoğan ve TBMM Başkanı Arınç'ın uzun mesajlarında ise eğitimin ülkemiz ve kendileri için ne kadar önemli olduğu anlatılıyordu. Ama her ikisi de eğitimin en üst düzeydeki bu toplantısına gelme zahmetinde bulunmadılar. Mazeret arayanlar için, mazeret çok olurmuş. Şûranın dün açılacağı aylar öncesinden belliydi. Madem sizler için önemliydi, o zaman orada bulunmalıydınız! Bir önceki şûranın açılışına Başbakan Yılmaz ve TBMM Başkanı Kalemli gelmiş, kapanış da Cumhurbaşkanı Demirel'le gerçekleşmişti...
Açılışta çok sayıda eski Milli Eğitim bakanı vardı. Orhan Oğuz, Nahit Menteşe, Ali Naili Erdem, Vehbi Dinçerler, Hasan Celal Güzel, Turhan Tayan, Mehmet Sağlam ve Necdet Tekin'nin yanı sıra Gençlik ve Spor eski bakanlarından Zekai Baloğlu ile Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin de oradaydı.
Şahin'e katılması için dün ricada bulunulmuş, o da oturup eski şûralarda neler konuşulduğunu araştırmış. Eğitimin önemini, şûra nedeniyle de olsa yeni kavrayabilmiş. Onu anlattı. Bu da bir gelişme!.
YÖK yoktu!
Şûranın düzenlenmesinin en önemli gerekçelerinden biri olan katsayılar konusunda, asıl muhatap YÖK ortalıkta yoktu. Açılışta ne YÖK Başkanı'nı ne de yardımcılarını görebildim. Bir ara üyelerden ilahiyatçı Halis Ayhan gözüktü, sonra o da ortadan kayboldu. 10'a yakın rektör açılışa katıldı. Katsayılar konusunun masaya yatırıldığı komisyonda ise tek rektör vardı.
Katsayı uygulaması ve bu yöndeki tartışmaların mimarı YÖK eski başkanı Kemal Gürüz ise şûraya hiç davet edilmemiş. Oysa sağlıklı bir karar verilebilmesi için YÖK'ün ve eski ve yeni başkanlarının gelip şûrayı bilgilendirmeleri gerekirdi. Neden bu konuda ısrarcı olduklarını, üyelerle paylaşmalıydılar. Yoksa, şûradan çıkacak siyasi bir kararın sorumluları arasında onlar da olacaklardır...
Milli Eğitim şûralarına her kesimden ortalama bin kişi çağrılıyor. 500'ünü açılışın dışında görmek mümkün değil. 300'ü de ara sıra toplantılara girer, çıkar. Sürekli izleyenlerin 100 kadarının ise hiç sesini duymazsınız. Karar alanların çoğu ise bakanlık tarafından organize edilen isimler. Yani geneli yansıtıyor gibi gözükse de alınan kararlar, dar bir katılımcının ürünü. Bu yüzden son gün yapılan genel kurul çok önemli. Komisyonların aldığı kararlar genel kurulun onayına sunuluyor. İşte bu nedenle, ilk gün şûrayı teşrif etmeyen Cumhurbaşkanı Sezer ve YÖK Başkanı Teziç'in, en azından son gün gelip bu konulardaki duyarlılıklarını dile getirmesi gerekiyor. Aynı şekilde Başbakan Erdoğan'ın da...
Özetin özeti: Katsayı konusunda inada gerek yok. Bu konuda ne hükümet ne de YÖK, öğrenciden ve çözümden yana. Umarız şûra orta noktayı bulur. Başkanlık divanlarının seçimi objektif ve umut vericiydi...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|